Menü
Ürünlerinizde gübreye rağmen bir türlü giderilemeyen verim düşüklüğü, sararma ve gelişme geriliği çoğu zaman toprağın asitliğinden kaynaklanır. Türkiye'nin özellikle Karadeniz, Marmara ve yağışlı geçit bölgelerindeki topraklar zamanla asitleşir; bu da bitkinin besin elementlerini alamamasına yol açar. Kireçleme, asit toprağın pH değerini yükselterek bu sorunu kökten düzeltmenin en etkili yoludur. Ancak kireç, "biraz atalım fayda eder" mantığıyla uygulanacak bir madde değildir. Yanlış zamanda, ölçüsüz veya toprak analizi yapılmadan atılan kireç faydadan çok zarar getirir. Bu rehberde toprağa kirecin neden, ne zaman ve hangi mantıkla atılması gerektiğini, aşırı kirecin risklerini ve doğru uygulamanın adımlarını Türkiye koşullarına göre ayrıntılı olarak ele alıyoruz.
Toprağın asitleşmesi tek bir sebebe bağlı değildir. Bol yağış alan bölgelerde kalsiyum ve magnezyum gibi bazik elementler yıkanarak toprağın alt katmanlarına iner ve yerlerini asit karakterli hidrojen ile alüminyum iyonları alır. Yıllarca kullanılan amonyumlu ve üre kökenli azotlu gübreler de toprakta asit bırakarak pH'yı sürekli aşağı çeker. Organik maddenin ayrışması ve bitki köklerinin salgıları da bu sürece katkı yapar. Sonuçta pH 6'nın altına, hatta 5'lere düşer. Kireçleme, kalsiyum karbonat gibi bazik bir madde vererek topraktaki fazla hidrojen ve alüminyum iyonlarını nötralize eder. Böylece pH yükselir, kök çevresindeki kimyasal ortam bitkinin lehine döner. Kireçleme kısaca toprağın asitlik sorununu düzelten, tampon kapasitesini onaran temel bir toprak ıslahı işlemidir; gübre değildir, gübrenin işe yaramasını sağlayan zemindir.
Asit topraklarda asıl sorun bitkinin aç kalmasıdır. pH düştükçe fosfor, topraktaki demir ve alüminyumla bağ yapıp bitkinin alamayacağı forma dönüşür; yani gübre olarak fosfor verseniz bile bitki bundan yeterince yararlanamaz. Aynı şekilde kalsiyum, magnezyum, potasyum, molibden gibi elementlerin alınabilirliği azalır. Buna karşılık alüminyum ve manganez çözünürlüğü artar ve kök uçlarına toksik etki yaparak kök gelişimini durdurur. Kısa, cılız, kahverengiye dönen kökler suyu ve besini derinden çekemez. Ayrıca asit ortam faydalı toprak bakterilerinin, özellikle baklagillerde havadan azot bağlayan rizobiyum bakterilerinin çalışmasını zayıflatır. Yonca, korunga, fiğ gibi baklagiller asitliğe çok duyarlıdır. Yani asit toprakta çiftçi hem daha az ürün alır hem de attığı gübrenin bir kısmını boşa harcamış olur. Kireçleme bu kayıp zincirini kırar.
Kireçlemenin en kritik kuralı şudur: kesin doz mutlaka toprak analizi sonucuna göre belirlenir. Gözle veya komşunun tavsiyesiyle kireç atmak ciddi risktir, çünkü her toprağın asitlik derecesi ve tampon kapasitesi farklıdır. Analizde en az üç değere bakılır. Birincisi toprak pH'sıdır; kireçleme kararı genellikle pH 6'nın altına indiğinde gündeme gelir. İkincisi tampon pH veya kireç ihtiyaç testidir; bu, pH'yı hedefe çıkarmak için ne kadar kirece ihtiyaç olduğunu gösteren asıl ölçüttür. Killi ve organik maddesi yüksek topraklar pH'yı değiştirmeye direnir ve daha çok kireç ister; kumlu topraklar ise az kireçle bile hızlı yükselir. Üçüncüsü toprağın bünyesi ve kireç, organik madde durumudur. Numuneyi doğru almak da önemlidir: tarlayı temsil edecek şekilde farklı noktalardan, 0 ile 20 santim derinlikten örnek alıp karıştırarak akredite bir laboratuvara göndermek gerekir. Analiz raporundaki öneri, uygulanacak gerçek dozdur.
Kirecin işe yaraması zaman ister, çünkü toprakla reaksiyona girip pH'yı yükseltmesi haftalar hatta aylar sürer. Bu yüzden zamanlama sonuçları belirler. En uygun dönem ekim veya dikimden birkaç ay önce, genellikle sonbahar ile kış başıdır. Sonbaharda atılan kireç, kış nemi ve toprak işlemesiyle birlikte tavını bulur ve ilkbaharda ekim yapıldığında pH büyük ölçüde düzelmiş olur. Kirecin en önemli şartı toprağa iyi karışmasıdır; yüzeyde bırakılan kireç neredeyse etkisizdir. Bu nedenle kireç serpildikten sonra sürüm veya diskaro ile 15 ile 20 santim derinliğe karıştırılmalıdır. Çok yıllık ürünlerde ve meralarda ise kireci ekim öncesi toprak hazırlığına denk getirmek en pratik yoldur. Toprak aşırı ıslak veya donmuş olmamalı; işlenebilir tavda olmalıdır. Kireçlemeyi taze ahır gübresiyle aynı anda yapmaktan kaçınmak gerekir, çünkü ikisi birlikte azot kaybını artırabilir; aralarına birkaç hafta konulması daha doğrudur.
Piyasada tarım kireci olarak en yaygın kullanılan malzeme öğütülmüş kalker, yani kalsiyum karbonattır. Toprağı hem asitlikten kurtarır hem kalsiyum sağlar. Eğer analizde magnezyum eksikliği de varsa, hem kalsiyum hem magnezyum içeren dolomit kireci tercih edilir; bu Karadeniz gibi magnezyumu yıkanmış topraklarda avantajlıdır. Sönmüş kireç ve sönmemiş kireç daha hızlı etki eder ama sert ve yakıcıdır, ölçüsü kaçarsa bitkiye ve toprak canlılarına zarar verir, bu yüzden tarlada dikkatli kullanılır. Kirecin etkinliğini belirleyen en önemli özellik öğütülme inceliğidir. Kireç ne kadar ince öğütülmüşse toprakla o kadar hızlı reaksiyona girer; iri taneli, kaba kireç yıllarca toprakta durup fazla iş görmez. Bu yüzden kireç alırken sadece fiyata değil, incelik derecesine ve nötralizasyon değerine bakmak gerekir. Kaliteli, ince öğütülmüş bir kireç, daha az miktarla daha çok fayda sağlar.
Kireç faydalı diye çok atmak ciddi bir hatadır ve geri dönüşü asit toprağı düzeltmekten çok daha zordur. pH'yı gereğinden fazla yükseltmek, yani toprağı alkaliye kaydırmak bu sefer başka besin elementlerini kilitler. Aşırı kireçli toprakta demir, çinko, mangan ve bor gibi mikro elementler alınamaz hale gelir; bunun en görünür belirtisi genç yapraklarda damarlar arası sararma, yani kireç kaynaklı klorozdur. Meyve bahçelerinde ve bağlarda bu sorun sık görülür. Ayrıca fazla kalsiyum, fosforu kalsiyumla bağlayarak yine alınamaz hale getirebilir. Bir kez fazla kireçlenen toprağın pH'sını düşürmek uzun ve masraflı bir süreçtir. Bu nedenle kireçlemede altın kural ölçülü davranmaktır. Yüksek dozlar tek seferde değil, birkaç yıla bölünerek uygulanmalı; hedef pH'yı aşmamaya özen gösterilmelidir. Zaten kireci gerektiren asit sorunu olmayan, nötr veya kireçli topraklara koruma amaçlı kireç atmanın hiçbir faydası yoktur, sadece zarar riski taşır.
Doğru bir kireçleme şu sırayla yürür. Önce tarlayı temsil eden bir toprak numunesi alınıp analiz yaptırılır ve rapordaki kireç ihtiyacı öğrenilir. Ardından ürüne, toprak bünyesine ve analiz sonucuna uygun kireç çeşidi seçilir. Kireç, tarlaya mümkün olduğunca homojen serpilir; elle veya gübre dağıtıcıyla bir kenara yığılmadan eşit dağıtılması önemlidir. Sonra sürüm ve diskaro ile 15 ile 20 santim derinliğe iyice karıştırılır. En son kirecin toprakla reaksiyona girmesi için ekime kadar birkaç aylık süre bırakılır. Sahada sık görülen hatalar şunlardır: analiz yapmadan tahmini doz atmak, kireci yüzeyde bırakıp karıştırmamak, ekimin hemen öncesinde uygulayıp beklememek, toprak ıslakken veya donmuşken atmak, iri kaba kireç kullanıp sonuç alamamak ve çok yüksek dozu tek seferde vermek. Bir diğer yaygın yanlış, kireçlemeyi tek seferlik iş sanmaktır; asitleşme sürekli bir süreç olduğu için birkaç yılda bir analiz tekrarlanmalı ve gerekiyorsa uygulama yenilenmelidir. Sabırlı ve ölçülü yaklaşım, kireçlemenin en büyük getirisidir.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni