Menü
Bir tarla hasat edildiğinde geriye kalan sap, saman, kabuk, budama artığı ya da ahırdan çıkan gübre çoğu işletmede sorun olarak görülür. Oysa bu maddeler doğru yönetildiğinde toprağa organik madde, hayvana yem, işletmeye enerji ve gübre olarak geri döner. Anız yakmak hem yasak hem de toprağın canlılığını ve karbonunu yok eden en pahalı yöntemdir. Bu rehberde tarımsal atıkları kompost, biyogaz, hayvan yemi ve malç olarak değerlendirmenin pratik yollarını, Türkiye koşullarında sık yapılan hataları ve döngüsel bir işletme kurmanın mantığını adım adım ele alıyoruz. Amaç, çöp gibi görülen artığı işletmenin gerçek bir kaynağına çevirmektir.
Tarımsal atık kavramı geniştir ve her birinin farklı bir kullanım yolu vardır. Bitkisel kökenli olanlar hasat sonrası tarlada kalan sap, saman, anız, mısır koçanı ve sapı, ayçiçeği tablası ve sapı, pamuk sapı, bağ ve meyve bahçesi budama artıkları, zeytin karasuyu ve pirinası, çeltik kavuzu gibi maddelerdir. Hayvansal kökenli olanlar ise büyükbaş ve küçükbaş gübresi, tavuk gübresi ve altlıktır. Bu maddeleri atık olarak görmek yerine içerdikleri değere bakmak gerekir. Örneğin bir ton buğday samanı önemli miktarda organik karbon, potasyum ve selüloz taşır; ahır gübresi ise toprağın en ucuz azot, fosfor ve mikroorganizma kaynağıdır. Yani elinizdeki artık aslında bedelini ödemeden ürettiğiniz bir ham maddedir. Değerlendirmenin ilk adımı, hangi atığın hangi yola uygun olduğunu tanımaktır: odunsu ve sert olanlar enerji ve malça, yumuşak ve azotça zengin olanlar komposta ve yeme daha yatkındır.
Türkiye'de en yaygın hata anız yakmaktır. Kısa vadede tarlayı temizlediği için pratik görünür ama gerçek maliyeti ağırdır. Yakma sırasında toprağın ilk santimetrelerindeki faydalı mikroorganizmalar, solucanlar ve tohum bankası ölür; organik madde ve topraktaki azotun bir kısmı dumanla uçar. Sürekli anız yakılan tarlalarda yıllar içinde toprak sertleşir, su tutma kapasitesi düşer ve gübre ihtiyacı artar. Üstelik anız yakmak Türkiye'de yasaktır ve idari para cezası uygulanır, komşu tarlalara ve ormanlara sıçrayan yangın riski ayrı bir sorumluluktur. Alternatif nettir: sapı balyalayıp yem veya yataklık olarak kullanmak, parçalayıcı (sap kırıcı, malçlayıcı) ile ufalayıp toprağa karıştırmak ya da anızlı toprağa doğrudan ekim yapan azaltılmış toprak işleme yöntemine geçmektir. Sapı toprağa karıştırırken bir miktar azotlu gübre eklenmesi, sapın ayrışması sırasında topraktan azot çekmesini dengeler ve sonraki ürünün açlık çekmesini önler.
Kompost, organik atıkları kontrollü koşullarda çürüterek toprağı besleyen humuslu bir malzemeye çevirme işidir ve hiçbir tesis gerektirmediği için her işletmenin uygulayabileceği en erişilebilir yöntemdir. İşin sırrı karbon ve azot dengesindedir. Sap, saman, kuru yaprak ve talaş gibi kahverengi malzemeler karbon; taze çim, sebze artığı, ahır gübresi ve mutfak artığı gibi yeşil malzemeler azot sağlar. Kabaca birkaç ölçü kahverengiye bir ölçü yeşil malzeme iyi bir başlangıçtır. Yığını çok kalın katmanlar yerine karışık ve gevşek kurmak, sıkışmayı önler. İki temel ihtiyaç havadır ve nemdir: yığın sıkılınca sünger nemliliğinde olmalı, su damlamamalıdır. Yığın birkaç gün içinde ısınır; el sokulamayacak kadar ısınması işlerin yolunda gittiğinin işaretidir. Isı düştüğünde yığını aktarmak (alt üst etmek) havalandırır ve ayrışmayı hızlandırır. Koku, sinek ve fare için et, süt ürünü ve yağ eklenmemelidir. Mevsime ve karışıma göre birkaç ay içinde koyu renkli, toprak kokan, orijinal malzemenin tanınmadığı olgun kompost elde edilir.
Biyogaz, özellikle hayvancılık yapan işletmeler için gübreyi hem enerjiye hem de daha kaliteli gübreye çeviren bir yöntemdir. Hayvan gübresi havasız bir tankta (fermentör) mikroorganizmalar tarafından parçalandığında büyük oranda metan içeren biyogaz açığa çıkar; bu gaz ısınma, pişirme ya da elektrik üretiminde kullanılabilir. Sürecin çıktısı sadece gaz değildir: fermentör dibinde kalan sıvı ve katı kısım (fermente gübre), ham gübreye göre kokusu azalmış, patojen ve yabancı ot tohumu yönünden daha güvenli, bitkinin daha kolay alabildiği bir organik gübredir. Küçük işletmeler için kompakt kubbe tipi biyogaz düzenekleri, orta ve büyük çiftlikler için tank sistemleri vardır. Biyogaz kararı verilirken günlük düzenli gübre miktarı, sıcaklık (soğukta üretim düşer) ve tesisin bakım gerektirdiği gerçeği hesaba katılmalıdır. Yatırım ve tesis ölçeği ciddi bir mühendislik konusudur; bu nedenle ölçeklendirme, tesis tipi ve varsa devlet destekleri için Tarım ve Orman Bakanlığı il müdürlükleri ile yetkili mühendislerden güncel ve resmi bilgi alınması gerekir.
Bitkisel atıkların bir kısmı hayvan beslemesinde doğrudan işe yarar. Buğday, arpa samanı ve mısır sapı geviş getiren hayvanlar için kaba yem kaynağıdır; tek başına besin değeri düşük olsa da rasyonun lif ihtiyacını karşılar ve pahalı yemin bir kısmının yerini tutar. Sap ve samanın besin değerini artırmak için silajlama ve fiziksel işlemler kullanılır. Mısır bitkisinin tamamının süt olum döneminde biçilip sıkıştırılarak havasız ortamda fermente edilmesiyle yapılan mısır silajı, sığır besisinin temel yemlerindendir. Kuru ve sert sapların ezilmesi, doğranması ya da sıcak su ve buharla işlenmesi hayvanın daha kolay tüketmesini ve sindirmesini sağlar. Yeme uygun olmayan sap ve samanlar ise ahırda yataklık olarak kullanılır; hayvanın altına serilen saman idrarı ve gübreyi emerek daha sonra komposta ya da biyogaza girecek zengin bir karışım oluşturur. Küflenmiş, ıslanıp bozulmuş ya da ilaç kalıntısı riski olan materyal hayvana verilmemelidir; küflü yem hem verimi düşürür hem hayvan sağlığını riske atar.
Malç, toprağın üzerini organik bir örtüyle kaplayarak nem kaybını azaltan, yabancı otu baskılayan ve zamanla toprağa organik madde katan basit ama etkili bir uygulamadır. Saman, kıyılmış sap, budama artıklarının parçalanmışı, yaprak ve odun talaşı malç olarak kullanılabilir. Yaz sıcağında toprağın üzeri açık kaldığında su hızla buharlaşır ve toprak sertleşir; birkaç santimlik malç örtüsü altında toprak daha uzun süre nemli, serin ve yumuşak kalır, bu da sulama ihtiyacını azaltır. Meyve bahçelerinde, bağda, sebze sıralarında ve fide diplerinde malç özellikle işe yarar. Uygularken dikkat edilecek noktalar vardır: malçı bitkinin gövdesine ve fide boğazına dayamak çürümeye yol açabilir, bu yüzden gövde dibinde küçük bir boşluk bırakmak gerekir. Odunsu ve kaba malçlar ayrışırken topraktan geçici olarak azot çekebileceğinden, sebze alanlarında ince ve azotça daha zengin malzemeler tercih edilir. Malç zamanla kendiliğinden toprağa karışır ve bir sonraki yıl solucan ile mikroorganizma faaliyetini artırır.
Tekil yöntemlerden çok daha güçlü olan yaklaşım, atıkları birbirine bağlayan bir döngü kurmaktır. Örnek bir döngü şöyle işler: tarladan çıkan sap ve saman hayvana yem ve yataklık olur; ahırdan çıkan gübre ve altlık biyogaza girer; biyogazdan enerji ve fermente sıvı gübre elde edilir; bu gübre ve kompost tekrar tarlaya verilerek bir sonraki ürünü besler. Böylece dışarıdan alınan gübre, yem ve enerji girdisi azalır, işletmenin dışa bağımlılığı ve maliyeti düşer. Küçük bir işletme bile basit bir döngü kurabilir: mutfak ve bahçe artığı ile tavuk gübresini komposta çevirmek, kompostu sebze alanına vermek, sap ve yaprağı malç yapmak. Döngüyü kurarken atık akışlarını yazılı takip etmek, hangi ayda ne kadar sap, gübre ve budama artığı çıktığını bilmek planlamayı kolaylaştırır. Unutulmaması gereken şudur: iyi yönetilen bir işletmede atık diye bir şey yoktur, sadece henüz doğru yere yönlendirilmemiş bir kaynak vardır. Değerlendirme yöntemi seçilirken işletmenin ölçeği, iş gücü ve mevcut ekipmanı belirleyici olmalıdır.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni