Menü
Gübreleme, tarımda verimin belki de en çok belirleyen ama en sık yanlış yapılan işlemlerinden biridir. Doğru gübreyi bulmak kadar, onu doğru zamanda ve doğru yöntemle vermek de önemlidir; çünkü yanlış zamanlanmış bir gübre hem paranızı hem de bitkinin gelişme fırsatını boşa harcar. Taban gübresini toprağa nasıl ve ne kadar derine vereceğiniz, üst gübreyi hangi büyüme döneminde uygulayacağınız, azotun yağmurla veya buharla nasıl kaybolduğu ve sulama ile gübrenin nasıl bir ekip gibi çalıştığı, ürününüzün kaderini doğrudan etkiler. Bu rehberde, toprak analizinden başlayarak gübrenin toprağa ve bitkiye ulaştığı ana kadar tüm süreci, Türkiye tarla ve bahçe koşullarına göre pratik ve uygulanabilir biçimde ele alıyoruz.
Taban gübresi, ekim veya dikimden önce toprağa verilen ve bitkinin ilk kök gelişimi için gereken besini hazırlayan gübredir. Genellikle fosfor ve potasyum ağırlıklı olan bu gübreler, toprakta yavaş hareket ettiği için kök bölgesine, yani tohum yatağının biraz altına gömülerek verilmelidir; yüzeye serpip bırakmak fosfordan beklenen faydayı büyük ölçüde düşürür. Tahıllarda ekimle birlikte kombine mibzerle banda vermek en etkili yöntemdir, çünkü gübre tohumun hemen yanına ve altına düşer. Meyve bahçelerinde ise taban gübresi sonbaharda veya erken ilkbaharda, taç izdüşümüne açılan bantlara veya çukurlara gömülür. Sıcak ve kurak dönemde yüzeye atılan taban gübresinin buharlaşma ve bağlanma kaybı yüksek olduğundan, mutlaka sürüm veya diskaro ile toprağa karıştırılması önerilir. Ekimden çok önce serpip bırakmak yerine, ekime yakın ve gömülü uygulama besin kaybını en aza indirir.
Üst gübre, bitki toprak yüzeyine çıktıktan sonra büyüme döneminde verilen ve çoğunlukla azot ağırlıklı olan gübredir. Azot toprakta çok hareketli olduğu için tek seferde değil, bitkinin ihtiyaç duyduğu kritik dönemlere bölerek vermek hem verimi artırır hem de kayıpları azaltır. Kışlık tahıllarda kardeşlenme ve sapa kalkma dönemleri azot talebinin en yüksek olduğu evrelerdir; bu nedenle üst gübre genellikle bu iki döneme bölünerek uygulanır. Mısır, pamuk ve ayçiçeği gibi yazlık ürünlerde ise gübre, boylanma ve çiçeklenme öncesi gibi hızlı gelişme dönemlerine denk getirilir. Sebzelerde ise hasada kadar birkaç defada, azalan aralıklarla verilmesi süreklilik sağlar. Genel kural şudur: bitki ne kadar hızlı büyüyorsa ve azota ne kadar çok ihtiyaç duyuyorsa, gübreyi o döneme yakın vermek gerekir. Erken atılan azot yıkanıp gider, geç atılan ise verime yetişemez.
Gübreyi bitkiye ulaştırmanın birden fazla yöntemi vardır ve her birinin kendine göre avantajı bulunur. Serpme yöntemi, gübrenin tüm tarla yüzeyine elle veya gübre serpme makinesiyle dağıtılmasıdır; hızlı ve pratiktir ama gübre kök bölgesi dışına da düştüğü için verimi bir miktar düşük olabilir, özellikle fosfor için uygun değildir. Banda uygulama ise gübreyi tohum sırasının yanına ve altına, dar bir şerit halinde verir; bu sayede gübre köke yakın kalır, daha az gübreyle daha yüksek verim alınır ve fosfor gibi hareketsiz besinlerde büyük fark yaratır. Yaprak gübrelemesi ise besinin sıvı halde doğrudan yaprağa püskürtülmesidir; ana besin kaynağı değil, özellikle demir, çinko, bor gibi mikro element eksikliklerini hızlı gidermek veya stres dönemlerinde bitkiyi desteklemek için kullanılır. Yaprak gübresini serin saatlerde, güneşin dik olmadığı sabah veya akşamüstü uygulamak yanmayı önler ve emilimi artırır.
Gübreleme kararının temelinde tahmin değil, ölçüm olmalıdır. Toprak analizi, toprağınızda hangi besinin ne kadar bulunduğunu, pH ve kireç durumunu, organik madde oranını gösterir; bu bilgi olmadan verilen gübre ya eksik kalır ya da fazla verilip israf olur. Örneğin fosforu zaten yüksek bir toprağa yeniden fosfor vermek hem para kaybıdır hem de diğer besinlerin alımını engelleyebilir. Doğru doz, toprakta halihazırda bulunan besin ile bitkinin o hedef verim için ihtiyaç duyduğu besin arasındaki farkı kapatacak şekilde belirlenir. pH da çok önemlidir, çünkü toprak fazla asidik veya fazla kireçli olduğunda, verilen gübredeki besin bitki tarafından alınamaz hale gelebilir. Analizi ekim döneminden birkaç ay önce, tarlanın farklı noktalarından alınan karışık örneklerle yaptırmak en sağlıklı sonucu verir. İl ve ilçe tarım müdürlükleri ile yetkili laboratuvarlar bu analiz ve doz önerisi konusunda yönlendirir.
Türkiye koşullarında en çok kaybedilen besin azottur ve bu kaybın büyük kısmı yanlış uygulamadan kaynaklanır. Üre gibi azotlu gübreler toprak yüzeyine atılıp gömülmezse, sıcak ve rüzgarlı havada amonyak halinde havaya uçarak buharlaşma kaybına uğrar; bu kayıp bazen verilen azotun önemli bir bölümüne ulaşabilir. Bu yüzden yüzeye atılan azotlu gübrenin ardından ya hafif bir toprak işleme yapmak ya da bir sulama veya yağış ile toprağa indirmek gerekir. Bir diğer kayıp yolu ise yıkanmadır; azot nitrat haline geldiğinde suda çok hareketlidir ve aşırı sulama veya şiddetli yağışla kök bölgesinin altına inip kaybolur. Kayıpları azaltmanın en etkili yolları, gübreyi bölerek ve bitkinin ihtiyaç dönemine yakın vermek, mümkünse gömerek uygulamak ve gübreleme ile sulamayı doğru sıraya koymaktır. Serin ve nemli havada yapılan uygulamalarda buharlaşma kaybı belirgin biçimde düşer.
Gübre ile su, birbirini tamamlayan iki unsurdur; su olmadan bitki kökü gübredeki besini çözüp alamaz, fazla su ise besini kök bölgesinin dışına taşır. Bu yüzden özellikle azotlu üst gübreyi verdikten sonra, gübreyi toprağa indirecek ölçülü bir sulama besinin köke ulaşmasını sağlar, ama tarlayı göllendirecek kadar aşırı su vermek azotu yıkayıp derinlere kaçırır. Damla sulama sistemi olan işletmeler, gübreyi sulama suyuna karıştırarak veren fertigasyon yöntemiyle besini küçük dozlarda ve tam kök bölgesine verebilir; bu yöntem hem gübre kaybını azaltır hem de bitkiye sürekli ve dengeli besin sağlar. Salma sulamada ise gübreyi sudan hemen önce vermek yerine, suyun toprağa iyice sindiği ve tarlanın tava geldiği bir aşamada uygulamak daha kontrollü olur. Genel prensip, gübreyi köke ulaştıracak kadar sulamak ama besini yıkayacak kadar aşırıya kaçmamaktır.
Kimyasal gübreler bitkiye hızlı besin sağlarken, ahır gübresi ve kompost gibi organik gübreler toprağın uzun vadeli sağlığını, su tutma kapasitesini ve mikroorganizma yaşamını iyileştirir. Ancak organik gübrelerin doğru zamanlanması çok önemlidir. Ham veya yanmamış ahır gübresi doğrudan bitki köküne yakın verildiğinde köke zarar verebilir ve içindeki yabancı ot tohumları tarlayı kirletebilir; bu yüzden gübrenin iyice yanmış, olgunlaşmış olması gerekir. Organik gübre genellikle sonbaharda veya ekimden yeterince önce tarlaya serilip sürümle toprağa karıştırılır, böylece kışı toprakta geçirip parçalanması ve besinlerini yavaşça salması sağlanır. Organik gübre topraktaki besni bir anda değil, aylar içinde yavaş yavaş verdiği için, ürünün o sezonki ani besin ihtiyacını tek başına karşılamaz; bu nedenle çoğu üretici organik ve kimyasal gübreyi birlikte, birbirini tamamlayacak şekilde kullanır. Organik madde bakımından zayıf topraklarda düzenli organik gübre kullanımı yıllar içinde verimi kalıcı biçimde yükseltir.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni