Menü
Sulama suyunun kalitesi, tarlada elde edeceğiniz verimi topraktan ve gübreden çok daha sessiz ama kalıcı bir biçimde belirler. Özellikle İç Anadolu, Konya Ovası, Harran Ovası, Ege ve Akdeniz'in kıyı kesimlerinde kuyu suyu ve drenaj suyu kullanan çiftçiler için tuzluluk, yıllar içinde toprağı yavaşça yorup verimi düşüren en önemli gizli tehdittir. Su kaynağınızdaki çözünmüş tuz miktarı arttıkça bitki kökü suyu almakta zorlanır, adeta bol su içinde susuz kalır. Bu rehberde suyun tuzluluğunu nasıl ölçeceğinizi, hangi ürünün ne kadar tuza dayandığını, yıkama ve damla sulama ile tuzu nasıl yöneteceğinizi ve toprağın tuzlanmasını nasıl önleyeceğinizi Türkiye koşullarına göre pratik biçimde ele alıyoruz.
Sulama suyunun tuzluluğu, suda çözünmüş sodyum, klor, kalsiyum, magnezyum, sülfat ve bikarbonat gibi tuzların toplam miktarını ifade eder. Bu miktarı ölçmenin en pratik yolu elektriksel iletkenliktir (EC). Su içinde ne kadar çok çözünmüş tuz varsa elektriği o kadar iyi iletir, dolayısıyla EC değeri yükselir. EC genellikle desiSiemens/metre (dS/m) veya mikroSiemens/cm (µS/cm) birimiyle verilir; 1 dS/m yaklaşık 1000 µS/cm ve kabaca 640 mg/L çözünmüş tuza denk gelir. Kaba bir çerçeve olarak: 0,7 dS/m altındaki sular çoğu ürün için sorunsuz kabul edilir, 0,7 ile 3,0 dS/m arası orta düzeyde dikkat gerektirir, 3,0 dS/m üzeri sular ise ancak tuza dayanıklı ürünlerde ve ilave önlemlerle kullanılabilir. Ancak bu sınırlar mutlak değildir; toprak yapısı, drenaj durumu, iklim ve yetiştirdiğiniz ürüne göre değişir. Tuzluluğun önemi şudur: bitki kökü suyu ozmoz yoluyla alır. Kök bölgesindeki su ne kadar tuzluysa, bitkinin suyu çekmek için harcaması gereken enerji o kadar artar. Belli bir eşikten sonra bitki, tarla su içinde bile olsa yeterli su alamaz ve fizyolojik kuraklık yaşar.
Tuz stresinin bitki üzerindeki etkisi iki mekanizmayla ortaya çıkar. Birincisi ozmotik etkidir: kök bölgesindeki tuz yoğunluğu artınca su, kökten toprağa doğru kaçma eğilimine girer, bitki suyu almakta zorlanır. Bu yüzden tuzlu suyla sulanan bitkilerde tıpkı kuraklıktaki gibi büyüme yavaşlar, yapraklar mat yeşile döner, boy kısalır ve verim düşer. İkincisi ise iyon toksisitesidir; özellikle sodyum ve klor yaprakta biriktiğinde yaprak kenarlarında ve uçlarında yanma, kavrulma ve kuruma görülür. Meyve ağaçlarında ve narenciyede klor yanıklığı tipik bir belirtidir. Tuzluluğun en sinsi yanı belirtilerin yavaş ilerlemesidir. Verim düşüşü çoğu zaman gübre eksikliği, hastalık veya susuzluk sanılır. Oysa çimlenme döneminde ve fide devresinde bitkiler tuza en hassastır; bu dönemde tarlada seyrek çıkış, boşluklar ve zayıf fideler görüyorsanız suyun tuzluluğunu şüpheden geçirmelisiniz. Genel kural olarak her ürünün bir tuzluluk eşiği vardır; toprak tuzluluğu bu eşiği aştıkça her bir dS/m artış için verimde belli bir yüzde kayıp yaşanır. Bu yüzden tuzlu su, yavaş ama düzenli bir verim erozyonu yaratır.
Doğru yönetimin ilk adımı ölçmektir; tahminle karar verilmez. Sulama suyunuzu en az yılda bir kez, tercihen sulama sezonu başında akredite bir laboratuvarda analiz ettirin. Kuyu suları mevsimlere ve yağış rejimine göre değişebildiği için, kurak dönemde ve bol yağıştan sonra iki farklı örnek almak daha güvenilir bir tablo verir. Su analizinde bakılması gereken temel parametreler şunlardır: EC (tuzluluk), pH, SAR (sodyum adsorpsiyon oranı), sodyum, klor, bor ve bikarbonat düzeyleri. Bor özellikle önemlidir; çok düşük miktarlarda bile bazı ürünlerde toksik olabilir. Sahada hızlı takip için taşınabilir EC metre (kondüktivite ölçer) satın almanız oldukça pratiktir. Bu cihazla hem kuyu suyunuzu hem de sulama sonrası toprak çözeltisini kabaca izleyebilirsiniz. Toprak tuzluluğu için laboratuvarda genellikle doygunluk macunu ekstraktının EC değeri (ECe) ölçülür; sahada ise 1'e 5 toprak-su karışımından yaklaşık sonuç alınabilir. SAR değeri suyun sodyum tehlikesini gösterir: yüksek SAR toprağın strüktürünü bozar, kil parçacıklarını dağıtır, su geçirgenliğini düşürür ve toprak sertleşip kaymak bağlar. Bu nedenle sadece EC'ye değil, SAR ve bor değerlerine de birlikte bakmak gerekir.
Tuz yönetiminin temel prensibi şudur: tuzluysa suyla giren tuzun bir kısmının kök bölgesinin altına doğru yıkanarak uzaklaştırılması gerekir. Buna yıkama denir. Uygulamada bitkinin ihtiyacından biraz daha fazla su vererek fazla suyun kök bölgesindeki tuzu aşağı taşımasını sağlarsınız. Bu ekstra su oranına yıkama fraksiyonu denir. Su ne kadar tuzluysa ve ürün ne kadar hassassa, gereken yıkama payı o kadar artar. Ancak yıkamanın çalışabilmesi için toprağın altında iyi bir drenaj şarttır; yıkanan tuzlu su tarladan uzaklaşamıyorsa taban suyu yükselir ve tuz geri tırmanır. Pratik ipuçları: Ağır killi ve drenajı zayıf topraklarda önce alt drenaj sorununu çözmeden aşırı yıkama yapmak, taban suyunu yükselterek durumu kötüleştirir. Kışın yağan yağmur suyu doğal bir yıkama görevi görür; kışları yağışlı bölgelerde biriken tuz kısmen doğal olarak yıkanır, kurak kışlarda ise sezon öncesi bilinçli bir yıkama sulaması düşünülmelidir. Sık yapılan bir hata, tuzun tarlada gözle görülür beyaz kabuk yapmasını beklemektir; oysa görünür tuz kabuğu işler çoktan ilerlemiş demektir. Yıkamayı problem büyümeden, düzenli ve ölçülü uygulamak en sağlıklı yaklaşımdır.
Suyunuzun tuzluluğunu kısa vadede kökten değiştiremiyorsanız, en akılcı strateji ürün ve çeşit seçimini suya uydurmaktır. Bitkiler tuza dayanıklılık açısından belirgin biçimde farklılaşır. Genel bir sıralamayla; arpa, şeker pancarı, pamuk, aspir, kuşkonmaz ve bazı yem bitkileri (yonca kısmen) tuza görece dayanıklı grupta yer alır. Buğday, sorgum, ayçiçeği, domates ve karpuz orta düzeyde tolerans gösterir. Fasulye, mısır, bezelye, çilek, turp ve pek çok meyve ağacı ise tuza duyarlıdır. Narenciye, kayısı, badem ve avokado gibi türler özellikle klor ve sodyuma hassastır. Bölgesel örnek vermek gerekirse; kuyu suyu tuzlu olan Konya ve Harran Ovası koşullarında pamuk ve arpa gibi dayanıklı ürünler daha güvenli tercihlerdir. Çimlenme ve fide dönemi tuza en hassas devre olduğu için, mümkünse tohumu daha temiz suyla veya kışın birikmiş nemle çimlendirip, tuzlu sulamaya bitki biraz güçlendikten sonra geçmek çıkışı belirgin iyileştirir. Aynı tür içinde çeşitler arasında da fark vardır; tohumluk alırken firmadan veya ziraat odasından çeşidin tuz toleransını sormakta yarar var. Unutulmaması gereken nokta, dayanıklı ürün seçmenin tuz sorununu çözmediği, sadece zararı sınırladığıdır; toprak yönetimi yine ihmal edilmemelidir.
Tuzlu suyla çalışmak zorundaysanız damla sulama, salma veya yağmurlama sulamaya göre önemli üstünlükler sağlar. Bunun nedeni damla sulamanın kök bölgesini sürekli ve dengeli bir nemde tutmasıdır. Toprak nemli kaldığında tuzların yoğunluğu görece seyrelir; toprak kuruyup su azaldıkça ise kalan çözeltide tuz yoğunlaşır ve bitkiyi daha çok yorar. Bu yüzden tuzlu suda az ve sık sulama, çok ve seyrek sulamaya göre bitkiye daha az stres yaşatır. Damla sulamada tuzlar damlatıcıdan uzağa, ıslak alanın kenarına doğru itilir ve kök bölgesinin ortası nispeten temiz kalır. Dikkat edilmesi gereken noktalar: Tuzların biriktiği ıslak alan kenarına tohum ekmek veya fide dikmek hatalıdır; ekimi damlatıcıya yakın, tuzun en az olduğu bölgeye yapın. Yağmurlama sulama tuzlu suda genellikle sakıncalıdır çünkü su yaprağa değer, damlacıklar buharlaşınca yaprakta tuz kalır ve yaprak yanıklığı yapar; özellikle sıcak ve rüzgarlı öğle saatlerinde yağmurlama tuz zararını artırır. Tuzlu su ayrıca damlatıcılarda kireç ve tuz tıkanmasına yol açabildiği için, sistem sonu düzenli yıkanmalı ve filtrasyona önem verilmelidir. Sezon sonunda bir yıkama sulamasıyla ıslak alan kenarında biriken tuzu kök bölgesinden uzaklaştırmak faydalıdır.
Sürekli tuzlu suyla sulanan, drenajı zayıf topraklarda zamanla iki sorun gelişir. Tuzlu (salin) toprakta yüzeyde beyaz tuz kabuğu oluşur, EC yükselir ama toprak strüktürü nispeten korunur. Sodyumlu (sodik) toprakta ise sodyum baskın hale gelir, toprak koyulaşır, ıslakken yağ gibi kayar, kuruyunca beton gibi sertleşir, su içeri girmez ve kaymak bağlar. İkisi bir arada olursa tuzlu sodik toprak ortaya çıkar. Belirtiler: tarlada çıplak, çıkışın olmadığı yamalar, sürekli su göllenmesi, çıkış zorluğu ve inatçı verim düşüşü. Önlemenin temeli iyi drenajdır; suyun ve tuzun tarladan çıkabileceği bir yol yoksa hiçbir yöntem kalıcı çözmez. Sodik topraklarda strüktürü onarmak için genellikle kalsiyum kaynağı olarak jips (alçı taşı) kullanılır; kalsiyum, tuttuğu yerden sodyumu iterek toprağın yıkanabilmesini sağlar. Ancak jips ihtiyacı ve dozu mutlaka toprak analizine göre belirlenmelidir, tahminle atılmaz. Organik madde (yanmış ahır gübresi, yeşil gübre) toprağın havalanmasını ve su geçirgenliğini artırarak yıkamayı kolaylaştırır. Derin sürüm, geçirimsiz sıkışmış tabakayı kırarak drenaja yardımcı olabilir. Islah tek sezonda tamamlanmaz; drenaj, jips ve yıkamanın birlikte, sabırla yürütülmesi gereken bir süreçtir. Kapsamlı ıslah planı için toprağınızı bir uzmana ve ziraat odanıza gösterip yerinde değerlendirme almanız en doğrusudur.
Sahada en çok tekrarlanan hatalar şunlardır: suyu hiç analiz ettirmeden yıllarca sulamak; tuz belirtilerini gübre eksikliği veya hastalık sanıp yanlış müdahale etmek; drenaj sorununu çözmeden aşırı su vererek taban suyunu yükseltmek; tuzlu suyu sıcak ve rüzgarlı öğle saatlerinde yağmurlama ile atıp yaprak yanığına yol açmak; tohumu damla sisteminde tuzun biriktiği ıslak alan kenarına ekmek; ve görünür tuz kabuğu oluşana kadar hiçbir önlem almamak. Pratik bir kontrol listesi olarak şunları düzenli uygulayın: Sezon başında su analizi yaptırın ve EC, SAR, klor, bor değerlerini birlikte değerlendirin. Suyunuzun tuzluluğuna uygun, mümkün olduğunca dayanıklı ürün ve çeşidi tercih edin. Tuzlu suda az ve sık sulama prensibine geçin, mümkünse damla sisteme yönelin. Kök bölgesinin altında biriken tuzu düzenli ve ölçülü yıkama ile uzaklaştırın, ama önce drenajın çalıştığından emin olun. Toprağınızı belirli aralıklarla test edin ve strüktür bozulması başladıysa jips ve organik madde uygulamasını analize dayandırın. Tuzluluk yönetiminde erken davranmak, sorunu büyüdükten sonra ıslah etmekten çok daha kolay ve ucuzdur. İleri düzey ıslah ve drenaj planları için bölgenizdeki ziraat odası, il/ilçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile toprak-su laboratuvarlarından yerinde destek almanızı öneririz.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni