Menü
Fiğ, Türkiye tarımında hem yem üretimi hem de toprak sağlığı açısından değerini uzun yıllardır kanıtlamış bir baklagil yem bitkisidir. Adi fiğ, tüylü fiğ ve Macar fiği gibi türleriyle ülkemizin geniş bir bölümünde yetiştirilir. Çiftçi için fiğin cazibesi tek yönlü değildir: bir yandan hayvana kaliteli ot ve dane sağlar, diğer yandan köklerindeki bakterilerle havanın azotunu toprağa kazandırarak sonraki ürünün gübre ihtiyacını azaltır. Özellikle tahıllarla karışık ekildiğinde hem ot kalitesi hem de biçim kolaylığı artar. Bu rehberde fiğin ne olduğunu, ekim zamanını ve yöntemini, azot bağlama mekanizmasını, tahılla karışık ekimin mantığını, doğru biçim zamanını ve yem değerini pratik ayrıntılarıyla ele alıyoruz.
Fiğ, baklagiller (Fabaceae) familyasından, tek yıllık, sarılıcı gövdeli bir yem bitkisidir. Botanik olarak Vicia cinsi altında toplanır ve tarımda en çok üç türü öne çıkar. Adi fiğ (Vicia sativa) ılıman bölgelerde en yaygın olanıdır, hem ot hem dane için ekilir. Tüylü fiğ (Vicia villosa) soğuğa dayanımı yüksek olduğu için sert kışların yaşandığı yerlerde kışlık ekime uygundur. Macar fiği (Vicia pannonica) ise özellikle kurak ve serin geçit bölgelerinde tercih edilir. Bitkinin ince ve çok dallı gövdesi, uçlarındaki sülüklerle komşu bitkilere tutunur; bu yüzden tek başına ekildiğinde yatma eğilimi gösterir. Yaprakları küçük yaprakçıklardan oluşur, çiçekleri mor, mavimsi veya beyaz tonlardadır. Çiftçinin türü seçerken bölgesinin kış sıcaklığını, ekim mevsimini ve hedefini (ot mu, dane mi, yeşil gübre mi) göz önünde bulundurması gerekir.
Fiğin diğer yem bitkilerinden ayrıldığı en önemli nokta, aynı üretim döneminde iki ayrı faydayı bir arada sunmasıdır. Birincisi doğrudan hayvancılık faydasıdır: yüksek proteinli otu ve danesiyle büyükbaş ve küçükbaş hayvanların temel kaba yem ihtiyacını karşılar, dışarıdan alınan pahalı yem miktarını azaltır. İkincisi toprak faydasıdır: fiğ, kökleriyle toprağa organik madde ve azot bırakarak bir sonraki ürünün verimini destekler. Bu ikili yapı, fiği ekim nöbeti (münavebe) planlarının vazgeçilmez halkası yapar. Sürekli tahıl ekilerek yorulan bir tarlaya fiğ sokulması, toprağın dinlenmesini ve yapısının düzelmesini sağlar. Ayrıca fiğ, boş kalacak nadas alanlarını değerlendirmenin de akıllıca bir yoludur; toprağı çıplak bırakmak yerine hem örtü sağlar hem de erozyonu azaltır. Böylece çiftçi tek bir bitkiyle hem ahırını hem tarlasını beslemiş olur.
Fiğin toprağa en büyük katkısı, havanın serbest azotunu bitkinin kullanabileceği forma çevirmesidir. Bu işlem bitkinin köklerinde yaşayan Rhizobium adı verilen faydalı bakterilerle gerçekleşir. Bitki ile bakteri arasında karşılıklı bir ortaklık kurulur: bitki bakteriye karbon ve barınak sağlar, bakteri de karşılığında köklerde oluşturduğu küçük nodül denilen yumrularda havadaki azotu tutarak bitkinin beslenmesine sunar. Bitki hasat edildikten sonra kök ve nodüllerde kalan azotun bir kısmı toprakta kalır ve sonraki ürüne aktarılır. Bu sayede fiğden sonra ekilen tahıl veya sebze, azotlu gübreye daha az ihtiyaç duyar. Bakteri ortaklığının verimli çalışması için tarlada daha önce baklagil yetişmemişse tohumun uygun aşı kültürü ile aşılanması faydalı olur. Toprağın aşırı asidik veya çok sıkışık olması nodül oluşumunu zayıflatır; iyi havalanan, dengeli topraklarda azot bağlama en verimli düzeye çıkar.
Fiğin ekim zamanı bölgenin iklimine ve seçilen türe göre değişir. Kışı ılıman geçen sahil ve geçit bölgelerinde sonbahar ekimi tercih edilir; bitki kış boyunca gelişir ve ilkbaharda erken biçim verir. Kışı sert geçen iç ve yüksek bölgelerde ise soğuğa dayanıklı türlerle kışlık ekim yapılabilir, aksi halde ilkbaharda toprak tava gelince ekim önerilir. Ekimden önce tarlanın iyi hazırlanması, yabancı ot ve anız artıklarından temizlenmesi çıkışı kolaylaştırır. Fiğ tohumu çok derine ekilmemeli, genellikle birkaç santimetrelik sığ derinlik yeterlidir; çok derin ekim çıkışı geciktirir ve seyrekleştirir. Ekim mibzerle sıraya yapılabileceği gibi serpme de yapılabilir, ancak mibzerle düzgün derinlik ve sıra sağlanması daha homojen bir tarla verir. Tohum miktarı türe, ekim yöntemine ve karışık mı yalın mı ekileceğine göre ayarlanır; kesin oranlar için bölgenizdeki Tarım İl veya İlçe Müdürlüğünün önerilerine başvurmanız en doğrusudur.
Fiğ tek başına ekildiğinde ince ve sarılıcı gövdesi nedeniyle yere yatar; bu da hem biçimi zorlaştırır hem de alttaki otun havasız kalıp bozulmasına yol açar. Bu sorunu çözmek için fiğ, çoğunlukla arpa, yulaf, tritikale veya çavdar gibi bir tahılla karışık ekilir. Tahıl bitkisi dik ve sağlam gövdesiyle fiğe destek direği görevi görür; fiğ sülükleriyle tahıla tutunarak yukarı doğru gelişir. Bu ortaklığın avantajları çok yönlüdür. Birincisi, karışık ekim biçilebilir dik bir bitki örtüsü oluşturarak hasadı kolaylaştırır. İkincisi, baklagilin yüksek proteini ile tahılın yüksek enerjisi ve karbonhidratı birleşerek besin açısından daha dengeli bir kaba yem ortaya çıkar. Üçüncüsü, karışım tek türden daha fazla toplam ot verebilir ve yabancı otlarla rekabette daha güçlü olur. Böylece çiftçi tek biçimle hem daha kaliteli hem daha bol yem elde eder.
Fiğde biçim zamanı, elde edilecek yemin kalitesini belirleyen en kritik karardır. Çok erken biçilirse bitki henüz yeterli kuru madde oluşturmamış olur ve verim düşük kalır; çok geç biçilirse gövde odunlaşır, yaprak dökülür, protein oranı azalır ve hayvanın sindirimi zorlaşır. En dengeli sonuç genellikle bitkinin çiçeklenmeye başladığı ile alt baklaların dolmaya başladığı dönem arasında elde edilir. Bu dönemde bitki hem yeterli ot kütlesine ulaşmış hem de besin değerini büyük ölçüde korumuş olur. Karışık ekimde biçim zamanı ayarlanırken hem fiğin hem eşlik eden tahılın uygun döneme gelmesine dikkat edilir; ikisinin de değerini koruduğu ortak bir zaman aralığı hedeflenir. Kuru ot yapılacaksa biçim, kurumaya elverişli açık havaya denk getirilmeli, ot iyice kuruyup nemi düşmeden balyalanmamalıdır; aksi halde balyada küflenme ve ısınma riski doğar. Silaj yapılacaksa daha erken ve nemli dönem tercih edilebilir.
Fiğ, baklagil olması sayesinde protein açısından zengin bir kaba yemdir; bu özelliği onu tahıl samanı gibi düşük değerli kaba yemlerin yanında değerli bir tamamlayıcı yapar. Otu, danesi, kuru otu ve silajı olmak üzere birçok biçimde kullanılır. Yeşil ot olarak doğrudan otlatma veya biçilerek ahırda yedirme mümkündür; ancak taze baklagil otu fazla ve tek başına verildiğinde bazı hayvanlarda şişkinlik riski taşıyabileceğinden, tahılla karışık ot olarak veya kaba yemle dengelenerek sunulması daha güvenlidir. Kuru ot (fiğ kuru otu) kış aylarında saklanabilen temel bir yem kaynağıdır. Silaj olarak da tahılla birlikte başarıyla kullanılır. Fiğ danesi ise yüksek protein içeriğiyle karma yem hazırlığında değerlendirilebilir. Yem tayınının hayvan türüne ve verim durumuna göre dengelenmesi için bir veteriner hekim veya hayvan besleme uzmanından destek almak, hem hayvan sağlığı hem verimlilik açısından yerinde olur.
Fiği tam anlamıyla değerlendirmek için birkaç temel tarım kavramını birlikte düşünmek gerekir. Ekim nöbeti (münavebe), aynı tarlada yıldan yıla farklı bitkilerin sırayla ekilmesidir; fiğ gibi baklagiller bu sistemde toprağı zenginleştiren halka olarak görev alır ve kendinden sonra gelen tahılın işini kolaylaştırır. Yeşil gübre, bir bitkinin toprağa karıştırılarak organik madde ve besin kaynağı olarak kullanılmasıdır; fiğ çiçeklenme döneminde toprağa gömülerek bu amaçla da değerlendirilebilir. Nadas, toprağın bir dönem ürünsüz dinlendirilmesidir; fiğ, nadas yerine ekilerek toprağı hem örter hem besler. Kaba yem, hayvan beslemesinde lif bakımından zengin ot ve saman türü yemleri ifade eder; fiğ bu grubun protein açısından güçlü bir üyesidir. Bu kavramları birbirine bağlayarak planlama yapan çiftçi, fiği yalnızca bir yem bitkisi olarak değil, tüm çiftlik döngüsünü destekleyen çok amaçlı bir araç olarak kullanmış olur.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni