Menü
Toprak, çiftçinin en değerli sermayesidir ve bir santimetre verimli üst toprağın doğal yollarla oluşması yüzlerce yıl alır. Ne var ki bu ince tabaka, yağmur ve rüzgarla birkaç sezonda taşınıp gidebilir. Toprak erozyonu, üst toprağın su veya rüzgar etkisiyle yerinden koparılıp başka yere taşınmasıdır. Türkiye, eğimli arazileri, düzensiz ve şiddetli yağış rejimi, kurak iç bölgeleri ve yoğun işlemeli tarım geleneğiyle erozyona son derece açık bir ülkedir. Bu rehberde erozyonun türlerini, tarlanızda hangi belirtilerden tanıyacağınızı, verim üzerindeki gerçek maliyetini ve teraslamadan örtü bitkisine, azaltılmış toprak işlemeden rüzgar perdesine kadar sahada uygulayabileceğiniz somut önlemleri adım adım anlatıyoruz.
Erozyon, toprağın en üst ve en verimli katmanının su, rüzgar ya da yerçekimi etkisiyle bulunduğu yerden kopması ve taşınmasıdır. Kritik nokta şudur: taşınan toprak rastgele bir toprak değildir. Bitki besin maddelerinin, organik maddenin ve mikrobiyal yaşamın büyük bölümü ilk 15-25 santimetrelik üst toprakta yoğunlaşır. Erozyon önce tam bu tabakayı alır. Yani sadece toprak miktarı azalmaz, kalan toprağın kalitesi de düşer. Doğada toprak oluşumu son derece yavaştır. Uygun koşullarda bir santimetre verimli toprağın oluşması yüzlerce yıl sürebilir. Buna karşılık eğimli ve korumasız bir tarlada aynı kalınlık tek bir şiddetli sağanakta yok olabilir. Bu dengesizlik erozyonu yenilenebilir değil, pratikte geri dönüşü çok zor bir kayıp haline getirir. Türkiye için mesele özellikle ciddidir. Arazinin önemli bölümü eğimli ve engebelidir, yağışlar çoğu bölgede yılın belli aylarında kısa ve şiddetli düşer, iç bölgelerde ise kuru ve rüzgarlı iklim hakimdir. Bu koşullar hem su hem rüzgar erozyonunu aynı anda besler. Erozyonu anlamak, tarlanızın uzun vadeli üretkenliğini korumanın ilk adımıdır.
Su erozyonu en yaygın türdür ve kendi içinde kademeler halinde ilerler. İlk aşama yüzey (tabaka) erozyonudur: yağmur suyu ince bir film halinde tüm yüzeyi eşit biçimde sıyırır, bu yüzden fark edilmesi en zor olanıdır. Toprak açık renk almaya başlamışsa ya da tarlanın tepe kısımları alt kısımlara göre daha az ürün veriyorsa yüzey erozyonu çalışıyor demektir. Su bir noktada toplanmaya başlayınca oyuntu (parmak) erozyonu ortaya çıkar; bunlar sürümle kapanabilen küçük su yataklarıdır. Bu oyuntular yıldan yıla derinleşip makineyle geçilemeyecek hale gelirse dere (sel yarıntısı) erozyonuna dönüşür ki bu, tarla arazisi kaybının en gözle görülür ve en tehlikeli halidir. Ayrıca yamaçlarda toprağın kütle halinde kayması şeklinde kütle hareketleri de görülür. Rüzgar erozyonu ise özellikle İç Anadolu, Güneydoğu ve Konya Ovası gibi kurak, düz ve açık alanlarda etkilidir. Toprak yüzeyi kuru, çıplak ve ince taneli olduğunda rüzgar en verimli parçacıkları havalandırıp taşır. Ekim sonrası çıplak kalan tarlalarda ve nadas alanlarında en çok bu tür yaşanır. Kıyı ve akarsu boylarında ise su akışının kıyıyı yemesiyle oluşan kıyı erozyonu söz konusudur.
Erozyonun temelinde iki doğal etken vardır: suyun ve rüzgarın enerjisi. Ama bu enerjinin toprağa zarar verip vermemesini büyük ölçüde arazinin durumu ve çiftçinin uygulamaları belirler. En belirleyici faktör toprak yüzeyinin örtülü mü yoksa çıplak mı olduğudur. Bitki örtüsü, anız ya da bitki artığı, yağmur damlasının darbesini keser ve suyun hızını düşürür. Çıplak toprak ise tamamen savunmasızdır. Eğim, erozyon riskini katlar. Yamaç dikleştikçe ve eğimli mesafe uzadıkça suyun kazandığı hız ve taşıma gücü hızla artar. Bu yüzden aynı yağış, düz bir tarlada zararsızken eğimli bir tarlada dere açabilir. Tarımsal hataların başında yamaç yönünde, yani eğime paralel değil eğim boyunca sürüm gelir. Aşağı yukarı açılan her karık, suya hazır bir kanal sunar. Toprağı gereğinden fazla, çok ince ve çok sık işlemek toprak yapısını dağıtır, agregatları parçalar ve yüzeyi hem suya hem rüzgara açık bırakır. Organik maddesi tükenmiş, sıkışmış toprak suyu içine alamaz, su yüzeyden akar ve toprağı sürükler. Anızın yakılması, aşırı otlatma ve tarla sınırlarındaki çalı ve ağaçların temizlenmesi de koruyucu örtüyü ortadan kaldırarak riski büyütür.
Erozyonun en somut zararı verim düşüşüdür ve bu genellikle sinsi ilerler. Üst toprak inceldikçe bitkinin kök bölgesi daralır, su ve besin depolama kapasitesi azalır. Çiftçi bunu çoğu zaman erozyon olarak değil, giderek artan gübre ihtiyacı olarak yaşar. Aynı ürünü almak için her yıl biraz daha fazla girdi harcamak zorunda kalırsınız; bu, saklı ama sürekli büyüyen bir maliyettir. Erozyon tarlanın besin ve organik madde deposunu boşaltır. Taşınan üst toprakla birlikte azot, fosfor ve organik madde de gider. Geriye kalan toprak daha fatih, daha killi ya da taşlı, işlemesi zor ve su tutmayan bir yapıya döner. Toprağın su alma kabiliyeti düştükçe kuraklığa dayanıklılık da azalır, aynı kurak dönem erozyona uğramış tarlada çok daha ağır hasar verir. Zarar tarla sınırında bitmez. Taşınan toprak dere yataklarını, sulama kanallarını ve göletleri doldurur; bu, sulama ve taşkın altyapısına yük bindirir. Dere erozyonu ilerlediğinde ise doğrudan ekilebilir arazi kaybı yaşanır, makineyle geçilemeyen yarıklar tarlayı fiilen küçültür. Tüm bunlar bir araya geldiğinde erozyon, arazinin hem yıllık gelirini hem de uzun vadeli satış değerini aşağı çeken bir sorundur.
Su erozyonuyla mücadelenin altın kuralı basittir: suyu durdurmaya çalışmayın, yavaşlatın ve toprağa sızmasına zaman tanıyın. Bunun en temel yolu, işlemeyi ve ekimi eğime dik, yani tesviye eğrilerine paralel yapmaktır. Bu yönde açılan her sıra ve karık, aşağı akan suyun önünde küçük bir set gibi davranır, hızını keser ve suyu yatay olarak tutar. Uygulaması neredeyse maliyetsizdir, sadece sürüm yönünü değiştirmek yeterlidir ve hafif eğimli tarlalarda tek başına ciddi fayda sağlar. Eğim arttıkça tek başına eğime dik ekim yetmez; teraslama devreye girer. Teras, yamacı basamaklandırarak uzun ve dik eğimi kısa ve düz parçalara böler, böylece suyun hız kazanacağı mesafeyi kısaltır. Türkiye'nin dağlık bağ, zeytin, fındık ve meyve bölgelerinde geleneksel taş duvarlı seki terasları yüzyıllardır bu işi görür. Var olan terasları ve taş duvarları korumak, yıkılanları onarmak çoğu zaman yeni tesis yapmaktan daha akıllıcadır. Daha az dik arazilerde toprak setler, saptırma hendekleri ve otlandırılmış su yolları kurulabilir. Amaç, fazla suyu tarlayı oymadan, kontrollü biçimde güvenli bir çıkışa yönlendirmektir. Teraslama ve arazi düzenleme, eğim ve toprak yapısına göre mühendislik gerektirdiğinden, geniş ölçekli işlerde il ya da ilçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile ziraat odasından teknik destek almak, yanlış planlanmış bir terasın kendisinin erozyon kaynağına dönüşmesini önler.
Erozyona karşı en ucuz ve en etkili kalkan, toprağı hiçbir zaman uzun süre çıplak bırakmamaktır. Çıplak toprak, yağmur damlasının doğrudan çarptığı ve rüzgarın serbestçe kaldırdığı bir yüzeydir. Canlı ya da ölü bir örtü bu darbeyi keser. Örtü (yeşil gübre) bitkileri bu işin merkezindedir. Ana ürünün olmadığı dönemde, özellikle sonbahardan ilkbahara kadar tarlayı boş bırakmak yerine fiğ, yonca, korunga, çavdar, tritikale gibi bitkiler ekilir. Bunların yoğun kök ağı toprağı fiziksel olarak bağlar, yaprakları yüzeyi örter ve bitki toprağa karıştırıldığında organik madde ekleyerek toprağın su tutma ve sızdırma kapasitesini artırır. Baklagil örtü bitkileri ayrıca toprağa azot kazandırarak sonraki ürünün gübre ihtiyacını azaltır. Anız yönetimi de en az bunun kadar önemlidir. Hasat sonrası kalan sap ve anızı yakmak yerine tarlada tutmak, yüzeyi bir örtüyle kaplar ve rüzgar erozyonunu belirgin şekilde düşürür. Anız yakmak zaten mevzuata aykırıdır ve toprağın organik maddesini, yüzeydeki faydalı canlılığı yok eder. Bahçe ve sıra bitkilerinde ise malçlama, yani toprağı saman, bitki artığı ya da uygun malzemeyle örtmek, hem erozyonu azaltır hem toprak nemini korur hem de yabancı ot baskısını düşürür.
Geleneksel yoğun sürüm, toprağı derin işleyip alt üst eder ve yüzeyi tamamen çıplak, ince ve gevşek bırakır. Bu görüntü tarla için hazırlanmış gibi görünse de erozyon açısından en kırılgan durumdur. Toprak agregatları parçalanmış, koruyucu örtü kaldırılmıştır; ilk yağmur ya da ilk kuvvetli rüzgar en verimli parçacıkları alıp götürebilir. Azaltılmış toprak işleme ve doğrudan ekim (anıza ekim) bu mantığı tersine çevirir. İşleme sayısı ve derinliği en aza indirilir, hatta doğrudan ekimde toprak hiç devrilmeden, önceki ürünün anızı üzerine özel mibzerle doğrudan tohum bırakılır. Böylece yüzeydeki bitki artığı örtüsü bozulmadan kalır, toprağın doğal yapısı ve kanalları korunur, su yüzeyden akıp gitmek yerine içeri sızar. Bu sistemin faydaları erozyonla sınırlı değildir. Daha az geçiş, daha az yakıt ve işçilik, dolayısıyla daha düşük maliyet demektir. Toprak nemi korunduğu için kurak bölgelerde su avantajı sağlar, zamanla organik madde ve toprak canlılığı artar. Geçiş her zaman tek sezonda mükemmel sonuç vermez; toprak yeni sisteme alışırken uygun ekipman, doğru ürün rotasyonu ve iyi bir yabancı ot yönetimi gerekir. Bu yönteme geçmeyi düşünüyorsanız, kendi bölgenizde uygulayan çiftçilerin deneyimlerini görmek ve ilçe müdürlüğü ile ziraat odasından danışmanlık almak geçişi kolaylaştırır.
Rüzgar erozyonunun hakim olduğu açık ovalarda en etkili yapısal önlem rüzgar perdeleridir. Tarla sınırlarına ve hakim rüzgar yönüne dik olarak dikilen ağaç ve çalı şeritleri, rüzgarın hızını yerden itibaren kırar. İyi tasarlanmış bir perde, kendi yüksekliğinin birkaç katı kadar mesafeyi arkasında koruma altına alır. Perdenin tümüyle sık olması şart değildir; rüzgarı tamamen durduran değil, süzüp yavaşlatan yarı geçirgen bir yapı en iyi sonucu verir. Bölgeye uyumlu, derin köklü ve dayanıklı türler tercih edilmeli, perdeler hem toprağı korur hem gölge, odun ve arı için kaynak sağlar. Ürün rotasyonu ve şerit ekim de güçlü araçlardır. Toprağı sürekli çıplak bırakan tek yıllık bitkilerle, toprağı sıkıca örten çok yıllık yem bitkilerini dönüşümlü ekmek toprağı dinlendirir ve yapısını onarır. Eğimli arazilerde çıplak kalan sıra bitkisi şeritleriyle sık örtü sağlayan şeritleri bir arada, tesviye eğrilerine paralel ekmek suyun ve rüzgarın önünü keser. En önemlisi, bu önlemleri tek tek değil bir bütün olarak düşünmektir. Eğime dik ekim, örtü bitkisi, anız yönetimi, azaltılmış işleme ve rüzgar perdesi birbirini tamamlar ve hepsi aynı ortak amaca hizmet eder: toprağı örtülü, canlı ve yerinde tutmak. Geniş ölçekli erozyon kontrolü, arazi ıslahı ya da devlet destekli havza projeleri için Tarım ve Orman Bakanlığı, il ve ilçe müdürlükleri ile ziraat odalarının sunduğu güncel program ve teknik desteklerden yararlanmak, çabanızı hem kalıcı hem daha az maliyetli kılar.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni