Menü
Süne ve kımıl, ülkemizde buğday ve arpa başta olmak üzere tahıl üretiminin en önemli zararlıları arasında yer alır. Özellikle Orta Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Geçit bölgelerinde her yıl önemli verim ve kalite kayıplarına yol açarlar. Bu iki zararlı süne (Eurygaster türleri) ve kımıl (Aelia türleri) olarak bilinen, pis kokulu böcekler grubundandır. Tehlikeleri sadece bitkiyi zayıflatmalarından değil, tane içine saldıkları salgı ile un ve ekmek kalitesini bozmalarından da kaynaklanır. Emgi zararı görmüş buğdaydan yapılan hamur cılız kalır, ekmek kabarmaz. Bu rehberde süne ve kımılın yaşam döngüsünü, tarladaki zarar biçimlerini, doğru izleme yöntemlerini, ekonomik zarar eşiğini ve çevre dostu kültürel ile biyolojik önlemleri Türkiye koşullarına göre pratik biçimde ele alıyoruz.
Süne, yaklaşık bir buçuk santimetre boyunda, geniş kalkan biçiminde, gri kahve ile toprak rengi arasında değişen bir böcektir. Kanat üstündeki üçgen bölge belirgindir ve rengi zemine göre değişebildiği için tarlada gözden kaçabilir. Kımıl ise daha küçük, ince uzun yapılı, sırtında açık ve koyu şeritler bulunan bir türdür. İkisi de dokunulduğunda keskin, pis bir koku salgılar; halk arasındaki pis kokulu böcek adı buradan gelir. Ortak yönleri her ikisinin de sivri ağız yapısıyla bitki özsuyunu emmesi ve taneyi delerek beslenmesidir. Ayırt etmenin pratik yolu şudur: sünenin gövdesi yayvan ve enli, kımılınki dar ve şerit desenlidir. Doğru tanı, izlemede ve zararın hangi türden geldiğini anlamada belirleyicidir; çünkü ikisinin ekonomik zarar eşiği ve yoğunluğu farklı olabilir. Tarla kenarında yakaladığınız örnekleri bir kutuda toplayıp ziraat mühendisine göstermek en güvenli tanı yoludur.
Süne yılda tek döl verir ve bu döngü onu anlamanın anahtarıdır. Böcek yazın sonunda tahıl tarlalarını terk edip yüksek kesimlerdeki dağ eteklerine, meşe ve çalı örtüsü altındaki yaprak döküntülerine çekilerek burada kışı geçirir. Buna kışlak denir. İlkbaharda hava ısınıp kışlak sıcaklığı belirli bir eşiği aştığında ergin süneler toplu halde uçarak ovadaki tahıl tarlalarına iner; buna kışlaktan iniş denir. İnen ergine kışlakçı ana denir; bunlar bitkide beslenip çiftleşir ve yaprak ile sap üzerine sıralı yumurtalarını bırakır. Yumurtadan çıkan yavrulara nimf denir ve beş dönem geçirerek gelişir. Yeni nesil ergin yaz başında oluşur, tahıl kuruyup hasat yaklaşınca yeniden kışlağa göç eder. Kımılın döngüsü de benzer temele oturur ancak kışlağı genellikle ova içi çok yıllık bitki örtüsü ve tarla kenarları olabilir. Bu göç takvimini bilmek, izlemeye ne zaman başlanacağını belirler.
Zarar üç ayrı dönemde üç ayrı şekilde ortaya çıkar. İlk zararı kışlaktan inen ergin süne yapar; henüz kardeşlenme ve sapa kalkma döneminde bitkinin ana sapını dip kısmından emerek beslenir. Bu emgi sonucu orta yaprak sararıp kurur, başak hiç oluşmaz veya boş ak başak halinde kalır; buna kurtboğazı ya da beyaz başak denir. İkinci zarar başaklanma döneminde başağın sap boğazından emilmesiyle olur; başak kısmen veya tamamen beyazlaşır, tane bağlamaz. Üçüncü ve en sinsi zarar süt olum ile hamur olum döneminde nimf ve yeni erginlerin doğrudan taneyi delip emmesidir. Bu emgi zararı taneyi buruşturur, cılızlaştırır ve içine böceğin salgısını bırakır. Tarlada zarar çoğu zaman kenarlardan başlar ve içe doğru ilerler, çünkü göç eden erginler önce tarla sınırına konar. Bu yüzden ilk izleme her zaman tarla kenarından yapılmalıdır.
Süne ve kımılın asıl ekonomik önemi tanedeki emgi zararından gelir. Böcek taneyi delerek beslenirken ağzından bir salgı bırakır; bu salgı içindeki maddeler hamurun yapısını oluşturan gluten ağını çözer. Sonuçta emgi görmüş buğdayla yoğrulan hamur elastikiyetini kaybeder, yumuşayıp akıcı hale gelir, kabarmaz ve ekmek yassı kalır. Emgi oranı belirli bir yüzdeyi aştığında un ekmeklik değerini yitirir ve buğday alım fiyatı düşer. Emgi görmüş tanenin dışında delik çevresinde küçük açık renkli bir halka ve içeride buruşma görülür. Çiftçi bunu basit bir yolla kontrol edebilir: bir avuç taneyi ıslak zeminde şişirip mercekle inceleyerek delikli, halkalı taneleri sayabilir. Emgi zararı hem un fabrikasında hem tohumluk kalitesinde sorun yarattığı için, hasat öncesi tanenin süt ve hamur olum döneminde korunması kalite açısından hayati önem taşır. Kalite kaybı çoğu zaman verim kaybından daha büyük ekonomik zarar doğurur.
Doğru karar ancak düzenli izleme ile verilir; kör ilaçlama hem masraf hem çevre zararıdır. İzlemeye kışlaktan iniş döneminde başlanır. Ergin sayımı için tarlanın farklı noktalarında belirli büyüklükte çerçeve alanlar seçilir ve bu alanlardaki böcekler bizzat sayılır; buna metrekarede birey sayımı denir. Nimf sayımı ise başaklanma sonrası, günün serin saatlerinde yapılır çünkü sıcakta nimfler başak içine ve dibe saklanır. Sayım tarla kenarından ve iç kısımdan ayrı ayrı yapılıp ortalama alınır. Ekonomik zarar eşiği, ilaçlı mücadelenin masrafını karşılayacak zarar düzeyini ifade eder ve ergin ile nimf için ayrı belirlenir; bu eşik değerler bölgeye ve resmi teknik talimatlara göre değişir. Bu nedenle sayım sonuçlarını il veya ilçe tarım müdürlüğü ile ziraat mühendisine iletip eşiğin aşılıp aşılmadığını birlikte değerlendirmek en doğrusudur. Eşik aşılmadan yapılan müdahale çoğu zaman gereksizdir. Sayım kayıtlarını tarih ve parselle not etmek, yıllar arası karşılaştırma için değerlidir.
Mücadelenin temeli, böceğin döngüsünü kırmaya yönelik kültürel önlemlerdir. Erkenci ve hızlı gelişen çeşitler kullanmak, tanenin süne nimfleri yoğunlaşmadan hamur oluma ulaşmasını sağlayarak emgi süresini kısaltır. Zamanında ve dengeli gübreleme ile bitkinin güçlü, hızlı gelişmesi kısmi bir kaçış sağlar; aşırı azot ise yatmaya ve zararlının barınmasına zemin hazırlar. Hasadı geciktirmemek çok önemlidir, çünkü tarlada kalan olgun buğday yeni nesil erginlere uzun beslenme fırsatı verir; erken ve hızlı hasat emgi zararını azaltır. Yabancı ot temizliği, hem kışlaklık hem de alternatif besin ortamını daraltır. Anız ve tarla kenarı bakımı, göçen böceğin barınağını azaltır. Münavebe yani ekim nöbeti ile aynı tarlaya sürekli tahıl ekmemek, popülasyonun bir arada birikmesini önler. Bu önlemler tek başına sorunu bitirmese de zararlı baskısını düşürür, ilaçlı mücadele ihtiyacını ve maliyetini azaltır. Bölgesel olarak eş zamanlı erken hasat, komşu tarlalarla birlikte uygulandığında en etkili sonucu verir.
Süne ve kımılın en güçlü doğal düşmanları, yumurtalarına saldıran çok küçük parazit arılardır; bunlara yumurta parazitoiti denir. Bu faydalı arılar süne yumurtasının içine kendi yumurtasını bırakır ve gelişen larva süne embriyosunu tüketir, böylece o yumurtadan zararlı çıkmaz. Doğal koşullarda bu parazitleme oranı yüksek olduğunda popülasyon kendiliğinden baskılanır. Ayrıca yumurta ve nimfleri avlayan çeşitli avcı böcekler, örümcekler ve tarla kuşları da doğal denge içinde rol oynar. Bu doğal dengeyi korumanın yolu bilinçsiz ve geniş etkili ilaçlamadan kaçınmaktır; çünkü rastgele yapılan ilaçlama zararlıyla birlikte faydalı parazit arıları da yok eder ve sonraki yıl zararlı patlamasına yol açabilir. Bu yüzden mücadele kararı ekonomik zarar eşiğine ve parazitlenme oranına bakılarak verilmelidir. Tarla kenarlarındaki çiçekli bitki örtüsünü tümüyle yok etmemek, faydalı böceklere barınak ve nektar sağlar. Kimyasal mücadele gerektiğinde ancak ruhsatlı ürünle, etiket talimatına uygun ve teknik eleman önerisiyle uygulanmalı, faydalıları en az etkileyecek zamanlama seçilmelidir.
Süne ve kımıl mücadelesi tek tarlanın değil, bir havzanın sorunudur; çünkü böcek kilometrelerce uçarak yayılır. Bu nedenle en başarılı sonuçlar, aynı bölgedeki üreticilerin izleme ve müdahalede birlikte hareket etmesiyle alınır; tek başına erken davranan bir çiftçinin tarlası komşu tarladan gelen göçle yeniden dolabilir. Sık yapılan hataların başında eşik aşılmadan panikle ilaçlama gelir; bu hem masraf hem de faydalı arıların kaybıdır. İkinci yaygın hata izlemenin yalnızca tarla içinden yapılıp kenarların atlanmasıdır; oysa zarar kenardan başlar. Üçüncüsü hasadı geciktirmek ve olgun buğdayı tarlada bekletmektir; bu, yeni nesle uzun beslenme imkanı verir. Nimf sayımını günün sıcak saatinde yapmak da yanıltır, çünkü nimf gizlenir ve sayı olduğundan az görünür. Son olarak her yıl aynı tarlaya tahıl ekmek popülasyonu besler. Doğru yaklaşım düzenli izleme, kayıt tutma, ziraat mühendisi ile eşik değerlendirmesi ve önce kültürel önlem, gerektiğinde teknik denetimli müdahale şeklindedir.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni