Menü
Yağıştan ya da sulamadan sonra tarlaya çıkıp toprağın üstünde parlak, sert bir kabuk gördüyseniz, bu kaymak tabakasıdır. İnce ve sert görünen bu yüzey, çimlenmiş tohumun toprak üstüne çıkışını engelleyerek çıkış oranını ciddi biçimde düşürebilir. Özellikle şeker pancarı, ayçiçeği, pamuk, soğan, havuç gibi tohumu küçük ya da çıkış gücü sınırlı bitkilerde tek bir kabuklanma, tarlanın seyrek kalmasına yol açar. Sorun çoğu zaman tohumdan değil, tohumun karşılaştığı fiziksel engelden kaynaklanır. Bu rehberde kaymak tabakasının neden oluştuğunu, çıkışı nasıl etkilediğini, tarlada nasıl kırılacağını ve en önemlisi oluşmadan nasıl önleneceğini Türkiye koşullarına göre adım adım ele alıyoruz.
Kaymak tabakası, toprak yüzeyinde birkaç milimetreden bir santimetreye kadar kalınlıkta oluşan sert kabuktur. Oluşum mekanizması şudur: yağmur damlası ya da yağmurlama sulamanın suyu, yüzeydeki toprak agregatlarını (topak yapısını) darbeyle parçalar. Dağılan ince taneler, özellikle kil ve mil, su ile birlikte yüzeydeki gözeneklere dolar ve onları tıkar. Su çekilip toprak kuruyunca bu ince taneler birbirine yapışıp sertleşir, geçirimsiz bir yüzey oluşturur. Yani kabuk aslında agregatların dağılıp yeniden çimentolaşmasıdır. En hızlı ve şiddetli kabuklanma, tek bir iri yağmurdan sonra güneşin çıkıp yüzeyi çabuk kuruttuğu durumlarda görülür. Yüzeyin ıslanıp kuruma döngüsü ne kadar sertse, tabaka o kadar kalın ve dirençli olur.
Kaymak tabakası her toprakta aynı şiddette oluşmaz. En yatkın olanlar mil (silt) oranı yüksek, tın ve killi tın bünyeli topraklardır; bu topraklarda agregatlar suyla kolay dağılır. Organik maddesi düşük topraklar da risklidir, çünkü topakları bir arada tutan bağ zayıftır. Kaba kumlu topraklarda kabuk sorunu genelde daha azdır. Türkiye'de İç Anadolu'nun killi tınlı tarlaları, Çukurova ve Ege'nin taban arazileri, sulu tarım yapılan alanlar tipik risk bölgeleridir. Riski artıran koşullar: tohum yatağının aşırı ince, tozumuş biçimde hazırlanması, çıplak yüzeyin yağmura ya da yağmurlamaya açık kalması, düşük organik madde ve sıkışmış toprak. Killi tınlı, organik maddesi düşük bir tarlada ekimden sonra iri bir yağmur düşerse, kabuklanmayı neredeyse beklemek gerekir.
Tohum toprak altında çimlenip kotiledon ya da kolеoptili ile yüzeye doğru itmeye başlar. Karşısına sert bir kabuk çıkınca üç sorun ortaya çıkar. Birincisi mekanik engel: fide kabuğu delemez, yüzeyin hemen altında bükülür, kıvrılır ve enerjisi tükenip ölür. İkincisi oksijen kısıtı: geçirimsiz yüzey toprak altına hava girişini azaltır, çimlenen tohum yeterli oksijen bulamaz. Üçüncüsü nem ve sıcaklık: kabuk çatladığında altındaki nem hızla kaçar, tohum kuruyabilir; koyu sert yüzey gündüz aşırı ısınır. Sonuç seyrek, boşluklu ve gecikmeli çıkıştır. En çok zarar gören, çıkış gücü zayıf ve iki çenekli (çift kotiledonlu) bitkilerdir; çünkü onlar yüzeyi iki yaprakla, geniş bir hacimle iterek çıkmak zorundadır. Buğday gibi tek çenekliler sivri uçlarıyla kabuğu daha kolay deler ama onlar da kalın kabukta zorlanır.
Kabuklanmaya en hassas grup, tohumu küçük ve çıkış gücü düşük olan iki çenekli türlerdir: şeker pancarı, ayçiçeği, pamuk, soya, soğan, havuç, marul, yonca ve birçok sebze fidesi. Bu bitkilerde tek bir kabuk, ekimin tekrarını gerektirecek kadar seyreklik yaratabilir. Kritik dönem, ekimden çıkışa kadar geçen süredir; tohum toprak yüzeyine ulaşmadan kabuk oluşursa hasar kesindir, çıkış tamamlandıktan sonra oluşan kabuk çıkışı etkilemez ama su alımını ve havalanmayı kısıtlamaya devam eder. Bu yüzden riskli bir türü ektikten sonraki ilk yağmur ya da ilk sulama en tehlikeli andır. Bu dönemde tarlayı yakından izlemek, yüzeyin sertleşip sertleşmediğini elle ve gözle kontrol etmek gerekir. Fide sararmış, kıvrılmış ve yüzeyin altında takılı kalmışsa müdahale için beklenecek zaman yoktur.
Kabuk oluştuysa ve fideler altında sıkıştıysa amaç, yüzeyi fideye zarar vermeden çatlatmaktır. En yaygın yöntem, dişli ya da yıldız tekerlekli döner çapa (rotary hoe) ya da hafif tırmıkla yüzeyi çizmektir; bu aletler kabuğu kırar, fideyi büyük ölçüde korur. Zamanlama önemlidir: toprak hafif nemliyken, ne çamur ne de taş gibi kuruyken çalışmak gerekir; çünkü ıslakken yeni sıkışma, aşırı kuruyken fide kopması olur. En etkili ve fideye en az zarar veren çözüm, mümkünse hafif bir yağmurlama sulamayla yüzeyi tekrar yumuşatıp kabuğu gevşetmektir; sulama hem kabuğu ıslatıp ufaltır hem fideye çıkış için nem sağlar. Sulama imkanı yoksa mekanik kırma tercih edilir. Küçük parsellerde el ile hafif tırmıklama da işe yarar. Hangi yöntem olursa olsun, fide çenekleri yüzeye çok yaklaşmışsa aleti sığ ve hızlı geçirmek, derin ve agresif çalışmamak gerekir.
Kabuğu kırmaktan çok daha ucuz ve güvenli yol, hiç oluşturmamaktır. Tohum yatağını aşırı ince, un gibi tozumuş hazırlamaktan kaçının; yüzeyde küçük topakların bulunması, yağmur damlasının darbesini kırar ve suyun içeri sızmasını kolaylaştırır. Fazla ve tekrarlı toprak işlemesi agregatları parçalayıp riski artırır; azaltılmış toprak işleme ya da anıza doğrudan ekim, yüzeydeki bitki artıklarını koruyarak damla darbesini emer ve kabuklanmayı belirgin biçimde düşürür. Ekim derinliğini türün önerdiği aralıkta tutun; çok derin ekilen küçük tohum, zaten zayıf olan çıkış gücünü kabuğa karşı büsbütün kaybeder. Yağmurlama sulamada iri damla yerine ince damla ve düşük debi, yüzey darbesini azaltır. Mümkünse riskli türü, iri yağmur beklenmeyen bir pencerede ekmek de pratik bir önlemdir.
Kaymak tabakasına karşı en kalıcı savunma, agregatları güçlü, suyla kolay dağılmayan bir toprak yapısıdır. Bunun anahtarı organik maddedir. Ahır gübresi, kompost, yeşil gübreleme ve ürün artıklarını toprağa kazandırmak, toprak topaklarını bir arada tutan bağları güçlendirir; organik maddesi yüksek toprak yağmur altında daha az dağılır, daha az kabuk bağlar. Münavebe (ekim nöbeti) ve baklagil ya da çok yıllık yem bitkilerini rotasyona katmak, kökleriyle toprağı yapılandırır. Toprağı sürekli çıplak bırakmak yerine örtü bitkisi ya da anız örtüsüyle kaplamak, yüzeyi damla darbesinden korur. Sıkışmayı önlemek için toprağı uygun nemde işlemek, ağır makineyle ıslak toprağa girmemek gerekir. Bu uygulamalar bir sezonda değil yıllar içinde sonuç verir; ama kalıcı olarak kabuklanmayı, su tutmayı ve çıkış sorununu birlikte azaltan tek yaklaşım budur. Toprak analizi yaptırıp organik madde düzeyini görmek, doğru başlangıç noktasıdır.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni