Menü
Ürününüzü yurt dışına satmaya karar verdiğinizde karşınıza çıkan ilk ve en kritik konu, malın hangi noktaya kadar sizin sorumluluğunuzda olacağıdır. FOB ve CIF, dünya ticaretinde en sık kullanılan iki teslim şeklidir ve aralarındaki fark, cebinizden çıkacak nakliye masrafından, mal yolda zarar görürse kimin zararı üstleneceğine kadar her şeyi belirler. Fındık, kuru incir, mercimek ya da kuru kayısı satan bir üretici birliği için bu iki kelimeyi karıştırmak, kâr sandığınız işten zararla çıkmak anlamına gelebilir. Bu rehberde FOB ve CIF teslim şekillerini, maliyet, risk ve sorumluluğun tam olarak nerede el değiştirdiğini ve Türk ihracatçısının bunları pratikte nasıl kullandığını sade bir dille anlatıyoruz.
Teslim şekli, satıcı ile alıcı arasında malın kapıdan çıkıp karşı tarafa ulaşana kadarki yolculukta kimin neyi ödeyeceğini ve kimin hangi riski taşıyacağını belirleyen kurallar bütünüdür. Uluslararası ticarette bunlar Incoterms adı verilen standart kısaltmalarla ifade edilir ve Milletlerarası Ticaret Odası tarafından belirlenir. Bu standardın amacı basittir: İzmir'deki bir zeytinyağı üreticisi ile Almanya'daki bir alıcı, üç harflik bir kısaltma yazdığında ikisi de tam olarak aynı şeyi anlasın. Teslim şekli üç şeyi aynı anda tanımlar. Birincisi maliyet, yani nakliye, sigorta, yükleme ve gümrük masraflarını kimin ödediği. İkincisi risk, yani mal denizde batarsa veya kamyon devrilirse zararın kimin üstünde kaldığı. Üçüncüsü ise sorumluluk, yani hangi belgeleri kimin hazırlayacağı. Bir sözleşmede sadece fiyat konuşup teslim şeklini net yazmamak, en sık yapılan ve en pahalıya patlayan hatadır.
FOB, İngilizce Free On Board ifadesinin kısaltmasıdır ve Türkçesi kabaca gemide teslim demektir. Bu şekilde satıcı olarak sizin sorumluluğunuz, malı belirlenen çıkış limanında geminin güvertesine yüklediğiniz ana kadar sürer. Yani ürünü tarladan alıp işleyip paketlemek, iç nakliye ile limana taşımak, ihracat gümrük işlemlerini tamamlamak ve malı gemiye yüklemek sizin işinizdir ve masrafı sizden çıkar. Mal gemiye yüklendiği andan itibaren hem masraf hem risk alıcıya geçer. Deniz taşımasının ücreti, varış limanına kadar olan yol, sigorta ve alıcı ülkenin ithalat işlemleri artık alıcının derdidir. Örnek vermek gerekirse, Mersin limanından FOB olarak narenciye satan bir ihracatçı, malı gemiye yükleyene kadarki her şeyden sorumludur. Gemi Rusya'ya giderken bir sorun yaşarsa bu artık satıcının değil alıcının riskidir. FOB, satıcı açısından daha az sorumluluk ve daha az öngörülemeyen masraf anlamına geldiği için özellikle ihracata yeni başlayan üreticilerin tercih ettiği yöntemdir.
CIF, Cost Insurance and Freight yani maliyet, sigorta ve navlun kelimelerinin baş harflerinden gelir. Bu teslim şeklinde satıcı, FOB'daki tüm işleri yapmaya ek olarak varış limanına kadar olan deniz taşıma ücretini ve yol boyunca malı koruyacak sigortayı da öder. Yani siz satıcı olarak malı sadece gemiye koymakla kalmaz, onun karşı ülkenin limanına ulaşması için gereken navlunu ve sigortayı da baştan üstlenirsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken ince bir nokta vardır. CIF'de masrafı varış limanına kadar siz ödersiniz ama riskin devri yine malın çıkış limanında gemiye yüklendiği anda gerçekleşir. Bu ayrım kafa karıştırır. Yani mal yolda zarar görürse, navlun ve sigortayı siz ödemiş olsanız bile hukuken risk alıcıdadır ve tazminat talebini sigortadan alıcı takip eder. CIF, alıcıya tek bir toplu fiyat sunduğu için özellikle organizasyon işini satıcıya bırakmak isteyen ithalatçılar tarafından sevilir.
En temel farkı tek cümlede toplamak gerekirse: FOB'da masraf yükümlülüğünüz limanda biter, CIF'de ise navlun ve sigortayı ekleyerek varış limanına kadar uzar. Maliyet açısından CIF fiyatı her zaman FOB fiyatından yüksektir, çünkü içine deniz taşıması ve sigorta eklenmiştir. Bir alıcı size FOB fiyatı ile CIF fiyatını yan yana sorduğunda, aradaki farkın büyük ölçüde navlun ve sigorta olduğunu bilmelisiniz. Risk açısından ise iki yöntem şaşırtıcı biçimde benzerdir, çünkü her ikisinde de risk gemiye yükleme anında alıcıya geçer. Yani CIF daha fazla masraf üstlenmeniz demektir ama daha fazla risk taşımanız demek değildir. Sorumluluk açısından CIF sizi taşıma ve sigorta organizasyonunu yapmak zorunda bırakır, bu da nakliye firmalarıyla çalışmayı, doğru sigorta poliçesini ayarlamayı ve navlun piyasasını takip etmeyi gerektirir. Deneyimsiz bir ihracatçı için bu ek yük, hata yapma ihtimalini artırır.
Sahada genel eğilim şudur: İhracata yeni başlayan üreticiler ve birlikler genellikle FOB ile başlar, çünkü sorumluluk limanda bitince yönetilecek daha az değişken kalır. Navlun fiyatları dalgalıdır ve deniz taşımacılığında yaşanan gecikmeler öngörülemez. FOB satarsanız bu belirsizlikleri alıcıya bırakmış olursunuz. Öte yandan CIF, tecrübeli ihracatçıya avantaj sağlayabilir. Eğer nakliye firmalarıyla iyi anlaşmalar yapabiliyor ve navlunu ucuza ayarlayabiliyorsanız, aradaki farkı fiyatınıza yansıtarak hem alıcıya kolaylık sunar hem de kâr marjınızı koruyabilirsiniz. Ayrıca bazı alıcılar, kendi ülkelerindeki lojistiği yönetmek istemedikleri için doğrudan CIF ister. Pratik tavsiye şudur: İlk işlemlerinizde FOB ile güven kazanın, navlun ve sigorta süreçlerini öğrendikten sonra CIF teklifi vermeye başlayın. Hangisini seçerseniz seçin, teslim şeklini ve çıkış limanını sözleşmede net yazmak şarttır.
Sahada tekrar tekrar görülen birkaç hata vardır. Birincisi, teslim şeklini yazarken çıkış limanını belirtmemek. FOB Mersin ile FOB İzmir farklı iç nakliye masrafları demektir, sadece FOB yazmak eksik bir ifadedir. İkincisi, CIF'de sigortanın kapsamını konuşmamak. Standart olarak temel düzey bir sigorta yeterli sayılabilir ama kırılabilir veya bozulabilir ürünlerde alıcı daha geniş kapsam isteyebilir, bunu baştan netleştirin. Üçüncüsü, riskin devri konusundaki yanılgı. CIF'de parayı siz ödediğiniz için malın da sizin sorumluluğunuzda olduğunu sanmak yaygın bir yanlıştır, oysa risk yükleme anında geçer. Dördüncüsü, döviz ve ödeme şeklini teslim şeklinden bağımsız düşünmek. Beşincisi ise navlun fiyatını sözleşme anındaki rakama sabitleyip, taşıma gecikirse oluşacak ek maliyetleri hesaba katmamaktır. Bu detaylar küçük görünür ama bir konteynerlik işte ciddi tutarlara denk gelebilir.
İster FOB ister CIF ile çalışın, ihracat işlemi bir belge zinciri üzerinden yürür. Fatura, çeki listesi, menşe belgesi, taşıma belgesi ve ürün grubuna göre gereken sağlık veya kontrol sertifikaları bu zincirin halkalarıdır. FOB'da taşıma belgesini genellikle alıcının anlaştığı nakliyeci düzenlerken, CIF'de taşımayı siz ayarladığınız için bu süreci de siz yönetirsiniz. Gümrük işlemleri, vergi iadeleri, hangi ürüne hangi belgenin zorunlu olduğu ve teşviklerden nasıl yararlanılacağı gibi konular zaman içinde değişebilen resmi düzenlemelere tabidir. Bu nedenle bu rehber size çerçeveyi verir ama kesin prosedür, oran ve tutarlar için mutlaka güncel resmi kaynaklara başvurun. İhracat işlemlerinizde bağlı olduğunuz ihracatçı birliğine, Ticaret Bakanlığı'nın ilgili birimlerine ve gümrük müşavirinize danışmak en sağlıklı yoldur. Deneyimli bir gümrük müşaviri, ilk işlemlerinizde yapabileceğiniz maliyetli hataların önüne geçer.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni