Menü
Rasyon, bir hayvanın 24 saatte tükettiği tüm yemlerin belirli bir amaca göre dengelenmiş toplamıdır. Türk yetiştiricisinin en sık düştüğü hata, hayvana bol yem vermeyi iyi besleme sanmaktır. Oysa besleme bir denge işidir: kaba yem ile kesif yemin oranı, enerji ile proteinin uyumu, mineral ve vitaminlerin yeterliliği ve suyun sürekliliği hep birlikte verimi belirler. Yanlış dengelenmiş bir rasyon sütü düşürür, döl tutmayı bozar, işkembe sağlığını çökertir ve yem parasını çöpe atar. Bu rehberde kaba-kesif dengesinden laktasyon ve besi ihtiyaçlarına, mineral yönetiminden yem geçişlerinin nasıl yapılacağına kadar sahada uygulanabilir yönetim bilgisini bulacaksınız. Hastalık, döl tutmama veya ciddi verim düşüşünde mutlaka veteriner hekiminize ve ziraat mühendisinize danışın.
Ruminant hayvanlar (sığır, koyun, keçi) işkembelerindeki mikroorganizmalar sayesinde selülozu sindirir. Bu mikropların çalışabilmesi için rasyonda yeterli kaba yem, yani lif şarttır. Genel bir yönetim ilkesi olarak süt sığırında rasyonun kuru madde bazında en az yarısı kaba yemden gelmeli, kesif yem (fabrika yemi, arpa, mısır gibi taneler) bunu tamamlamalıdır. Kaba yem yetersiz kalıp kesif yem aşırı artınca işkembede asit birikir, pH düşer ve subklinik asidoz gelişir. Belirtileri sinsidir: iştah dalgalanması, cıvık ve köpüklü dışkı, süt yağ oranında ani düşüş, ayakta topallık. Sahada pratik bir gösterge geviş getirmedir. Dinlenen ineklerin en az yarısı geviş getiriyor ve dakikada elli-altmış çiğneme yapıyorsa lif genelde yeterlidir. Kaba yemi çok ince kıymak (bir santimin altında) fiziksel lif etkisini bitirir, bu yüzden silaj ve kuru otu aşırı parçalamaktan kaçının. Kesif yemi güne bölerek, öğünlere dağıtarak verin; tek seferde önüne yığmak işkembeyi asitle boğar.
Rasyonun iki temel direği enerji ve proteindir, ama bunlar birbirinden bağımsız değildir. İşkembe mikropları protein üretebilmek için enerjiye, enerjiyi kullanabilmek için de parçalanabilir proteine ihtiyaç duyar. Yalnız protein bakımından zengin ama enerjisi düşük bir rasyon (örneğin bol yonca, az tane) parayı boşa harcar; fazla azot idrarla ve sütte üre olarak atılır, hem maliyet artar hem karaciğer yorulur. Tersine enerjisi yüksek ama proteini zayıf rasyon (bol mısır, az baklagil otu) mikropları aç bırakır, süt proteini düşer. Türkiye koşullarında yonca kuru otu ve fiğ kaliteli protein kaynağıdır; mısır silajı, arpa ve mısır tanesi ise enerji verir. Pratikte süt ineğinde süt üre azotu ölçümü dengeyi okumanın en iyi yoludur: sürekli yüksek çıkıyorsa protein fazla veya enerji eksik, düşük çıkıyorsa protein yetersizdir. Rasyonu tek bir yem üzerine kurmayın; enerji ve proteini farklı kaynaklardan harmanlayarak dengeyi tuttururun.
Rasyonun enerji ve proteini tam olsa bile mineral dengesi bozuksa verim ve döl tutma çöker. En kritik denge kalsiyum ile fosfor arasındaki orandır; sığırda genel olarak kalsiyumun fosfora oranı ikiye bir civarında tutulur. Kuru dönemdeki gebe inekte kalsiyumu aşırı yüksek tutmak, doğum sonrası süt humması riskini artırır, bu yüzden kuru dönem ve laktasyon rasyonları ayrı yönetilmelidir. Selenyum, bakır, çinko ve iyot eksikliği bölgeseldir; İç Anadolu ve bazı yörelerin toprakları selenyumca fakirdir ve bu eksiklik döl tutmama, ölü doğum, ayak sorunları olarak karşınıza çıkar. Mineral takviyesini gelişigüzel değil, yem analizi ve bölge verisine göre planlayın; herhangi bir eksiklik veya klinik belirti şüphesinde veteriner hekime danışın. Suyu asla ihmal etmeyin: bir süt ineği günde yüz litreyi aşan su içebilir. Temiz, serbest ve yeterli suyolu olmayan sürüde en mükemmel rasyon bile sonuç vermez. Su yalağı sayısı ve akış hızı çoğu ahırda gizli bir darboğazdır.
Bir süt ineğinin ihtiyacı laktasyon boyunca sabit değildir, dönemlere göre yönetilmelidir. Doğumdan sonraki ilk haftalarda inek zirveye doğru hızla süt verirken iştahı henüz tam açılmamıştır; bu negatif enerji dengesi döneminde hayvan sırtındaki yağı eritir, aşırı zayıflarsa ketozis ve karaciğer yağlanması riski doğar. Bu dönemde enerji yoğunluğu yüksek, lezzetli ve iştah açıcı rasyon gerekir ama kesif yem yine kademeli artırılır. Laktasyon ortasında hayvan hem yüksek süt verir hem iyi yer, denge en rahat kurulur. Laktasyon sonunda ve kuru dönemde ise fazla kesif yem hayvanı yağlandırır; aşırı kondisyonlu kuru dönem inekleri doğumda en çok sorun çıkaranlardır. Kuru dönem beslemesi bir sonraki laktasyonun temelidir, ihmal edilmemelidir. Vücut kondisyon skorunu elle sağrı ve kuyruk sokumundan düzenli değerlendirin; hayvanları zayıf ya da aşırı yağlı bırakmadan orta kondisyonda tutmak bütün dönem yönetiminin özetidir.
Besi mantığı sütten farklıdır; burada amaç en düşük yem maliyetiyle en hızlı ve kaliteli canlı ağırlık artışıdır. Besinin başında hayvan henüz gelişme çağındadır ve kas ile iskelet için proteine daha çok ihtiyaç duyar; bu yüzden başlangıç rasyonu proteince biraz daha zengin tutulur. Besi ilerledikçe hayvan yağlanma dönemine girer, enerji ihtiyacı öne çıkar ve tane yem oranı kademeli yükseltilir. Ancak besicilikte en pahalı hata, kaba yemi tamamen kesip hayvanı sadece taneyle beslemeye çalışmaktır; lif kalmayınca asidoz, karaciğer apsesi ve ani ölümler görülür. Kaba yem oranı düşürülse bile fiziksel lif sağlayan bir taban her zaman korunmalıdır. Yem değerlendirme oranını, yani bir kilo canlı ağırlık için harcanan yemi takip edin; bu oran bozuluyorsa rasyonda veya sağlıkta bir sorun var demektir. Tartımı düzenli yaparak hangi rasyonun gerçekten kâr getirdiğini rakamla görün, tahminle beslemekten kaçının.
İşkembedeki mikrop popülasyonu belirli bir rasyona haftalar içinde uyum sağlar. Yemi bir günde değiştirmek, o mikropların bir kısmını açlıktan öldürür, sindirim durur, hayvan yemden kesilir, ishal ve hazımsızlık başlar; süt anında düşer, bazen asidoz ve şişme (timpani) ile ölümle sonuçlanır. Türkiye'de bu hata özellikle mevsim geçişlerinde ve meraya çıkışta çok yapılır. İlkbaharda hayvanı bir anda taze, sulu ve şeker yüklü çayıra salmak köpüklü şişme için birebir davetiyedir. Doğru yöntem kademeli geçiştir: yeni yemi eskisinin içine küçük oranlarda katarak, genellikle yedi ila on gün, bazı büyük değişimlerde iki hafta boyunca payını artırın. Meraya çıkarmadan önce hayvanı ahırda kuru otla doyurup öyle salın, aç karnına taze mera vermeyin. Silajdan kuru ota, kuru ottan meraya her geçişte aynı sabrı gösterin. Yem değişimini takvime bağlayın ve bu dönemde iştahı, dışkı kıvamını ve geviş getirmeyi her gün gözleyin.
En iyi hesaplanmış rasyon bile yemin gerçek besin değeri kâğıttakinden farklıysa tutmaz. Aynı isimle satılan iki parti yonca arasında protein bakımından büyük fark olabilir; bu yüzden mümkünse kaba yeminizi analiz ettirin, en azından hasat zamanı, renk, yaprak oranı ve kokudan kaliteyi değerlendirmeyi öğrenin. Geç biçilmiş, sararmış, sapı kabalaşmış ot düşük proteinli ve az sindirilebilirdir. Küflü, ısınmış veya toprak bulaşmış yem asla verilmemelidir; küf toksinleri döl tutmayı bozar ve gizli zehirlenme yapar, şüpheli yem varsa veteriner hekime danışın. Sık görülen yönetim hataları şunlardır: rasyonu göz kararı hazırlamak, yemi tartmadan atmak, artıkları temizlemeden üstüne yeni yem koymak, yemlikte yem seçmesine izin vermek (hayvan taneyi ayıklayıp lifi bırakır), soğuk günlerde enerjiyi artırmayı unutmak ve suyu yeterince önemsememek. Rasyonu bir kez kurup unutmayın; süt verimi, dışkı, kondisyon ve yem tüketimini izleyerek sürekli ince ayar yapın ve büyük değişikliklerde bir ziraat mühendisine danışın.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni