Menü
Hayvancılık işletmesi büyüdükçe ahırdan çıkan gübre, idrar, altlık ve yıkama suyu ciddi bir yönetim konusuna dönüşür. Doğru ele alındığında bu atık, satın alınacak kimyasal gübreye alternatif değerli bir kaynaktır; yanlış yönetildiğinde ise koku, sinek, yer altı suyu kirliliği ve komşuluk sorunlarının kaynağı olur. Türkiye'de küçük aile işletmelerinden büyük besi ve süt tesislerine kadar her ölçekte, gübrenin toplanması, depolanması, olgunlaştırılması ve tarlaya doğru zamanda geri verilmesi hem çevreyi hem işletme ekonomisini doğrudan etkiler. Bu rehberde katı ve sıvı atığın ayrı yönetiminden kompostlama ve biyogaz gibi değerlendirme yollarına, koku ve sızıntı kontrolünden çevre mevzuatı farkındalığına kadar sahada işe yarayan pratik yaklaşımları ele alıyoruz.
Sağlıklı bir yönetim, ahırdan çıkanı tek bir yığın gibi görmemekle başlar. Katı gübre (dışkı ile saman, talaş, sap gibi altlığın karışımı), sıvı akım (idrar ve sulu dışkı, yani şerbet) ve yıkama suları farklı özellikte akımlardır. Katı gübrenin kuru madde oranı yüksektir, istiflenebilir ve kompostlamaya uygundur. Sıvı akım ise besin değeri bakımından zengin ama taşınması ve depolanması daha zordur; açıkta bırakılırsa hem azotun büyük kısmı buharlaşarak kaybolur hem de sızıntı riski doğar. Süt sağım yeri yıkama suları, dezenfektan ve süt kalıntısı içerdiği için ayrı düşünülmelidir. İşletmede ilk yapılması gereken, hangi noktadan ne kadar ve ne tür atık çıktığını kabaca çıkarmaktır. Barınak zemininin eğimi, ızgara sistemi ve sıyırıcı düzeni bu akımların ne kadar temiz ayrışacağını belirler. Yağmur suyunun gübre alanına karışmaması için çatı oluğu ve çevre kanallarının doğru yönlendirilmesi, sonradan uğraşılacak sıvı hacmini ciddi biçimde azaltır.
Gübrenin en çok sorun çıkardığı aşama depolamadır. Toprak zemine yığılan gübreden çıkan şerbet, yer altı suyuna ve komşu parsele sızarak hem besin kaybına hem kirliliğe yol açar. Bu yüzden depolama alanının betonla kaplı, çevresi topuklu ve sızıntıyı toplayan bir sıvı çukuruna eğimli olması esastır. Sıvı gübre için kapalı veya üstü örtülü lagün ya da beton hazne, açık havuza göre hem koku hem azot kaybı açısından daha iyidir. Kapasite planlarken tek ölçüt hayvan sayısı değildir: tarlaya gübre veremeyeceğiniz dönemleri, yani ürünün tarlada olduğu veya zeminin donlu ya da çok yağışlı olduğu ayları düşünmelisiniz. Türkiye'nin çoğu bölgesinde kışın birkaç ay tarlaya çıkış zorlaşır; bu nedenle depo, sadece birkaç haftayı değil, birkaç aylık birikimi güvenle tutabilecek büyüklükte olmalıdır. Dar depo, çiftçiyi uygunsuz zamanda tarlaya gübre atmaya zorlar ve asıl sorun burada başlar.
Taze gübreyi doğrudan tarlaya atmak birçok sorunu beraberinde getirir: yabancı ot tohumu, aşırı amonyak, bitki köklerini yakma riski ve yoğun koku. Kompostlama, bu ham malzemeyi kontrollü bir çürüme ile stabil, koyu renkli ve kokusu azalmış bir toprak düzenleyicisine dönüştürür. İşin özü karbon ve azot dengesidir: dışkı azotça zengindir, saman, talaş, mısır sapı gibi malzemeler ise karbon sağlar. İkisi uygun oranda karışınca yığın ısınır, iç sıcaklık yükselir ve bu ısı yabancı ot tohumlarının ve birçok zararlının canlılığını kırar. Yığının çok kuru olması çürümeyi durdurur, çok ıslak olması ise havasız kalıp kötü kokmasına yol açar; el ile sıkıldığında sünger nemi hissi iyi bir göstergedir. Yığını belirli aralıklarla aktarmak (çevirmek) hava girişini sağlar ve süreci hızlandırır. Olgunlaşma birkaç aya yayılabilir; acele edip yarı çürümüş gübre kullanmak, toprakta azotu geçici olarak bağlayıp bitkiyi sarartabilir.
Yeterli ve düzenli gübre akışı olan işletmelerde biyogaz, atığı hem enerjiye hem daha kullanışlı bir gübreye çeviren bir seçenektir. Sistemin kalbi, havasız (oksijensiz) ortamda çalışan bir çürütücüdür; burada mikroorganizmalar organik maddeyi parçalarken içinde metan bulunan biyogaz açığa çıkar. Bu gaz ısıtmada, pişirmede ya da elektrik üretiminde kullanılabilir. Sürecin sonunda kalan sıvı çıktı, işlenmemiş gübreye göre daha az kokan ve besinleri bitkiye daha erişilebilir halde olan bir gübredir. Küçük ölçekte basit ev tipi düzeneklerden, büyük işletmelerde profesyonel tesislere kadar geniş bir yelpaze vardır. Ancak biyogaz her işletme için otomatik olarak kârlı değildir: yatırım maliyeti, sürekli ve yeterli gübre beslemesi, sıcaklık kontrolü ve düzenli bakım gerektirir. Karar vermeden önce günlük gübre miktarınızı, enerji ihtiyacınızı ve bakıma ayırabileceğiniz zamanı gerçekçi değerlendirmek gerekir. Devlet destekleri ve teşvikler için güncel bilgiyi Tarım ve Orman Bakanlığı ile ilgili resmi kurumlardan doğrulamak yerinde olur.
Hayvancılıkta en çok şikayete konu olan üç şey koku, sinek ve sızıntıdır; bunlar aynı zamanda kötü yönetimin habercisidir. Koku çoğunlukla havasız kalan, ıslak ve üstü açık gübreden gelir. Sıvı gübre havuzunun üstünü örtmek, katı gübreyi düzgün kompostlamak ve gübreyi tarlaya serptikten sonra mümkün olan en kısa sürede toprağa karıştırmak koku yükünü belirgin azaltır. Amonyak kokusu aynı zamanda kaybolan azottur; yani koku kontrolü doğrudan gübre değerinizi de korur. Sinek üremesi ıslak, birikmiş organik maddede hızlanır; barınağı kuru tutmak, gübreyi düzenli uzaklaştırmak ve suyun göllenmesini önlemek en etkili yöntemdir. Sızıntı kontrolü için depolama alanının çevresine yüzey suyunu kesen kanallar açmak, temiz yağmur suyunu gübreden ayırmak ve akışı sıvı çukuruna yönlendirmek gerekir. Bu önlemler hem çevreyi hem de komşularla ilişkiyi korur; kırsalda birçok anlaşmazlık koku ve sızıntı yüzünden çıkar.
Belirli ölçeğin üzerindeki hayvancılık tesisleri, kuruluş ve işletme aşamasında çevre ile ilgili izin ve düzenlemelere tabidir. Gübre depolama alanının konumu, yerleşim yerine ve su kaynaklarına uzaklığı, sızdırmazlık koşulları ve atığın bertaraf ya da değerlendirme biçimi mevzuat kapsamında ele alınır. Bu kurallar hem tesis ölçeğine hem bölgeye göre değişebildiği için burada kesin rakam, mesafe ya da kapasite vermek doğru olmaz. Yeni bir tesis kuruyor, mevcut tesisi büyütüyor ya da gübre değerlendirme yatırımı planlıyorsanız, güncel gereklilikleri İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü gibi resmi kurumlardan öğrenmek en sağlıklı yoldur. Önceden bilgi almak, sonradan yıkım ya da ceza gibi ağır sonuçlardan korur. Kayıt tutmak da önemlidir: gübreyi ne zaman, hangi tarlaya, ne kadar verdiğinizi not etmek hem denetimlerde hem kendi planlamanızda işinize yarar.
Gübre yönetiminin son ve en verimli halkası, olgunlaşmış gübreyi doğru zamanda ve doğru miktarda tarlaya vermektir. Buradaki en yaygın hata, elde biriktiği için gübreyi rastgele ve kalın tabaka halinde tek yere yığmaktır; bu hem besin dengesizliği hem sızıntı yaratır. İdeali, toprak analizine bakarak tarlanın gerçek ihtiyacı kadar ve ürünün besine ihtiyaç duyduğu döneme yakın uygulamaktır. Sonbaharda ekim öncesi ya da erken ilkbaharda, zeminin donlu veya suya doygun olmadığı, hemen sonra yağış beklenmeyen bir dönem genellikle uygundur; ancak bu pencere bölgeye ve iklime göre değişir, tek bir kesin tarih dayatılamaz. Serpme sonrası gübreyi kısa sürede toprağa karıştırmak azot kaybını ve kokuyu azaltır. Eğimli arazide, dere ve su kaynağı kenarında dağıtımdan kaçınmak, yağmurla besinlerin suya taşınmasını önler. Böylece satın alacağınız kimyasal gübre ihtiyacı düşer, toprağın organik maddesi ve su tutma kapasitesi artar; atık, gerçek bir işletme kaynağına dönüşür.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni