Menü
Gübreleme, verimin en belirleyici ama en çok yanlış yapılan işlerinden biridir. Türk çiftçisi çoğu zaman komşusuna bakarak, geçen yılın alışkanlığıyla ya da bayideki tavsiyeyle çuval açar. Oysa toprağın gerçek ihtiyacı görünmez; gözle anlaşılmaz. Yanlış gübreleme hem para kaybı hem de düşük verim, hatta bitkiye zarar demektir. Fazla atılan gübre eksik atılan kadar tehlikelidir. Bu rehberde tarlada en sık karşılaşılan gübreleme hatalarını, neden yapıldıklarını ve nasıl önlenebileceğini somut biçimde ele alıyoruz. Amaç kesin reçete vermek değil, çiftçinin kendi tarlasında doğru soruları sorabilmesini, bilinçli karar verebilmesini ve harcadığı her kuruşun karşılığını topraktan alabilmesini sağlamaktır.
En temel ve en pahalı hata, toprağın içinde ne olduğunu bilmeden gübre atmaktır. Her tarla farklıdır; aynı köyde yan yana iki parselin bile pH değeri, organik madde oranı ve besin dengesi başka olabilir. Analiz yapmadan gübrelemek, hastayı muayene etmeden ilaç yazmaya benzer. Toprakta zaten yeterli fosfor varken fosforlu gübre atmak hem parayı çöpe atmak hem de diğer besinlerin alımını engellemek demektir. Doğru yol, ekim öncesi topraktan usulüne uygun örnek alıp yetkili bir laboratuvarda analiz ettirmektir. Örnek alırken tarlanın farklı noktalarından, kök bölgesi derinliğinden birden fazla numune karıştırılmalı; tek bir çukurdan alınan örnek yanıltır. Analiz sonucunu okumayı bilen bir ziraat mühendisiyle birlikte değerlendirmek, gübre planını sağlam temele oturtur. Analiz maliyeti, yanlış gübrelemeyle kaybedilenin yanında çok küçük kalır.
Doğru gübreyi yanlış zamanda vermek, vermemekle neredeyse aynı sonucu doğurur. Bitkinin besin ihtiyacı gelişme dönemine göre değişir; fide döneminde farklı, çiçeklenmede farklı, meyve tutumunda farklıdır. Azotu bitkinin en çok ihtiyaç duyduğu dönemden çok önce topağa vermek, özellikle sulu ve yağışlı koşullarda yıkanıp kök bölgesinin altına inmesine, yani boşa gitmesine yol açar. Tersine, ihtiyaç dönemi geçtikten sonra atılan gübre de beklenen katkıyı sağlamaz. Toprak sıcaklığı da önemlidir; çok soğuk toprakta bitki besini alamaz, atılan gübre bekler. Sıcak günün ortasında, yaprak yanığına yol açabilecek koşullarda üstten uygulama yapmaktan kaçınmak gerekir. Genel ilke, besini bitkinin talep ettiği döneme yakın ve bölerek vermektir. Tek seferde büyük miktar yerine ihtiyaç dönemlerine yayılmış uygulama hem kaybı azaltır hem verimi artırır.
Gübrenin ne kadar verildiği kadar nasıl verildiği de sonucu belirler. Taban gübresini toprak yüzeyine serpip bırakmak, özellikle hareketsiz besinlerde kök bölgesine ulaşmadığı için verimsizdir; gübre ekim öncesi toprağa karıştırılmalı ya da uygun derinliğe verilmelidir. Tohumla gübreyi doğrudan temas ettirmek çimlenmeye zarar verebilir; ekim makinelerinde gübre ve tohum ayrı hatlardan, aralarında mesafe bırakılarak konumlandırılır. Damla sulama sisteminde gübre veriyorsanız, tıkanmayı önlemek ve dağılımı eşitlemek için doğru çözünürlükte ürün ve düzgün uygulama şarttır. Farklı gübreleri gelişigüzel karıştırmak da hatadır; bazı bileşimler bir araya geldiğinde etkisini kaybedebilir ya da topaklaşabilir. Ayrıca rüzgarlı havada serpme yapmak dağılımı bozar, tarlanın bir kısmı fazla bir kısmı eksik alır. Uygulama aleti kalibre edilmeden çalışmak da tarla içinde dengesizliğe yol açar.
Çiftçinin gözünü en çok boyayan besin azottur; çünkü bitkiyi hızla yeşertir, koyu renk ve gür görünüm verir. Bu görsel etki yüzünden çoğu üretici azotu abartır. Oysa aşırı azot birçok soruna kapı açar. Bitki bol yaprak yapar ama meyve ve tane oranı düşebilir; vejetatif büyüme generatif gelişmenin önüne geçer. Aşırı azotla beslenen bitkiler daha yumuşak dokulu olur, hastalık ve zararlılara karşı direnci azalır. Tahılda aşırı azot yatmaya, meyvede tat ve dayanıklılık kaybına yol açabilir. Fazla azot topakta kalmaz, yıkanarak yeraltı sularına karışır; bu hem çevresel hem ekonomik kayıptır. Azot dengeli ve bölünmüş verildiğinde en verimli sonucu verir. Bitkinin yeşilliğine bakıp sürekli azot eklemek yerine, gelişme dönemine ve toprak analizine göre planlamak gerekir. Yeşil her zaman verimli demek değildir.
Sık yapılan ve az bilinen bir hata, fosforlu gübreyi toprağın üstüne serpmektir. Fosfor toprakta neredeyse hareketsiz bir besindir; azot gibi suyla aşağı yıkanıp köke inmez, atıldığı yerde kalır. Bu yüzden yüzeye serpilen fosforun büyük kısmı kök bölgesine hiç ulaşmaz, bitki için erişilemez kalır. Fosforun doğru kullanımı, ekim öncesi toprağa karıştırılarak ya da kök bölgesine yakın bir derinliğe yerleştirilerek olur. Özellikle çok kireçli ya da çok asidik topraklarda fosfor toprak tarafından bağlanıp bitkinin alamayacağı forma dönüşebilir; bu nedenle toprak pH değerini bilmek fosfor yönetiminin ayrılmaz parçasıdır. Fosforu bant halinde, tohum sırasının yakınına ve uygun derinliğe vermek, yüzeye serpmekten çok daha etkilidir. Erken kök gelişimi için kritik olan bu besinin doğru konumlandırılması, özellikle soğuk topraklarda çıkış ve fide gücü açısından belirleyici olur.
Çoğu çiftçi gübreyi sadece azot, fosfor ve potasyum üçlüsünden ibaret sanır. Oysa toprağın uzun vadeli verimliliği organik madde ve ikincil besinlerle ayakta durur. Yıllarca sadece kimyasal gübre atıp organik maddeyi ihmal eden topraklar zamanla sertleşir, su tutma kapasitesini yitirir ve besinleri bitkiye sunma yeteneği zayıflar. İyi yanmış çiftlik gübresi, kompost ya da yeşil gübreleme toprağın canlılığını ve yapısını korur. Bunun yanında kalsiyum, magnezyum, kükürt gibi besinler ile demir, çinko, bor gibi mikro besinlerin eksikliği verimi ciddi biçimde düşürebilir. Bu eksiklikler çoğu zaman gözle karıştırılır; bir besin eksikliği başka bir sorun sanılıp yanlış müdahale edilir. Toprak analizi bu noktada yine yol göstericidir. Verimli bir gübreleme programı sadece ana besinleri değil, toprağın bütününü ve organik dengesini gözeten bir yaklaşımla kurulur.
Gübreleme tek başına düşünülemez; toprak pH değeri ve sulama suyunun niteliği besinlerin alınabilirliğini doğrudan etkiler. Toprak fazla asidik ya da fazla alkali olduğunda, atılan gübrenin içindeki besinler bitkinin alamayacağı forma dönüşebilir. Yani gübre topağa girer ama bitkiye ulaşmaz; para harcanır sonuç alınmaz. Bu yüzden pH bilinmeden yapılan gübreleme eksik kalır. Kireçli topraklarda bazı mikro besinler bağlanır, asidik topraklarda başka dengesizlikler çıkar. Sulama suyunun tuzluluğu ve içeriği de önemlidir; tuzlu suyla sulanan tarlada gübreyle gelen tuz yükü birikerek kök gelişimini baskılayabilir. Damla sulamayla gübre veren üreticilerin su analizini de dikkate alması gerekir. Doğru yaklaşım, gübreleme planını toprak ve su analizleriyle birlikte kurmak, gerekiyorsa pH düzenleyici uygulamaları programa dahil etmektir. Toprağı ve suyu tanımadan yapılan her gübreleme, karanlıkta atılan adımdan farksızdır.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni