Menü
Biyogüvenlik, bir işletmeye hastalık etkeninin girmesini, içeride yerleşmesini ve komşu çiftliklere yayılmasını önlemek için alınan tüm önlemlerin bütünüdür. Çoğu çiftçi bunu sadece dezenfeksiyon sanır, oysa asıl mesele hastalığı kapıdan içeri hiç sokmamaktır. Türkiye koşullarında en büyük risk kaynağı dışarıdan alınan hayvan, komşu sürüyle ortak mera, satıcı aracı ve çiftlikten çiftliğe dolaşan kişilerdir. İyi kurulmuş bir biyogüvenlik sistemi pahalı ekipman değil, disiplinli alışkanlık ister: kim girer, ne girer, nereden girer sorularının cevabını netleştirmek. Bu rehber, küçük aile işletmesinden ticari kümes ve ahıra kadar uygulanabilir, somut ve maliyeti düşük adımlarla çiftlik biyogüvenliğini nasıl kuracağınızı anlatır. Amaç, tek bir hastalıkla tüm emeğinizin yok olması riskini en aza indirmektir.
Biyogüvenlik üç ayrı katmandan oluşur ve bu ayrımı bilmek işletmeyi kurtarır. Birincisi biyoizolasyon, yani etkeni işletmeye hiç sokmamak; ikincisi biyokorunma, yani içeri girmiş bir etkenin hayvandan hayvana geçişini durdurmak; üçüncüsü ise yayılımı komşuya taşımamak. Temizlik ve dezenfeksiyon bunun yalnızca bir parçasıdır. Bir çiftçi ahırı her gün yıkasa bile, hasta bir hayvanı sürüye kattığı an bütün emeği boşa gider. Türkiye'de en sık görülen hata, biyogüvenliği salgın çıktıktan sonra düşünmektir. Oysa sistem koruyucudur: hastalık görünmeden önce kurulur. Mantık basittir; her hastalık etkeni işletmeye bir yolla girer. Bu yollar araç tekerleği, çizme tabanı, yeni hayvan, yem, su, kemirgen, kuş, sinek ve insan elidir. Biyogüvenlik, bu giriş kapılarının her birini tek tek kapatma disiplinidir. Sıfır risk mümkün değildir ama risk yönetilebilir bir seviyeye indirilebilir.
Hastalıkların büyük kısmı işletmeye tekerlek ve ayakla girer. Bu yüzden en etkili yatırım giriştedir. Öncelikle çiftliğe tek bir kontrollü giriş noktası bırakın, yan kapıları ve boşlukları kapatın. Girişte 'kirli alan' ve 'temiz alan' ayrımı yapın; dışarıdan gelen kimse veya araç kirli alanda kalmalı, temiz alana geçmeden önce önlem almalıdır. Araçlar için tekerleklerin geçtiği bir dezenfeksiyon havuzu veya en azından basınçlı yıkama noktası kurun; süt tankeri, yem kamyonu ve hayvan aracı en yüksek risklidir çünkü başka çiftliklerden gelir. Personel ve ziyaretçi için giriş çizmesi ve giriş tulumu bulundurun, dışarının ayakkabısı asla içeri girmemeli. Yem ve saman deposunu hayvan barınağından ayrı ve kapalı tutun. El yıkama için giriş yakınında su, sabun bulundurmak basit ama çok etkilidir. Bu düzen betona gömülü pahalı sistemler gerektirmez; sınır çizgisi, tabela ve bir çift çizme bile büyük fark yaratır.
Dezenfeksiyonun en yaygın hatası, kirli yüzeye dezenfektan dökmektir. Organik kir, gübre ve yem artığı dezenfektanı etkisiz bırakır. Doğru sıra şudur: önce kaba kiri fiziksel olarak sıyır, sonra deterjanla yıka, iyice durula, kurut, en son dezenfektan uygula. Bu sıra atlanırsa harcanan ürün paraya yazık olur. Ayak banyoları düzenli değiştirilmezse içindeki sıvı kısa sürede çamurlanır ve koruyucu olmaktan çıkar; kural, kirlendikçe tazelemektir, günde bir bakıp doldurmak değil. Farklı yüzeyler farklı yaklaşım ister: metal ekipman, yemlik, suluk, doğum bölmesi ve nakil aracı öncelik sıralamasında üsttedir. Hangi dezenfektanın hangi etkene ve yüzeye uygun olduğu, kullanım oranı ve bekleme süresi ürün etiketinde yazar; etiket dışı kullanım hem etkisiz hem risklidir. Barınakları dönemsel olarak tamamen boşaltıp dinlendirmek, yani boş bırakıp temizleyip kurutmak, kümes ve ahırda etken yükünü kırmanın en güçlü yollarından biridir.
İşletmeye hastalık sokan bir numaralı yol, dışarıdan alınan hayvandır. Pazardan, komşudan veya başka ilden gelen bir hayvan sağlıklı görünse bile kuluçka döneminde bir etken taşıyor olabilir. Bu yüzden yeni gelen her hayvan, mevcut sürüden fiziksel olarak ayrı bir bölmede belirli bir süre gözlem altında tutulmalıdır. Karantina bölmesi ana barınağa bitişik olmamalı, ortak hava, ortak su ve ortak yemlik paylaşmamalıdır. Bu süre içinde hayvan iştah, dışkı, solunum, deri ve genel canlılık yönünden günlük izlenir; en ufak şüphede sürüye katılmaz. Karantina hayvanına en son bakılır, yani önce sağlıklı sürü, en sonda yeni gelenler; böylece etken sağlıklıya taşınmaz. Bölmenin ekipmanı ayrı olmalı, ortak çatal, kova ve arabayla gidip gelinmemelidir. Aynı prensip hastalanan hayvan için de geçerlidir: şüpheli hayvanı derhal ayırın. Karantina süresi ve gözlem kriterleri için bölgenizdeki veteriner hekimden işletmenize özel görüş almanız en doğrusudur.
İnsan, hastalığı çiftlikten çiftliğe taşıyan en hareketli vektördür. Bir hayvan tüccarı, komşu çiftçi, nakliyeci veya bakım için gelen kişi bir önceki durakta hastalıklı bir sürüye basmış olabilir. Çizme tabanı ve elbise, gözle görülmeyen etkenleri kilometrelerce taşır. Bu yüzden ziyaretçiyi kayıt altına alın: kim, ne zaman, hangi çiftlikten geldi. Mümkünse ziyaretçinin barınağa girmeden çiftliğin çizmesini ve tulumunu giymesini sağlayın, kendi ayakkabısıyla içeri sokmayın. Son 24 ila 48 saat içinde başka bir hayvancılık işletmesinde bulunmuş kişileri özellikle sınırlayın. Satıcı ve alıcıyı hayvanların yanına kadar sokmak yerine, işi giriş bölgesinde veya bir bekleme alanında halledin. Kendi personeliniz başka bir çiftlikte çalışıyor veya kendi hayvanına bakıyorsa bu ciddi bir risktir ve ayrı önlem ister. Ziyaretçi trafiğini azaltmak lüks değil, en ucuz korunmadır; gelmeyen kişi hastalık getirmez.
Etken kapıdan girmese bile içeride kanat, ayak ve dışkıyla dolaşır. Fareler ve sıçanlar yeme ve suya bulaşarak etken taşır, ayrıca yem çalarak ekonomik zarar verir; bu yüzden yem depolarını kapalı ve sızdırmaz tutmak, çevredeki ot ve moloz yığınlarını temizlemek şarttır çünkü bunlar kemirgene barınak olur. Yabani kuşların yemliğe ve suluğa erişimini fileyle engellemek, özellikle kanatlı işletmelerinde kritik önemdedir. Sinek ve kene gibi vektörler için barınak nemini kontrol altında tutmak, gübreyi biriktirmeden uzaklaştırmak ve durgun suyu ortadan kaldırmak en etkili yaklaşımdır. Ölen hayvanların bertarafı çoğu işletmede zayıf halkadır; ölü hayvanı açıkta bırakmak hem sağlıklı sürü hem komşu için tehdittir ve yasal bir konudur, bu yüzden yerel kurallara ve veteriner yönlendirmesine göre hareket edilmelidir. Gübreyi barınaktan uzakta ve akış sularından ayrı bir yerde depolamak, olgunlaşma süreciyle etken yükünü doğal olarak azaltır.
Sahada en çok tekrarlanan hatalar bellidir. Ayak banyosunu haftalarca değiştirmemek, kirli çizmeyle temiz alana geçmek, karantina bölmesini dolduğunda ana sürüye açmak, dezenfektanı kirli zemine dökmek ve ziyaretçiyi hiç kaydetmemek. Bir diğer yaygın hata, biyogüvenliği yalnızca salgın haberi duyulunca hatırlamaktır; sistem sürekli çalışmalıdır. İşletmeyi ayakta tutan şey, ekipmanın pahalılığı değil alışkanlığın sürekliliğidir. Bunu sağlamak için basit bir kayıt tutun: giren araç ve kişiler, yeni alınan hayvanlar ve karantina tarihleri, temizlik ve dezenfeksiyon günleri, hasta veya ölen hayvanlar. Bu defter hem sorun çıktığında kaynağı bulmayı kolaylaştırır hem de rutini herkese aynı şekilde uygulatır. Personel değişse bile yazılı kural devam eder. Son olarak, işletmenize özel bir biyogüvenlik planını bölgenizdeki veteriner hekim ve ziraat mühendisiyle birlikte oluşturmanız, genel prensipleri kendi hayvan türünüze ve risklerinize göre uyarlamanın en sağlam yoludur.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni