Menü
Yem bitkileri, hayvancılık işletmesinin en büyük gider kalemi olan kaba yem ihtiyacını kendi tarlanızda üretmenin en ekonomik yoludur. Bir süt sığırı işletmesinde maliyetin yarıdan fazlası yeme gider; kaliteli yoncayı, fiği ve silajlık mısırı kendiniz yetiştirdiğinizde hem yem masrafını ciddi biçimde düşürür hem de hayvanlarınızın süt ve et verimini artırırsınız. Bu bitkiler yalnızca yemlik değildir; baklagil olan yonca ve fiğ, havanın azotunu toprağa bağlayarak bir sonraki ürüne hazır, bereketli bir tarla bırakır. Bu rehberde Türkiye koşullarında en çok yetiştirilen üç yem bitkisinin toprak hazırlığından ekimine, biçim zamanından silaj yapımına ve münavebedeki yerine kadar tüm pratik süreci, sahadaki gerçek deneyime dayanarak adım adım anlatıyoruz.
Üç bitki birbirinin rakibi değil, birbirini tamamlayan parçalarıdır. Yonca çok yıllık bir baklagildir; bir kere ektiğinizde toprağın ve bakımın durumuna göre 4 ila 8 yıl tarlada kalır, yılda bölgeye göre 3 ila 6 biçim verir ve protein bakımından en zengin kaba yemdir. Sürekli sulama imkânı olan, süt sığırcılığı yapan işletmeler için vazgeçilmezdir. Fiğ tek yıllık bir baklagildir; genellikle kışlık olarak ekilip ilkbaharda hasat edilir, buğday ya da yulafla karışık ekildiğinde hem otu diklenir hem verimi artar. Sulama imkânı kısıtlı, nadas alanını değerlendirmek isteyen ya da münavebeye baklagil sokmak isteyen çiftçi için idealdir. Silajlık mısır ise enerji deposudur; proteini yoncaya göre düşük ama nişasta ve enerji bakımından çok yüksektir, dekardan en fazla kuru madde veren bitkidir. Rasyonu dengelemek için mantık şudur: protein için yonca veya fiğ, enerji için silajlık mısır. Küçük işletmeler çoğu zaman tek bitkiye sıkışır; oysa birkaç dekar yonca ile birkaç dekar silajlık mısırı birlikte yetiştirmek, dışarıdan yem alımını en aza indirir.
Yoncada başarının yüzde ellisi ekim öncesi belirlenir, çünkü yıllarca kalacak bir bitkiyi ekiyorsunuz. Yonca nötr ve hafif kireçli toprakları (pH 6,5 ila 7,5 arası) sever; asit topraklarda kök yakıcı bakteriler çalışmaz ve bitki sararır. Bu yüzden ekimden önce mutlaka toprak analizi yaptırın; asit toprağa analiz sonucuna göre kireç verilmesi gerekebilir. Tohum yatağı çok iyi hazırlanmalı, bastırılmalı ve tozdan arınmış olmalıdır; çünkü yonca tohumu çok küçüktür ve derine giderse çıkamaz. İdeal ekim derinliği 1 ila 2 santimetredir, daha derine kesinlikle kaçmayın. Dekara genellikle 2,5 ila 3,5 kilogram tohum yeterlidir; fazla tohum boşa gider. En kritik ipucu şudur: yoncayı yeni ekilecek tarlaya ilk kez ekiyorsanız tohumu, kök nodüllerini oluşturacak Rhizobium bakterisiyle aşılayın (inokülasyon). Bu bakteri toprakta yoksa bitki havadan azot bağlayamaz ve gübreye muhtaç kalır. Ekim zamanı bölgeye göre değişir: kışı ılıman geçen Ege, Akdeniz ve Güneydoğu'da sonbahar ekimi (eylül-ekim) tercih edilir; kışı sert geçen İç Anadolu ve Doğu'da ilkbahar ekimi (mart-nisan) daha güvenlidir, çünkü genç yonca kışa dayanamaz.
Fiğ, yoncaya göre çok daha basit ve affedici bir bitkidir; bu yüzden yem bitkisine yeni başlayan çiftçi için iyi bir giriştir. Türkiye'de en yaygın olanı adi fiğ ile Macar fiğidir. Fiğin tek başına ekildiğinde en büyük sorunu, otunun yatması ve yerde çürümesidir; bu yüzden geleneksel ve en sağlıklı yöntem fiği bir tahılla, çoğunlukla yulaf, arpa ya da tritikale ile karışık ekmektir. Tahıl bitkisi fiğin sarılıp yukarı tırmanacağı bir iskele görevi görür, ot havadar durur, biçim kolaylaşır ve karışım hem proteince hem enerjice dengeli bir yem verir. Pratik karışım oranı olarak yaklaşık üçte iki fiğ, üçte bir tahıl tohumu kullanılır ama bunu kendi tarlanızın verimine göre ayarlayın. Kışlık fiğ, kışı ılıman bölgelerde ekim-kasım ayında ekilir ve ilkbaharda biçilir; yazlık ekim ise kar kalkınca yapılır. Fiğ de bir baklagil olduğu için ilk kez ekilen tarlada tohum aşılaması faydalıdır. Ekim derinliği 3 ila 5 santimetredir. Fiğ kendi azotunu ürettiği için bol azotlu gübreye ihtiyaç duymaz; sadece başlangıçta az miktar fosforlu gübre kök gelişimini destekler.
Silajlık mısır, tanelik mısırdan farklı olarak bitkinin tamamı (sap, yaprak, koçan birlikte) hasat edildiği için dekardan alınan yeşil kütle önem taşır. Verim isteyen bir bitkidir; su, sıcaklık ve gübre üçlüsü tam olmalıdır. Toprak sıcaklığı 12 dereceyi geçince, genellikle nisan sonu ile mayıs ortasında ekilir; buğday hasadından sonra ikinci ürün olarak da haziranda ekilebilir ve bu Çukurova ile Ege'de yaygın bir uygulamadır. Sıra arası 70 santimetre, sıra üzeri 15 ila 18 santimetre olacak şekilde pnömatik mibzerle ekilirse dekarda hedeflenen bitki sıklığına ulaşılır; sıklık verimin anahtarıdır, seyrek ekim düşük verim demektir. Silajlık mısır çok su ister, özellikle tepe püskülü çıkışı ve döllenme döneminde susuz kalırsa verim çöker; damla sulama hem suyu hem gübreyi ekonomik kullandırdığı için giderek yaygınlaşıyor. Silajlık çeşit seçerken uzun boylu, bol yapraklı, geç olgunlaşan (yüksek FAO grubu) çeşitler tercih edilir çünkü bunlar daha çok yeşil kütle verir. Tohumluk seçiminde bölgenizin vejetasyon süresine uygun, tescilli çeşitleri tercih edin; bunun için ziraat odanıza veya il tarım müdürlüğüne danışabilirsiniz.
Yem bitkilerinde en sık yapılan hata yanlış biçim zamanıdır ve bu hata yılların emeğini boşa çıkarır. Temel kural şudur: bitki olgunlaştıkça verim (kütle) artar ama kalite (protein, sindirilebilirlik) hızla düşer. Doğru zaman bu ikisinin kesiştiği andır. Yoncada altın kural, bitki tomurcuklanma döneminin sonu ile çiçeklenmenin en başında, yani tarlada yer yer ilk çiçekler görüldüğünde biçmektir. Geç biçerseniz sap odunlaşır, hayvan yemez, protein düşer; erken biçerseniz verim düşük olur ve bitkinin kök rezervi tükenir. Yoncada bir başka kritik nokta, son biçimi kışa girmeden yaklaşık 4 ila 6 hafta önce yapıp bitkiye kışa hazırlanacak enerjiyi depolama fırsatı vermektir; son ana kadar biçilen yonca kıştan zayıf çıkar. Fiğ karışımında ideal biçim, tahılın başaklanma başlangıcı ile fiğin çiçeklenme dönemidir. Silajlık mısırda ise ölçüt tanenin süt olum ile hamur olum arası, yani bitkinin bütününde kuru madde oranının yaklaşık yüzde otuz üç dolayına ulaştığı dönemdir; erken hasatta silaj sulu olup suyu sızar, geç hasatta ise nişasta sertleşip sindirilemez ve silaj iyi sıkışmaz.
Biçtiğiniz otu doğru saklamazsanız tarladaki emeğiniz depoda çürür. İki temel yöntem vardır. Kuru ot (kuru yonca, kuru fiğ) yapımında ot biçildikten sonra tarlada kurumaya bırakılır ve nem oranı yaklaşık yüzde on beş ila on sekize düşünce balyalanır. Buradaki en büyük risk yaprak kaybıdır; yoncanın proteininin çoğu yapraktadır ve ot fazla kuruyup kırılgan hale gelince yapraklar dökülür, elinizde sapları kalır. Bu yüzden balyalamayı sabahın erken saatlerinde, ot hafif nemliyken yapmak yaprağı korur. Nemli balyalanan ot ise küflenir, ısınır ve yangın riski bile doğurur. Silaj ise otun oksijensiz ortamda ekşiyerek (fermantasyonla) saklanmasıdır; en çok silajlık mısırda, ayrıca yoncada da uygulanır. Başarının sırrı iyi sıkıştırma ve havayı tamamen kesmektir; silo çukuru ya da yığını iyi bastırılıp örtülmezse içeri giren hava küfe ve bozulmaya yol açar. Uygun kuru maddede hasat, ince kıyım, sıkı bastırma ve hava geçirmez örtü dört temel kuraldır. Yağışlı bölgelerde kurutma zor olduğu için silaj, kurak bölgelerde ise kuru ot çoğu zaman daha pratiktir.
Yem bitkileri sadece hayvanı beslemez, toprağı da besler ve bu çoğu çiftçinin gözden kaçırdığı en büyük kazançtır. Yonca ve fiğ baklagildir; kökündeki nodüllerde yaşayan bakteriler havanın serbest azotunu alıp toprağa bağlar. Bir yonca tarlası söküldüğünde toprakta ardından ekilecek buğday veya mısır için ciddi miktarda hazır azot bırakır; bu, bir sonraki üründe gübre masrafını azaltır. Ayrıca yoncanın metrelerce derine inen kazık kökü sıkışmış alt katmanları çatlatır, toprağı havalandırır ve derinden çektiği besinleri yüzeye taşır. Sürekli aynı tahılın ekildiği tarlalarda çoğalan hastalık etmenleri, yabancı otlar ve zararlılar, araya bir baklagil yem bitkisi sokulduğunda döngüsü kırıldığı için azalır. Pratik bir münavebe örneği: birkaç yıl yonca, ardından mısır veya buğday, sonra tekrar bir baklagil şeklinde kurulan döngü hem toprağın verimini yükseltir hem ilaç ve gübre bağımlılığını düşürür. Yani yem bitkisi ektiğinizde bir taşla iki kuş vurursunuz: ahırınıza yem, tarlanıza gübre. Bu döngüsel yaklaşım, uzun vadede toprağın organik maddesini koruyan sürdürülebilir bir çiftçiliğin temelidir.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni