Menü
Yaprakların sararması, bitkinin çiftçiye gönderdiği en erken ve en görünür uyarı sinyalidir. Türkçede buna kloroz denir ve tek başına bir hastalık değil, altta yatan onlarca farklı sorunun ortak belirtisidir. Aynı sarı renk; azot yetersizliğinden de, kökün suda boğulmasından da, demir alımının bozulmasından da kaynaklanabilir. Bu yüzden yaprağa bakıp hemen gübre atmak çoğu zaman parayı ve zamanı boşa harcatır, bazen sorunu büyütür. Doğru yaklaşım, sararmanın hangi yapraklarda başladığını, damar ile yaprak eti arasındaki farkı, toprağın nemini ve son sulama geçmişini birlikte okumaktır. Bu rehberde yaprak sararmasının başlıca nedenlerini, birbirinden nasıl ayırt edileceğini ve Türkiye koşullarında sık yapılan teşhis hatalarını pratik biçimde ele alıyoruz.
Teşhiste en güçlü ipucu, sararmanın bitkinin neresinde başladığıdır. Bunun sebebi besin elementlerinin bitki içinde hareketli olup olmamasıdır. Azot, fosfor, potasyum ve magnezyum gibi hareketli elementler eksik olduğunda bitki bunları yaşlı alt yapraklardan söküp genç uç yapraklara taşır. Sonuçta sararma alttan başlar, uç taze kalır. Demir, çinko, manganez ve kükürt gibi hareketsiz elementler ise yaşlı yapraktan çekilemediği için eksiklik önce en genç uç yapraklarda ve büyüme noktasında görülür, alt yapraklar yeşil kalır. Tarlada ilk yapmanız gereken, bitkiye tepeden ve dipten bakıp sararmanın yönünü belirlemektir. Bu tek gözlem, muhtemel nedenleri yarı yarıya daraltır ve boşa gübreleme riskini ciddi biçimde azaltır.
Azot bitkinin en çok tükettiği elementtir ve eksikliği klasik bir tablo oluşturur. Sararma en yaşlı alt yapraklarda başlar, tüm yaprağı damarıyla birlikte soluk yeşilden sarıya doğru tekdüze kaplar. Bitki genelde bodur kalır, büyüme yavaşlar, yapraklar küçülür ve renk soluklaşır. Azot yağışlı geçen dönemlerde yıkanarak kök bölgesinden uzaklaşabilir, özellikle kumlu ve hafif topraklarda hızla eksilir. Bol saman veya olgunlaşmamış organik madde karıştırılan tarlalarda mikroorganizmalar azotu geçici olarak kullandığından bitki azotsuz kalabilir. Serin ve ıslak topraklarda kök azotu iyi alamaz, bu da geçici sarılık yapar ve hava ısınınca kendiliğinden düzelir. Azot takviyesi gerektiğinde toprak analizine ve bitkinin gelişme dönemine göre karar verilmeli, gözü kapalı yüksek doz atmaktan kaçınılmalıdır.
Demir klorozu Türkiye tarımının en sık görülen ve en çok yanlış teşhis edilen sorunlarından biridir. Ayırt edici işareti çok nettir: sararma en genç uç yapraklarda başlar, yaprak eti sararırken damarlar belirgin biçimde yeşil kalır, yani ağ gibi bir görüntü oluşur. İleri durumda yaprak neredeyse beyazlaşır ve kenarlardan kavrulur. Dikkat çekici nokta şudur ki demir klorozu çoğu zaman toprakta demir olmamasından değil, kireçli ve yüksek pH'lı topraklarda demirin bitki tarafından alınamamasından kaynaklanır. Aşırı sulama, ağır ve havasız topraklar ve yüksek kireç bu alımı daha da zorlaştırır. Bu yüzden yalnızca topraktan demir vermek çoğu kez işe yaramaz. Meyve ağaçları, üzüm, turunçgil ve bazı sebzeler bu soruna özellikle yatkındır. Kalıcı çözüm toprak pH'ı ve drenaj yönetiminden geçer.
Magnezyum klorofilin tam merkezinde yer alır, dolayısıyla eksikliği doğrudan yeşil rengin kaybı demektir. Demir klorozuna benzese de iki önemli farkı vardır: magnezyum hareketli olduğu için sararma yaşlı alt yapraklarda başlar ve damar arası dokular sararırken damar boyu ve yaprak kenarları bir süre daha yeşil kalır, yaprakta balık kılçığı benzeri bir desen oluşur. İleri aşamada sararan bölgeler kızarabilir veya morarabilir. Magnezyum eksikliği kumlu, asidik ve yoğun potasyum gübrelemesi yapılan topraklarda sıkça görülür, çünkü fazla potasyum magnezyumun alımını baskılar. Domates, biber, patates, üzüm ve turunçgilde belirgindir. Teşhiste magnezyumu demirden ayırmanın anahtarı sararmanın alttan mı yoksa uçtan mı başladığına bakmaktır. Gübre kararı öncesi toprak analizi ve potasyum dengesinin gözden geçirilmesi doğru olur.
Çiftçilerin en sık düştüğü tuzak, sararan bitkiyi susuz sanıp daha çok sulamaktır. Oysa sararmanın çok yaygın bir nedeni su fazlasıdır. Toprak sürekli ıslak kaldığında kök bölgesindeki hava boşlukları suyla dolar, kökler oksijensiz kalır ve besin ile suyu ememez hale gelir. Sonuçta bitki toprakta bol azot ve su olsa bile aç ve susuz gibi davranır, yapraklar genelde alttan başlayarak soluklaşır, sarararak dökülür, kökler kararıp çürüyebilir. Bu durum ağır killi topraklarda, çukur ve su tutan tarla köşelerinde, tıkalı damla sistemlerinde ve aşırı sık sulamada görülür. Teşhis için parmağınızı toprağa birkaç santim sokup nemi kontrol edin: toprak çamur gibiyse sorun susuzluk değildir. Çözüm sulamayı azaltmak, drenajı iyileştirmek ve toprağın iki sulama arasında havalanmasına izin vermektir. Susuzluk ise tersine yapraklarda pörsüme ve kenardan kuruma yapar.
Her sararma beslenme veya sulama kökenli değildir. Toprak kaynaklı bazı mantari solgunluk etmenleri bitkinin iletim demetlerini tıkar, su ve besin yukarı çıkamaz ve yapraklar çoğu zaman tek taraflı ya da bir dalda sararıp solar. Kök çürüklükleri ve kök boğazı sorunları da benzer genel sararma yapar. Virüs hastalıkları ise damar boyu sararma, mozaik desenli lekeli sararma veya yaprakta alacalanma gibi düzensiz tablolar oluşturur ve bunlar gübreyle düzelmez. Beyaz sinek, yaprak biti, kırmızı örümcek ve tel kurdu gibi zararlılar bitki özsuyunu emerek veya kökü kemirerek noktasal ve dağınık sararmaya yol açar; bu yüzden yaprağın altını ve toprak yüzeyini mercekle kontrol etmekte fayda vardır. Beslenme eksikliği genelde tarlada geniş ve düzenli bir alanı etkilerken, hastalık ve zararlı çoğu kez ocak ocak, dağınık ve tek tük bitkilerde başlar. Hastalık şüphesinde teşhis ve mücadele için il veya ilçe tarım müdürlüğüne ya da bir bitki koruma uzmanına danışılması gerekir.
Doğru teşhis, sistemli bir gözlemle başlar. Önce sararmanın alt yapraklarda mı yoksa uç yapraklarda mı başladığını belirleyin, bu tek gözlem hareketli ve hareketsiz element ayrımını yapar. Ardından yaprağa yakından bakın: sararma damar arasında mı yoksa tüm yaprakta tekdüze mi, damarlar yeşil mi kalmış inceleyin. Toprağın nemini elle kontrol edin, çamursa su fazlası, toz gibi kuruysa susuzluk düşünün. Sararmanın tarladaki dağılımına bakın: geniş ve düzenli alan besin ya da sulama, dağınık ve ocak ocak ise hastalık veya zararlıya işaret eder. Son sulama, gübreleme ve yağış geçmişini hatırlayın; birçok geçici sarılık soğuk ve ıslak dönemin ardından hava ısınınca kendiliğinden geçer. Kesin karar için toprak ve gerektiğinde yaprak analizi yaptırın, gözle tahmine dayalı yüksek doz gübreden kaçının. Şüpheli hastalık ve zararlı durumunda numuneyle birlikte tarım müdürlüğüne başvurun. Unutmayın, aynı sarı rengin çok farklı sebepleri olabilir ve yanlış teşhisle atılan gübre çoğu zaman sorunu çözmek yerine büyütür.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni