Menü
Tarlada mısır bitkilerinin sararması, çiftçinin en sık karşılaştığı ve en çok kaygılandığı sorunlardan biridir. Ancak sararma tek bir hastalığın değil, altında pek çok farklı nedenin yatabileceği genel bir belirtidir. Azot veya çinko gibi besin eksiklikleri, tarladaki fazla su ve havasız kalan kök bölgesi, ilkbahar geç donları, kök çürüklüğü ya da toprak sıkışması sararmayı tetikleyebilir. Doğru müdahale için önce sararmanın hangi yapraklarda, bitkinin hangi bölgesinde ve hangi renk deseninde başladığını okumak gerekir. Bu rehberde mısırda sararmanın başlıca nedenlerini, tarlada nasıl ayırt edileceğini ve Türkiye koşullarına uygun genel önlemleri, çiftçinin kendi gözlemiyle teşhis koyabileceği pratik bir yaklaşımla ele alıyoruz.
Mısır yaprağının sararması, klorofil üretiminin bozulduğunun işaretidir. Klorofil bitkiye yeşil rengini veren ve güneş enerjisini yakalayan maddedir; üretimi aksadığında yaprak önce açık yeşile, sonra sarıya döner. Doğru teşhisin anahtarı, sararmanın nerede ve nasıl başladığına dikkatle bakmaktır. Alt yapraklardan mı yoksa tepe yapraklardan mı başladığı, damarların yeşil kalıp aralarının mı sarardığı yoksa tüm yaprağın birden mi soldu, sararmanın tarlada tek tek lekeler halinde mi yoksa geniş bir alanda mı görüldüğü çok şey anlatır. Örneğin hareketli besin elementlerinin eksikliği yaşlı yapraklardan, hareketsiz olanların eksikliği genç yapraklardan başlar. Tarlaya çıkıp birkaç noktada bitkileri kökünden inceleyerek, sararmanın deseni hakkında not almak, aceleyle yanlış müdahaleden kaçınmanın en emin yoludur.
Mısırda sararmanın en sık görülen sebebi azot eksikliğidir. Mısır azotu en çok isteyen tarla bitkilerinden biridir ve özellikle boy atma döneminde ihtiyacı hızla artar. Azot bitkide hareketli bir elementtir; yani bitki yeni yaprakları beslemek için yaşlı yapraklardaki azotu geri çeker. Bu yüzden azot eksikliğinin klasik belirtisi alttaki yaşlı yapraklardan başlar. Sararma yaprağın ucundan başlayıp orta damar boyunca V harfi şeklinde içeri doğru ilerler; yaprak kenarları bir süre yeşil kalabilir. Eksiklik ilerledikçe alt yapraklar tamamen kurur, bitki cılız ve ince kalır. Türkiye'de yağışlı geçen ilkbaharlarda azotun yıkanarak toprak derinliklerine inmesi bu sorunu sık gündeme getirir. Toprak analizine dayalı, bölünmüş dozlarda ve bitkinin ihtiyaç dönemine denk getirilen üst gübreleme, azot yönetiminin temel prensibidir. Kesin miktar için toprak analizi ve ziraat mühendisi önerisi esas alınmalıdır.
Çinko, mısırın en hassas olduğu iz elementtir ve eksikliği ülkemizin birçok bölgesinde, özellikle kireçli, yüksek pH'lı ve organik maddesi düşük topraklarda sıkça görülür. Çinko eksikliğinin belirtisi azottan farklıdır ve genellikle bitkinin üst, genç yapraklarında ortaya çıkar. Tipik görüntü, orta damarın iki yanında paralel açık sarı ya da beyazımsı bantların oluşmasıdır; damar ve yaprak kenarları yeşil kalır. Buna halk arasında beyaz tomurcuk hastalığı da denir. Bitki boğum araları kısalır, bodur kalır ve gelişme geri gider. Çinko eksikliği özellikle serin ve nemli ilkbaharlarda, fosforlu gübrenin aşırı kullanıldığı tarlalarda daha belirgindir çünkü yüksek fosfor çinko alımını baskılar. Toprak ve yaprak analizi ile eksiklik doğrulandıktan sonra, topraktan veya yapraktan çinko takviyesi yapılabilir. Uygulama şekli ve miktarı için toprak analizi sonucu ve teknik danışmanlık şarttır.
Tarlada göllenme veya sürekli ıslak kalan ağır bünyeli topraklar, mısırda hızlı ve geniş alana yayılan sararmanın önemli bir nedenidir. Kökler solunum yapabilmek için toprak boşluklarındaki havaya, yani oksijene ihtiyaç duyar. Su tabanı doldurup havayı dışarı ittiğinde kökler boğulmaya başlar, besin ve su alımı durur. İlginç biçimde su fazlası bitkide su eksikliğine benzer bir sarı-soluk görüntü yaratır; çünkü boğulan kök artık toprakta bol miktarda bulunan azotu bile alamaz. Ayrıca göllenme, kök bölgesindeki azotun gaz halinde kaybolmasına yol açarak eksikliği derinleştirir. Bu tip sararma genellikle tarlanın çukur, drenajı zayıf kesimlerinde küme küme görülür; sınırları toprağın su tutma haritasıyla örtüşür. Çözüm, tarla içi drenajı iyileştirmek, tesviye ile göllenen noktaları gidermek ve sulamada bir seferde fazla su vermek yerine toprağın havalanmasına izin veren aralıklı sulama yapmaktır.
Mısır sıcak iklim bitkisidir ve toprak yeterince ısınmadan ekildiğinde ya da erken dönemde soğuğa yakalandığında sararabilir. İlkbaharda toprak sıcaklığı düşük olduğunda kökler fosfor ve çinko gibi elementleri yeterince alamaz; bu yüzden soğuk dönemde çıkan fideler çoğu zaman morumsu-sarımsı, cılız bir görüntü verir. Hava ısındığında ve kök sistemi geliştiğinde bu geçici sararma çoğunlukla kendiliğinden düzelir. Ancak ilkbahar geç donları daha ciddidir; don yiyen genç yapraklar önce suda haşlanmış gibi solar, sonra sararıp kahverengileşir ve kurur. Mısırın büyüme noktası erken dönemde toprak yüzeyinin altında olduğundan, hafif donlardan sonra bitki genellikle yeni yaprak sürerek toparlanır. Bu yüzden don sonrası birkaç gün beklemeden sürüm bozma kararı verilmemeli, büyüme noktasının sağlam olup olmadığı kontrol edilmelidir. Ekim zamanını bölgenin son don tarihine göre ayarlamak en etkili korumadır.
Yaprakları besleyen kök sistemidir; kök zarar gördüğünde toprakta besin bol olsa bile bitki aç kalır ve sararır. Kök çürüklüğü yapan toprak kaynaklı mantari etmenler, aşırı nemli koşullarda kökleri kahverengileştirip çürütür ve bitki ayakta soluk soluk kalır. Toprak sıkışması da benzer sonuç doğurur; ağır makine trafiği veya sürekli aynı derinlikte sürüm sonucu oluşan sert taban tabakası (pulluk tabanı), köklerin derine inmesini engeller. Sığ kalan kök hem besine hem suya ulaşamaz, bitki stres altında sararır. Ayrıca tel kurdu, mısır kök kurdu gibi toprak altı zararlıları kökleri kemirerek besin alımını bozabilir. Bu tip sorunlarda tarlada bitkiler dağınık, gruplar halinde ve düzensiz sararır. Teşhis için mutlaka birkaç bitki dikkatlice kökünden sökülüp incelenmeli; sağlıklı kök beyaz ve diri, sorunlu kök kahverengi, çürük ya da yenmiş görünür. Derin sürüm, ekim nöbeti ve toprak yapısını iyileştirmek uzun vadeli çözümdür.
Doğru teşhis, gübre veya su israfını önler ve gerçek sorunu hedef alır. Şu sırayı izlemek pratik sonuç verir. Birincisi, sararmanın konumuna bakın: alt yaşlı yapraklardaysa azot, üst genç yapraklarda damar arası bantlıysa çinko akla gelir. İkincisi, tarladaki dağılıma bakın: geniş ve düzgün alan besin eksikliğini, çukur bölgelerde kümelenme su fazlasını, dağınık lekeler kök sorunu veya zararlıyı işaret eder. Üçüncüsü, birkaç bitkiyi kökünden sökün; kök rengi ve sağlığı çok bilgi verir. Dördüncüsü, son sulama, yağış ve gübreleme geçmişinizi hatırlayın; çoğu zaman neden bu kayıtlarda gizlidir. Beşincisi ve en önemlisi, toprak ve gerekirse yaprak analizi yaptırın; tahminle gübre atmak yerine ölçülmüş veriyle hareket edin. Şüphede kaldığınızda bölgenizdeki ziraat mühendisi veya tarım il/ilçe müdürlüğünden destek alın. Aceleci ve tek yönlü müdahale, çoğu zaman sorunu çözmek yerine masrafı artırır.
Sararmayla uğraşmanın en iyi yolu, sorunu ortaya çıkmadan önlemektir. Temeli sağlam bir toprak yönetimi atar. Ekim öncesi toprak analizi yaptırmak, gübrelemeyi tahmine değil veriye dayandırmanın ilk adımıdır. Azotu bir seferde değil, bitkinin ihtiyaç dönemlerine bölerek vermek hem yıkanma kaybını azaltır hem de dengeli beslenme sağlar. Organik madde bakımından toprağı beslemek, hem besin tutma kapasitesini hem de su-hava dengesini iyileştirir. Drenajı zayıf tarlalarda tesviye ve tahliye kanallarıyla göllenmeyi önlemek, kök boğulmasının önüne geçer. Ekimi toprak yeterince ısındıktan sonra, bölgenin don riski geçince yapmak soğuk kaynaklı sararmayı azaltır. Ekim nöbeti uygulamak toprak kaynaklı hastalık ve zararlı baskısını düşürür. Son olarak tarlayı düzenli gezip belirtileri erken yakalamak, küçük bir sorun büyümeden müdahale imkanı verir. Kesin gübre miktarı ve uygulama takvimi için daima toprak analizi ve yerel teknik danışmanlık esas alınmalıdır.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni