Menü
Aronya (Aronia melanocarpa), Kuzey Amerika kökenli, kara meyveli bir çalı türü olup ülkemize yeni giren alternatif meyvelerden biridir. Türkiye'de ticari yetiştiriciliği görece kısa bir geçmişe sahiptir; ilk deneme bahçeleri 2012 yılından itibaren Yalova ve Sakarya çevresinde kurulmuş, alınan olumlu sonuçların ardından üretim Marmara'dan Karadeniz'e ve Trakya'ya doğru yayılmıştır. Bugün Yalova, Bursa, Bolu, Tokat, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ gibi iller aronya açısından öne çıkan üretim merkezleridir. Tarımsal araştırma kurumlarının farklı ekolojilerde yürüttüğü çeşit ve adaptasyon çalışmaları, bitkinin ülkemizin kuzey ve iç kesimlerinde başarıyla yetişebildiğini ortaya koymuştur. Aronyayı üreticiler için cazip kılan en önemli özellik, soğuğa karşı yüksek dayanıklılığı ve bakım kolaylığıdır. Kışın çok düşük sıcaklıklara dirençli olması, geç ilkbahar donlarının sık görüldüğü iç bölgelerde bile meyve tutumunu güvence altına alır. Bitki toprak konusunda fazla seçici değildir, ancak hafif asidik, geçirgen ve organik maddece zengin topraklarda daha verimli olur. Dikimden sonra genellikle ikinci veya üçüncü yıldan itibaren ürün vermeye başlar ve uzun yıllar ekonomik verim sürdürür. Meyvenin yüksek antosiyanin ve antioksidan içeriği, onu gıda takviyesi, meyve suyu, kuru meyve ve doğal renklendirici sektörü için aranan bir hammadde haline getirmiştir. Bu durum, küçük ve orta ölçekli işletmeler için katma değerli bir üretim fırsatı sunmaktadır. Yine de pazarın henüz oturmamış olması ve taze tüketimde buruk tadın tüketici alışkanlığını sınırlaması nedeniyle, bahçe kurmadan önce alıcı ve işleme kanallarının netleştirilmesi yerinde olur.
Aronya tohumla değil, köklü fidanla tesis edilir. Dikim için yaprak dökümünden sonra, bitkinin dinlenme dönemindeki sonbahar ve erken ilkbahar uygun dönemlerdir. Kar yükünün ağır olmadığı, kışı ılıman geçen yerlerde sonbahar dikimi tercih edilir; çünkü fidan kışı toprakta geçirerek ilkbaharda daha hızlı tutar. Geç ve sert donların görüldüğü iç bölgelerde ise erken ilkbahar dikimi daha güvenlidir. Dikim öncesi arazi çalı, taş ve köklerden temizlenip derince işlenmelidir. Sıra arası ve sıra üzeri mesafe, makineli hasat yapılıp yapılmayacağına göre belirlenir; makineli hasatta sıralar daha geniş, ocak (çalı formu) yetiştiricilikte daha dar tutulur.
Üretim materyali olarak sertifikalı ve sağlıklı köklü fidan kullanılması esastır; aronya pratikte tohumla değil, çelik, daldırma ve doku kültürü gibi vejetatif yöntemlerle üretilen fidanlarla çoğaltılır. Bu yöntem, çeşit özelliklerinin ve verimin korunmasını sağlar. Fidan alırken çeşidin bölge iklimine uygunluğu, kök sisteminin gelişmiş ve hastalıksız olması önemlidir. Ülkemizde üzerinde durulan çeşitler genellikle iri ve koyu meyveli, işlemeye uygun tiplerdir. Güvenilir fidan temini için kayıtlı fidancılık işletmeleri ve araştırma enstitüleriyle çalışmak, yanlış veya isimsiz materyal riskini azaltır.
Gübreleme planı mutlaka dikim öncesi yapılan toprak analizine dayandırılmalıdır. Analiz, toprağın pH değerini, organik madde durumunu ve besin elementi eksikliklerini ortaya koyar; gübreleme buna göre şekillendirilir. Aronya organik maddece zengin toprakları sevdiğinden, dikim öncesi yanmış ahır gübresi veya kompost ile toprağın iyileştirilmesi faydalıdır. Verim çağındaki bitkilerde besin ihtiyacı yıl içinde dönemlere bölünerek karşılanır. Spesifik dozlar bölge toprağına ve yaprak analizine göre ziraat mühendisi tarafından belirlenmelidir; gözü kapalı, sabit reçeteli gübrelemeden kaçınılmalıdır.
Aronya kurağa görece dayanıklı olsa da, düzenli ve dengeli sulama meyve iriliği ile verimi belirgin biçimde artırır. Özellikle çiçeklenme, meyve tutumu ve meyve iriliğinin geliştiği yaz aylarında su stresi yaşatılmamalıdır. Kök bölgesinde su birikmesine ve durgun nemliliğe ise tahammülü düşüktür; bu nedenle drenajı iyi topraklar şarttır. En verimli ve su tasarrufu sağlayan yöntem damla sulamadır. Damla sistem, suyu doğrudan kök bölgesine vererek yaprakların ıslanmasını ve buna bağlı mantari hastalık riskini azaltır. Toprak yüzeyinin malçlanması nemi korur ve sulama aralığını uzatır.
Hasat, çeşide ve bölgeye göre değişmekle birlikte genellikle Ağustos sonundan Eylül ayına doğru yapılır. Meyveler tamamen koyu siyah rengini aldığında, hafifçe yumuşadığında ve buruk tadı azalıp şekerlenme başladığında olgunlaşmış sayılır. Salkım halinde olgunlaşması elle hasadı kolaylaştırır; geniş ölçekli bahçelerde frenküzümü tipi makineli hasat da uygulanabilir. Bitki dikimden sonra genellikle ikinci ya da üçüncü yıldan itibaren ürün vermeye başlar, ilerleyen yıllarda verim artarak kararlı hale gelir. Hasat edilen meyveler taze tüketim yanında meyve suyu, kurutma, reçel ve gıda takviyesi olarak değerlendirilir.
Aronya tohumla değil, köklü fidanla tesis edilir. Dikim için yaprak dökümünden sonra, bitkinin dinlenme dönemindeki sonbahar ve erken ilkbahar uygun dönemlerdir. Kar yükünün ağır olmadığı, kışı ılıman geçen yerlerde sonbahar dikimi tercih edilir; çünkü fidan kışı toprakta geçirerek ilkbaharda daha hızlı tutar. Geç ve sert donların görüldüğü iç bölgelerde ise erken ilkbahar dikimi daha güvenlidir. Dikim öncesi arazi çalı, taş ve köklerden temizlenip derince işlenmelidir. Sıra arası ve sıra üzeri mesafe, makineli hasat yapılıp yapılmayacağına göre belirlenir; makineli hasatta sıralar daha geniş, ocak (çalı formu) yetiştiricilikte daha dar tutulur.
Gübreleme planı mutlaka dikim öncesi yapılan toprak analizine dayandırılmalıdır. Analiz, toprağın pH değerini, organik madde durumunu ve besin elementi eksikliklerini ortaya koyar; gübreleme buna göre şekillendirilir. Aronya organik maddece zengin toprakları sevdiğinden, dikim öncesi yanmış ahır gübresi veya kompost ile toprağın iyileştirilmesi faydalıdır. Verim çağındaki bitkilerde besin ihtiyacı yıl içinde dönemlere bölünerek karşılanır. Spesifik dozlar bölge toprağına ve yaprak analizine göre ziraat mühendisi tarafından belirlenmelidir; gözü kapalı, sabit reçeteli gübrelemeden kaçınılmalıdır.
Aronya kurağa görece dayanıklı olsa da, düzenli ve dengeli sulama meyve iriliği ile verimi belirgin biçimde artırır. Özellikle çiçeklenme, meyve tutumu ve meyve iriliğinin geliştiği yaz aylarında su stresi yaşatılmamalıdır. Kök bölgesinde su birikmesine ve durgun nemliliğe ise tahammülü düşüktür; bu nedenle drenajı iyi topraklar şarttır. En verimli ve su tasarrufu sağlayan yöntem damla sulamadır. Damla sistem, suyu doğrudan kök bölgesine vererek yaprakların ıslanmasını ve buna bağlı mantari hastalık riskini azaltır. Toprak yüzeyinin malçlanması nemi korur ve sulama aralığını uzatır.
Hasat, çeşide ve bölgeye göre değişmekle birlikte genellikle Ağustos sonundan Eylül ayına doğru yapılır. Meyveler tamamen koyu siyah rengini aldığında, hafifçe yumuşadığında ve buruk tadı azalıp şekerlenme başladığında olgunlaşmış sayılır. Salkım halinde olgunlaşması elle hasadı kolaylaştırır; geniş ölçekli bahçelerde frenküzümü tipi makineli hasat da uygulanabilir. Bitki dikimden sonra genellikle ikinci ya da üçüncü yıldan itibaren ürün vermeye başlar, ilerleyen yıllarda verim artarak kararlı hale gelir. Hasat edilen meyveler taze tüketim yanında meyve suyu, kurutma, reçel ve gıda takviyesi olarak değerlendirilir.
Aronya yetiştiriciliğinde başlıca Kök ve kök boğazı çürüklüğü, Yaprak lekesi, Külleme görülebilir. Belirtiler ve mücadele için ruhsatlı ürün kullanılmalı, İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne danışılmalıdır.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni