Menü
İhracat, Türk tarımında en yüksek katma değeri sunan kanallardan biridir; ancak dış pazar, iç pazarın toleranslarını affetmez. Bir alıcının Rotterdam'da, Hamburg'da ya da Riyad'da aradığı şey belli bir çeşit, belli bir boy, belli bir kalıntı sınırı ve belli bir teslim takvimidir. Bu yüzden ihracata yönelik üretim, hasattan sonra değil tohum atılmadan önce planlanır. Hangi pazara, hangi standartla, hangi sertifikayla ve hangi hacimle gireceğinizi bilmeden ekim yapmak, ürünü şansa bırakmaktır. Bu rehber; hedef pazar seçimi, çeşit ve kalıntı yönetimi, sertifikasyon, tedarik sürekliliği ve birlik ile ihracatçı iş birliği başlıklarını Türkiye gerçekleriyle ele alır. Amaç, üreticiyi tek seferlik bir satıştan çıkarıp düzenli ihracat zincirinin kalıcı bir halkasına dönüştürmektir.
İhracat planlamasının ilk kuralı, üretimi pazara göre kurgulamaktır; eldeki ürüne pazar aramak değil, pazarın istediği ürünü üretmek esastır. Avrupa Birliği pazarı yüksek fiyat sunar ama kalıntı ve izlenebilirlik konusunda en katı olandır. Rusya ve BDT ülkeleri boy, görsel ve ambalaj konusunda hassastır. Ortadoğu ve Körfez pazarları belirli çeşitlere, tatlılık derecesine ve helal uygunluğuna önem verir; Uzakdoğu ise raf ömrü ve soğuk zincir dayanımını öne çıkarır. Her pazarın kendi giriş standardı, gümrük tarifesi ve tercih ettiği çeşitleri vardır. Örneğin sofralık üzümde AB için çekirdeksiz ve belirli tane iriliği aranırken, başka bir pazarda tat ön plana çıkabilir. Bu nedenle ekim öncesinde hedef ülkeyi, o ülkenin ithalat mevzuatını ve rakip ülkelerin hasat takvimini araştırmak, çeşit kararından daha önce gelir. İhracatçı firmayla ya da ilgili ihracatçı birliğiyle ekim öncesi görüşmek, hangi çeşidin talep gördüğünü öğrenmenin en sağlam yoludur.
İhracatta ürünün reddedilmesinin en yaygın üç nedeni yanlış çeşit, standart dışı kalite ve kalıntı sınırı aşımıdır. Çeşit seçimi doğrudan pazara bağlıdır; iç pazarda çok satan bir çeşit, hedef ülkede hiç aranmıyor olabilir. Kalite ise sadece iç görünüşle değil kalibrasyonla, yani boy ve ağırlık homojenliğiyle ölçülür. Alıcı, kutudan çıkan her ürünün birbirine benzemesini ister. En hassas konu ise pestisit kalıntısıdır. Özellikle AB pazarında her ürün için ayrı ayrı belirlenmiş maksimum kalıntı limitleri (MRL) vardır ve bu limitler zaman zaman güncellenir; bir aktif maddenin sınırı Türkiye'de serbestken hedef pazarda çok daha düşük ya da sıfır olabilir. Bu yüzden ilaçlama programı, hedef pazarın kabul ettiği aktif maddelere ve son ilaçlama ile hasat arasındaki bekleme süresine göre kurulmalıdır. Hasat öncesi bağımsız bir laboratuvarda kalıntı analizi yaptırmak, konteynerin sınırdan geri dönme riskini büyük ölçüde azaltır. Doz ve program konusunda mutlaka ziraat mühendisi ve ihracatçının teknik ekibiyle çalışılmalıdır.
Modern ihracatta ürün kadar belge de satılır. Birçok Avrupa zinciri ve ithalatçı, GLOBALG.A.P. gibi iyi tarım uygulamaları sertifikası olmayan üründen mal almaz; bu artık bir ayrıcalık değil giriş bileti hâline gelmiştir. Organik pazara girecekseniz hedef ülkenin tanıdığı organik sertifika (AB için ilgili organik mevzuatına uygunluk) gerekir. Bunların yanında izlenebilirlik, gıda güvenliği (BRC, IFS gibi paketleme tesisi sertifikaları) ve bazı pazarlarda helal ya da Kosher belgeleri talep edilebilir. Sertifikasyon bir günde alınmaz; GLOBALG.A.P. için genellikle bir üretim sezonu boyunca kayıt tutmak, tarla defteri işlemek ve denetimden geçmek gerekir. Bu yüzden sertifika süreci de ekimle birlikte, hatta öncesinde başlatılır. Türkiye'de bu belgeleri veren akredite kuruluşlar bulunur; maliyet ve süreç konusunda birden fazla kuruluştan teklif almak yerinde olur. Sertifika, üreticinin pazarlık gücünü de artırır çünkü belgeli ürün alıcının gözünde daha güvenli ve daha değerlidir.
İhracatçının ve dış alıcının en çok değer verdiği şey güvenilir süreklilik ve tahmin edilebilir hacimdir. Bir ithalatçı, haftada belirli tonajı düzenli gönderebilen üreticiyi, tek seferde büyük parti verip sonra kaybolan üreticiye tercih eder. Bu nedenle üretim planlaması sadece ne kadar değil, ne zaman ve hangi aralıkla sorusunu da yanıtlamalıdır. Farklı olgunlaşma sürelerine sahip çeşitleri ya da farklı ekim tarihlerini kullanarak hasadı zamana yaymak (aralıklı ekim), sezonu uzatır ve alıcıya kesintisiz tedarik sağlar. Tek başına küçük üreticinin konteyner dolduracak hacme ulaşması zor olduğundan, komşu üreticilerle ürün birleştirme ya da bir kooperatif çatısı altında toplulaştırma güçlü bir yöntemdir. Süreklilik ayrıca soğuk zincir ve depolama kapasitesiyle de ilgilidir; hasadı doğru saklayamayan üretici, talep geldiğinde ürünü teslim edemez. Alıcı bir kez boşa çıkarıldığında ilişki genelde biter, bu yüzden söz verilen hacim gerçekçi tutulmalıdır.
Tek bir çiftçinin doğrudan yurt dışı alıcı bulması, gümrük ve nakliye süreçlerini yönetmesi çoğu zaman gerçekçi değildir. Bu noktada ihracatçı birlikleri ve deneyimli ihracatçı firmalar devreye girer. Türkiye'de sektörlere göre örgütlenmiş ihracatçı birlikleri, üye firmalara pazar bilgisi, fuar organizasyonu ve mevzuat desteği sağlar. Üretici açısından en pratik yol, güvenilir bir ihracatçı firmayla sözleşmeli üretim modeline geçmektir; bu modelde firma çeşidi, kaliteyi ve zaman zaman girdiyi belirler, üretici ise belirlenen standartta üretimi taahhüt eder. Bu iş birliği, üreticiyi fiyat dalgalanmasına ve pazar bulma stresine karşı bir ölçüde korur. Kooperatifler ve üretici birlikleri ise ürünü toplulaştırarak pazarlık gücü ve ortak sertifikasyon imkânı yaratır. Anahtar nokta, iş birliğine girmeden önce firmanın referanslarını, ödeme geçmişini ve sözleşme şartlarını netleştirmektir; sözlü mutabakat yerine yazılı, ürün standardı ve ödeme takvimi açıkça yazılı bir sözleşme esastır.
İhracatta ürün tarlada mükemmel olsa bile, yanlış hasat sonrası yönetim onu alıcıya ulaşmadan bitirir. Özellikle yaş meyve sebzede soğuk zincir kutsaldır; hasattan hemen sonra ön soğutma yapılmayan ürün, konteyner yolculuğunda bozulur. Ambalaj hem koruma hem de pazarlama işlevi görür; hedef pazarın istediği kutu ölçüsü, ağırlık standardı, etiket dili ve barkod sistemi önceden öğrenilmelidir. Bazı pazarlar geri dönüşümlü ambalaj ya da belirli işaretlemeler zorunlu kılar. Nakliye yöntemi de planın parçasıdır; kara yolu, deniz yolu ve hava yolunun maliyeti, süresi ve ürünün dayanımı farklıdır. Uzak pazarlara dayanıklı, kısa ömürlü ürünlere ise yakın pazarlar mantıklıdır. İhracat ayrıca bitki sağlık sertifikası (fitosaniter belge), menşe belgesi ve gerekli gümrük evrakını gerektirir; bunlar genelde ihracatçı firma tarafından yürütülse de üreticinin tarla ve ilaçlama kayıtlarını düzenli tutması bu belgelerin alınmasını kolaylaştırır.
İhracata girmek isteyen üreticilerin en sık düştüğü hata, ürünü ürettikten sonra pazar aramaktır; oysa süreç terstir. İkinci yaygın hata, iç pazar alışkanlığıyla kalibrasyon ve homojenliği önemsememektir. Üçüncüsü, kalıntı ve sertifika şartlarını hafife alıp konteyneri sınırdan geri döndürmektir ki bu hem parasal hem itibar kaybıdır. Fiyat konusunda ise dış pazar fiyatının; hedef ülkedeki arz, rakip ülkelerin (İspanya, Mısır, Fas gibi) hasat takvimi, döviz kuru, nakliye maliyeti ve o sezonun kalite düzeyi tarafından belirlendiğini bilmek gerekir. İhracat her zaman iç pazardan yüksek gelir getirmez; navlun, sertifika, fire ve komisyon düşüldüğünde net gelir bazen iç pazara yakınlaşabilir. Bu yüzden kâr, brüt fiyata değil ele geçen net tutara göre hesaplanmalıdır. Kesin fiyat vaadi veren aracıya temkinli yaklaşmak, güncel iç pazar ve hal fiyatlarını Harman App gibi güncel kaynaklardan takip ederek pazarlık zeminini sağlam kurmak akıllıcadır. Ürününü ihracatçı ve toplayıcı alıcılarla buluşturmak için de Harman App üzerinden alıcı-satıcı ağına ilan vermek pratik bir başlangıç olabilir.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni