Menü
Mera, Türkiye hayvancılığının en ucuz ve en doğal yem kaynağıdır; ancak yıllardır süregelen erken ve aşırı otlatma yüzünden ülkemizdeki mera varlığının büyük bölümü verim kaybı yaşıyor. İyi yönetilen bir mera, hayvanın kaba yem masrafını ciddi biçimde düşürür, sütün ve etin kalitesini artırır, toprağı erozyona karşı korur. Kötü yönetilen mera ise hem hayvanı doyurmaz hem de her yıl biraz daha bozulur. Bu rehberde meranın sağlığını nasıl okuyacağınızı, bir alanın kaç hayvan taşıyabileceğini nasıl hesaplayacağınızı, rotasyonlu otlatmayı tarlada nasıl uygulayacağınızı, aşırı otlatmanın gizli zararlarını ve bozulmuş merayı yeniden ayağa kaldırmanın pratik yollarını, Türkiye koşullarına göre adım adım anlatıyoruz.
Meranın durumunu anlamak için laboratuvar gerekmez; birkaç basit gösterge çiftçiye çok şey söyler. İlk baktığınız şey bitki örtüsünün türü olmalı. Sağlıklı bir merada yonca, korunga, üçgül gibi baklagiller ile domuz ayrığı, kılçıksız brom, çayır kelp kuyruğu gibi kaliteli buğdaygiller baskındır. Merada geven, sığırkuyruğu, deve dikeni, sütleğen, eğrelti gibi dikenli ve acı otlar çoğaldıysa bu aşırı otlatmanın ve bozulmanın en net işaretidir; çünkü hayvan bunları yemez, otladıkça yenmeyen türler yayılır. İkinci gösterge toprak yüzeyidir. Ayağınızın altında çıplak, sıkışmış, taş gibi sertleşmiş toprak görüyorsanız kök örtüsü zayıflamış demektir. Yağmurdan sonra su göllenip akıp gidiyor, toprağa sızmıyorsa infiltrasyon bozulmuştur. Üçüncü olarak bitki yüksekliğine ve kök gücüne bakın; otu elinizle çektiğinizde kolayca kökünden söküyorsanız kök sistemi zayıftır. Yamaçlarda oluşan hayvan yollarının derinleşmesi, oyuntuların başlaması erozyonun ilerlediğini gösterir. Bu gözlemleri her yıl aynı mevsimde, aynı noktalarda yaparsanız meranızın iyiye mi kötüye mi gittiğini net olarak takip edebilirsiniz.
Otlatma kapasitesi, bir mera parçasının belli bir sürede kaç hayvanı meraya zarar vermeden besleyebileceğidir. Türkiye'de en yaygın hata, göz kararı hayvan salıp merayı taşıyabileceğinden fazla yüklemektir. Kapasiteyi belirleyen üç şey vardır: meranın ürettiği ot miktarı, otlatma mevsiminin uzunluğu ve hayvanın günlük yem ihtiyacı. Pratik yaklaşım şudur. Merayı otlatmadan hemen önce, temsili birkaç noktada bir metrekarelik alandaki yaş otu biçip tartın; bu size dekardaki verimi verir. Bir büyükbaş, canlı ağırlığının kabaca yüzde iki ile üç arası kadar kuru madde tüketir; yani orta iri bir sığır günde birkaç kilo kuru ota, yaş ot olarak bunun katına ihtiyaç duyar. Otun tamamını hayvanın yiyeceğini varsaymayın; ezme, dışkıyla kirletme ve artık bırakma nedeniyle üretilen otun ancak yarısı kadarı gerçekten faydalı otlanır. Bu kayıp payını hesaba katmak şarttır. En önemli kural şudur: otu dibine kadar yedirmeyin. Buğdaygillerde ideal olan, bitkiyi belli bir anız yüksekliği kalacak şekilde otlatıp hayvanı çıkarmaktır. Bu kalan yeşil doku, bitkinin fotosentezle yeniden büyümesini sağlayan motordur. Kapasiteyi zorlayıp meranızı her yıl dibine kadar yedirirseniz kısa vadede daha çok hayvan beslersiniz ama birkaç yıl içinde mera çöker ve hiçbir hayvanı besleyemez hale gelir.
Serbest otlatmada hayvan tüm merayı gezer, sevdiği lezzetli türleri sürekli otlar, sevmediklerine dokunmaz. Sonuçta iyi otlar tükenir, kötü otlar yayılır. Rotasyonlu otlatma bu sorunu çözer: mera bölmelere ayrılır, hayvan bir bölmede kısa süre yoğun otlatır, sonra o bölme dinlenmeye bırakılıp sürü bir sonraki bölmeye geçer. Uygulama için önce merayı arazinin doğal sınırlarına, su kaynaklarına ve eğime göre bölmelere ayırın. Elektrikli çit bu iş için en pratik ve ucuz çözümdür; kalıcı tel çekmeye göre çok daha esnektir ve bölme sınırlarını mevsime göre değiştirebilirsiniz. Her bölmede hayvanı otu ideal anız yüksekliğine indirene kadar tutun, o seviyeye gelince mutlaka çıkarın. Kritik nokta dinlenme süresidir: bir bölme, otlandıktan sonra bitkiler yeniden yaprak geliştirip kök yedeklerini doldurana kadar dinlenmelidir. Bu süre ilkbaharın hızlı büyüme döneminde kısalır, yaz sıcağında ve kurakta uzar. Kaba bir kural olarak baharda birkaç haftalık dinlenme yeterken, yazın bu sürenin belirgin biçimde uzaması gerekir. Az sayıda bölmeyle bile başlayabilirsiniz; ikiye üçe bölmek bile serbest otlatmadan çok daha iyidir. Bölme sayısını ve su erişimini zamanla geliştirebilirsiniz. Her bölmenin makul mesafede suya erişebilmesi şarttır, yoksa hayvan su yolları etrafını çiğneyip bozar.
Aşırı otlatmanın zararı sadece "ot azaldı" ile sınırlı değildir; toprağın altında ve merRanın uzun vadeli üretkenliğinde çok daha ağır sonuçlar doğurur. Bitki toprak üstünde sürekli dibine kadar yenirse köklerini besleyemez ve kök sistemi kısalır. Kısa kök hem suyu hem besini derinden çekemez, bu yüzden bitki kurağa dayanıksız hale gelir; ilk kurak yazda meranın büyük bölümü sararıp gider. İkinci büyük zarar toprak sıkışmasıdır. Fazla sayıda hayvanın, özellikle ıslak toprakta sürekli aynı yerleri çiğnemesi toprağı sertleştirir. Sıkışmış toprakta yağmur suyu içeri sızamaz, yüzeyden akar ve verimli üst toprağı alıp götürür. Böylece hem su kaybı hem erozyon başlar. Yamaçlı meralarda bu süreç hayvan yolları ve oyuntularla gözle görülür hale gelir. Üçüncüsü, botanik bileşimin bozulmasıdır. Hayvan lezzetli baklagil ve buğdaygilleri seçerek otladığında bunlar zayıflar, yenmeyen dikenli ve zehirli türler boşalan yeri kapar. Bir kez geven ve deve dikeni hakim olduğunda meranın kendiliğinden düzelmesi çok zorlaşır. Ayrıca çıplak kalan toprak yabancı ot tohumlarına açık davetiye çıkarır. En sinsi taraf ise bunların yavaş gelişmesidir; çiftçi zararı yıllar sonra fark eder ve o noktada onarım çok daha pahalı ve uzun sürer.
Türkiye meralarının bozulmasındaki bir numaralı sebep erken otlatmadır. İlkbaharda toprak ısınıp otlar yeni sürmeye başladığında, aç kalan hayvanı hemen meraya salmak çok cazip gelir; kaba yem masrafından kurtulmak istersiniz. Ancak bu, meraya vurabileceğiniz en ağır darbedir. Baharın ilk sürgünleri bitkinin kışı geçirmek için kökünde biriktirdiği yedek besinlerle oluşur. Bitki bu ilk yaprakları geliştirip fotosentez yapmaya başlamadan önce, yani henüz kök yedekleri boşken otlatılırsa kendini yenileyemez. Toprak da o dönemde genellikle ıslaktır; ıslak toprakta otlatma ezilmeyi ve sıkışmayı katbekat artırır, hayvanın ayakları çamura gömülüp kökleri parçalar. Doğru yaklaşım, otlatmaya bitkiler belli bir boya ulaşıp yeterince yaprak geliştirdikten, yani "kök dolumunu" tamamladıktan sonra başlamaktır. Buğdaygiller kardeşlenip, baklagiller tomurcuklanmaya yaklaştığında mera otlatmaya hazırdır. Birkaç haftalık bu sabır, tüm sezon boyunca çok daha fazla ve kaliteli ot olarak size geri döner. Erken otlatmadan kaçınmak için köylerde ortak mera kullanımında otlatma başlangıç tarihini birlikte belirlemek, tek tek çiftçilerin baskısını azaltan en etkili yöntemdir. Sonbaharda da benzer bir hassasiyet gerekir; kış öncesi bitkinin köküne besin depolayabilmesi için son otlatmayı fazla geç ve fazla dibe indirmemek gerekir.
Yıllarca yanlış kullanılmış bir merayı düzeltmek mümkündür ama sabır ve doğru sıralama ister. İlk ve en ucuz adım, çoğu zaman hiçbir şey ekmeden meraya dinlenme vermektir. Aşırı yorulmuş bir meraya bir mevsim boyunca ya da tohum bağlama dönemini kapsayacak şekilde otlatmayı kısıtlayarak dinlenme verirseniz, mevcut iyi türler kendini toparlar, tohum döker ve boşlukları doldurmaya başlar. Bu yönteme dinlendirmeli ıslah denir ve maliyeti neredeyse sıfırdır. Bitki örtüsü çok seyrelmişse üstten tohumlama yapılabilir. Yörenize uygun, tercihen yerel koşullara adapte olmuş baklagil ve buğdaygil karışımı tohumlar, mevcut örtüyü tamamen bozmadan yüzeye ekilir. Baklagiller havadan azot bağlayarak toprağı zenginleştirdiği için karışıma mutlaka dahil edilmelidir. Toprak analizi yaptırıp eksik olan besin ve kireç durumuna göre gübreleme yapmak, özellikle fosfor ve gerekiyorsa kireçleme baklagillerin tutunmasını belirgin artırır. Dikenli ve istenmeyen otlarla mücadelede önce mekanik yolları deneyin: uygun zamanda, tohum bağlamadan önce biçme veya temizleme çoğu istenmeyen otu zayıflatır. Kalıcı çözüm ise her zaman otlatma düzenini değiştirmektir; ıslah edilen alan eski hatalı düzene dönerse birkaç yılda tekrar bozulur. Islah bir defalık iş değil, otlatma yönetimini kalıcı olarak düzeltmenin başlangıcıdır.
Hayvanlar merayı hiçbir zaman eşit otlamaz; su, gölge ve tuzun bulunduğu yerlerin etrafını aşırı çiğnerken, uzak köşeleri neredeyse hiç kullanmazlar. Bu dengesiz dağılım, merRanın bir kısmını çöle çevirirken diğer kısmının boşa gitmesine yol açar. İyi bir yönetici bu üç unsuru kullanarak sürüyü merRanın her yerine dağıtabilir. Su en güçlü araçtır. Hayvan içme suyundan uzaklaşmak istemez, bu yüzden su noktası merRanın bir ucundaysa yalnızca o çevre otlanır. Suyu merRanın kullanılmayan bölgelerine taşımak, örneğin taşınabilir yalaklar veya birden fazla su noktası kurmak, otlatmayı anında oraya yönlendirir. Rotasyonlu sistemde her bölmenin makul yürüme mesafesinde suya erişmesi bu yüzden kritiktir. Tuz ve mineral takviyesini de bir yönetim aracı olarak kullanın. Tuz taşını sürekli su başına koymayın; onu bilerek merRanın az kullanılan, uzak kısımlarına yerleştirirseniz hayvanları oraya çeker ve otlatmayı dengeleyebilirsiniz. Gölge alanlarında hayvanlar yaz sıcağında toplanıp o çevreyi ezer ve gübreyle aşırı yükler; mümkünse gölgelenme noktalarını da zaman içinde değiştirmek faydalıdır. Eğimli arazilerde hayvanlar düzlükleri tercih edip yamaçları ihmal eder; su ve tuzu stratejik yerleştirmek bu doğal eğilimi kısmen dengeler.
Sürdürülebilir mera yönetiminin özü, her yılı rastgele değil, yazılı bir plana göre yönetmektir. Kağıda dökülmüş basit bir yıllık plan bile, göz kararı yönetime göre meranızın ömrünü kat kat uzatır. Plan üç temel karardan oluşur: ne zaman başlanacak, hangi bölmeler hangi sırayla otlatılacak, ne zaman bitirilecek. Önce otlatma takvimini oturtun. İlkbaharda bitkiler otlatma olgunluğuna gelmeden başlamayın; sonbaharda kış öncesi kök dolumu için son otlatmayı erken bitirin ve dibe indirmeyin. İkinci olarak bölmeler arası rotasyonu ve her bölmenin dinlenme süresini planlayın; kurak yıllarda dinlenme sürelerini uzatacak esnekliği baştan tanımlayın. Kuraklık geldiğinde hazır bir çıkış planınız olsun: kritik dönemde hayvan sayısını azaltmak veya bir süre ek yemle destekleyip merayı korumak, panikleyip merayı sömürmekten çok daha akıllıcadır. Üçüncü olarak kayıt tutun. Her bölmeye ne zaman girdiğinizi, kaç gün kaldığınızı, otun ne durumda olduğunu basitçe not edin. Yıllar biriktikçe bu kayıtlar size meranızın gerçek kapasitesini ve zayıf noktalarını gösterir. Yem yetmeyen dönemler için kışlık kaba yem ve yedek ot stoğunu baştan planlamak, meraya aşırı yüklenme baskısını ortadan kaldırır. Unutmayın, mera yenilenebilir bir kaynaktır: doğru yönetildiğinde her yıl bedava yem verir, hor kullanıldığında ise sessizce ölür. Ortak köy merRalarında bu ilkeleri komşularla birlikte uygulamak, tek başına çabadan çok daha kalıcı sonuç verir.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni