Menü
Bir ilaçlama işleminin başarısı, kullanılan ürünün kalitesinden çok uygulamanın tekniğine bağlıdır. Aynı ürünle bir tarlada mükemmel sonuç alınırken, komşu tarlada hastalık ilerlemeye devam edebiliyorsa sorun büyük olasılıkla zamanlamada, hava koşullarında ya da damlanın hedefe ulaşma biçimindedir. Doğru ilaçlama; ilacın hedefe eksiksiz kaplanmasını, en az kayıp ve kaçakla çevreye verilmesini ve uygulayıcının sağlığını korumayı aynı anda gözetir. Bu rehberde ilaçlama zamanının nasıl seçileceğini, rüzgar ve sıcaklığın etkisini, meme ile basınç ayarını, kaplama kalitesini, koruyucu ekipmanı, arı ve çevre güvenliğini ve hasat aralığını Türkiye koşullarına göre adım adım ele alıyoruz. Amaç, attığınız ilaçtan gerçekten sonuç almanız ve tekrar tekrar ilaçlamak zorunda kalmamanızdır.
İlaçlamada zaman iki ayrı anlama gelir. Birincisi mücadelenin doğru döneminde yapılması, ikincisi günün doğru saatinin seçilmesidir. Zararlı ve hastalıklarda erken uyarı ilkesi geçerlidir; belirti çıktıktan sonra değil, koşullar oluştuğunda ya da ilk belirtide müdahale çok daha etkilidir. Örneğin çoğu mantar hastalığında koruyucu uygulama, hastalık yaprağa yerleştikten sonraki tedavi edici uygulamadan üstündür. Bu yüzden bölgenizin tarım il ve ilçe müdürlüğü uyarı bültenlerini ve tahmin uyarı sistemlerini takip etmek büyük avantaj sağlar. Günün saati de sonucu doğrudan etkiler. En uygun zaman sabahın erken saatleri ile akşamüstüdür. Öğle sıcağında yapılan ilaçlamada damlalar bitkiye ulaşmadan buharlaşır, sıcak stresindeki yaprak ilacı iyi almaz ve yanma riski artar. Çiçeklenme döneminde arıların tarlada en yoğun olduğu öğle saatlerinden kaçınmak hem arıyı hem uygulamayı korur. Rüzgarın genellikle en durgun olduğu saatler de sabah erken ve akşam üzeridir. Yaprak yüzeyinde çiy bulunması ilacı seyreltebileceği için çiyin kalktığı ana dikkat edin. Kısacası doğru dönem ile doğru saati birlikte tutturmak, aynı ilaçtan iki kat verim almanızı sağlar.
İlaçlamanın en çok ihmal edilen ama en belirleyici koşulu havadır. Rüzgar, sürüklenme yani ilacın hedef dışına kaymasının başlıca sebebidir. Saatte yaklaşık on kilometrenin üzerindeki rüzgarda uygulamadan kaçınmak gerekir; bunu anlamanın pratik yolu, hafif dalların ve yaprakların sürekli hareket etmesidir. Tam durgun, esintisiz hava da her zaman ideal değildir çünkü ilaç asılı kalıp yükselebilir; en uygunu belli belirsiz, tek yönlü hafif esintidir. Rüzgar komşu tarlaya, meskene, arı kovanlarına ya da su kaynağına doğru esiyorsa uygulamayı ertelemek hem yasal hem etik bir sorumluluktur. Sıcaklık yükseldikçe damla buharlaşması hızlanır ve ilaç yaprağa ulaşamaz. Genel kural, yaklaşık yirmi beş dereceyi aşan sıcaklarda öğle uygulamasından kaçınmaktır. Aşırı sıcakta bazı ürünler bitkide fitotoksisite yani yanma yapabilir. Düşük nem de buharlaşmayı artırır; nemin biraz yüksek olduğu serin saatler damlanın canlı kalmasını sağlar. Uygulamadan sonra kısa sürede yağmur beklentisi varsa ilaç yıkanıp gider; çoğu ürün için birkaç saatlik kuru dönem gerekir, bu yüzden bulut ve yağış tahminine mutlaka bakın. Havayı okumak, boşa giden depoların önüne geçmenin en ucuz yoludur.
İlacın hedefe ulaşmasını belirleyen asıl mekanik unsur memedir. Meme tipi damla boyutunu, dağılımı ve kaplama desenini tayin eder. Yelpaze hüzmeli memeler tarla ilaçlamasında yaygındır; koni hüzmeli memeler ise yaprağın alt yüzeyine nüfuz gerektiren hastalık ve zararlılarda tercih edilir. Sürüklenmeyi azaltmak isteyenler için hava emişli, iri damla üreten memeler geliştirilmiştir; bunlar rüzgarlı koşullarda kaymayı belirgin biçimde düşürür. Çok ince damla iyi kaplar ama kolayca sürüklenir ve buharlaşır; çok iri damla sürüklenmez ama yaprakta yeterli nokta bırakmaz. Doğru denge, hedefe ve ürüne göre meme seçmekle kurulur. Basınç ile meme birbirinden ayrı düşünülemez. Yelpaze memelerde basıncı gereğinden çok yükseltmek damlayı inceltip sürüklenmeyi artırır; çok düşürmek ise deseni bozar. Her memenin çalışması gereken bir basınç aralığı vardır, üreticinin verdiği bu aralığa sadık kalın. Aşınmış memeler debiyi artırır ve dağılımı bozar; memelerdeki debiyi ara sıra su ile ölçüp yenisiyle kıyaslamak, yüzde on üzeri sapmada memeyi değiştirmek iyi bir alışkanlıktır. Bütün memelerin aynı model ve aynı aşınma seviyesinde olması, bumun boyunca eşit ilaç dağılımının ön şartıdır.
Kaplama, ilacın yaprak yüzeyine ne kadar eşit ve yeterli yoğunlukta dağıldığıdır. Birçok hastalık ve zararlı yaprağın alt yüzünde barındığı için sadece üstü ıslatan bir uygulama çoğu zaman yetersizdir. Sık dokulu bitkilerde ve gelişmiş yaprak alanında su hacmini artırmak, damlaların tacın içine ve alt yapraklara ulaşmasına yardım eder. Su miktarını gözle değil, dekar başına belirlenen debiye göre ayarlamak gerekir; az su kaplamayı zayıflatır, aşırı su ise ilacı akıtıp israf eder. Bunu güvence altına alan işlem kalibrasyondur. Kalibrasyon; ilerleme hızı, çalışma basıncı ve meme debisinin birlikte ayarlanıp dekara düşen gerçek su hacminin ölçülmesidir. Sabit hızda belirli bir mesafe kat edip harcanan suyu ölçmek ya da belirli sürede memelerden akan suyu toplamak pratik yöntemlerdir. İlerleme hızını sonradan değiştirirseniz dekara düşen ilaç da değişir; bu yüzden kalibrasyon yaptığınız vitesi ve motor devrini uygulama boyunca koruyun. Bum yüksekliğini hedeften önerilen mesafede tutmak, hüzmelerin birbiriyle örtüşüp bant izi bırakmamasını sağlar. Depoyu iyi karıştırmak, dip çökmesini önlemek ve tarlanın başı ile sonunda aynı yoğunluğu yakalamak da kaplamanın bir parçasıdır. İyi kalibre edilmiş bir makine, hem ilaç masrafını hem de direnç gelişme riskini düşürür.
Bitki koruma ürünleri tanım gereği biyolojik olarak etkin maddelerdir; en büyük teması onları uygulayan kişi yaşar. Bu yüzden kişisel koruyucu ekipman lüks değil zorunluluktur. Temel donanım; kimyasala dayanıklı eldiven, uzun kollu ve kapalı iş kıyafeti, kapalı ayakkabı ya da çizme, gözlük ya da yüz siperi ve etikette belirtildiğinde uygun filtreli maskedir. Bez maske kimyasal buharı tutmaz; toz ve buhar için filtresi ürüne uygun solunum koruyucu gerekir. Eldivenleri iş kıyafetinin dışına ya da içine sokma yönü bile ilacın kola akmaması açısından önemlidir. En riskli an ilacın konsantre halde tartıldığı ve depoya karıştırıldığı andır; burada sıçramaya karşı en dikkatli olun. Uygulama sırasında yememek, içmemek, sigara kullanmamak ve elle yüze dokunmamak temel kurallardır. İş bittikten sonra ekipman sabunlu suyla yıkanmalı, kullanılan kıyafet diğer çamaşırlardan ayrı yıkanmalı, uygulayıcı el yüz ve mümkünse duş almalıdır. Kendinizde baş dönmesi, bulantı, aşırı terleme, göz ve deride yanma gibi belirtiler oluşursa uygulamayı bırakıp temiz havaya çıkın, bol suyla yıkanın ve gecikmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurun; giderken ürünün etiketini yanınıza alın. Boş ambalajları üç kez durulayıp usulüne uygun bertaraf etmek hem yasal bir gerekliliktir hem de sizi ve haneyi korur.
İlaçlamanın etkisi tarlanızın sınırında bitmez. Arılar hem doğal dengenin hem de tozlaşma yoluyla veriminizin güvencesidir; arıya zararlı bir uygulamayı çiçeklenme döneminde ve arıların uçuşta olduğu saatlerde yapmak hem kovan kayıplarına hem de ürün bağlamada düşüşe yol açar. Arıya duyarlı ürünlerde çiçeklenme dönemini beklemek, mecbur kalınıyorsa uygulamayı arıların kovana çekildiği akşam saatlerine almak ve bölgedeki arıcıları önceden bilgilendirmek yerleşmiş bir iyi tarım uygulamasıdır. Tarla kenarındaki yabani çiçeklerin de arı çektiğini unutmayın. Çevre güvenliğinin ikinci ayağı sudur. Dere, gölet, kuyu ve sulama kanalı kenarlarında etikette belirtilen tampon mesafeye uymak zorunludur; ilacın suya karışması balıkları ve su canlılarını etkiler, içme suyu kaynağını kirletir. Depo yıkama suyunu asla su kaynağına ya da kanala boşaltmayın, tarla içinde uygun bir alanda seyrelterek uzaklaştırın. Sürüklenmeyi azaltan iri damlalı memeler, tampon şeritler ve rüzgar yönünün gözetilmesi komşu tarlaya zarar vermenin de önüne geçer; komşunun organik ürünü ya da farklı bir bitkisi sizin sürüklenmenizden etkilenebilir. Faydalı böcekleri korumak için mümkünse seçici ürünleri ve sadece gerçekten gerektiğinde uygulamayı tercih etmek, uzun vadede zararlı baskısını da düşürür.
Hasat aralığı, son ilaçlama ile hasat arasında geçmesi gereken en az süredir ve her ürün ile bitki için etikette ayrı ayrı belirtilir. Bu süre, ilaç kalıntısının insan sağlığı açısından güvenli sınıra düşmesi için gereken zamandır. Hasat aralığına uymadan toplanan üründe kalıntı yasal sınırın üzerinde çıkabilir; bu hem tüketici sağlığı için risk hem de sizin için ciddi bir pazar sorunudur. Kalıntı denetiminden geçemeyen ürün geri çevrilir, ihracatta parti reddedilir ve üreticinin itibarı zarar görür. Özellikle çilek, domates, salatalık gibi sık hasat edilen ve hasada yakın ilaçlanma ihtimali yüksek ürünlerde bu konuya azami dikkat gerekir. Hasat aralığını yönetmenin yolu planlamadır. Hasada yakın dönemde mecbur kalırsanız, bekleme süresi kısa olan ya da o dönemde ruhsatlı ürünleri tercih edin ve son uygulama tarihini kayıt altına alın. Her uygulamada tarih, ürün, uygulanan bitki ve dozu bir deftere yazmak hem hasat aralığını takip etmenizi hem de iyi tarım uygulamaları ve denetimler açısından kendinizi belgelemenizi sağlar. Aynı ürünü art arda kullanmak yerine farklı etki mekanizmalarını dönüşümlü uygulamak, hem direnç gelişimini yavaşlatır hem de kalıntı birikimini yönetmenize yardımcı olur. Unutmayın; ilaçlamanın amacı sadece bugünkü zararlıyı durdurmak değil, sofraya güvenli ve satılabilir bir ürün ulaştırmaktır.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni