Menü
Bağ yetiştiriciliğinde en can sıkıcı durumlardan biri, çiçeklenme sonrası salkımların seyrekleşmesi, tanelerin normal iriliğe ulaşamaması ya da hiç tutmadan dökülmesidir. Halk arasında silkme, dökme ya da tane tutmama denen bu olayın bilimsel karşılığı coulure (çiçek dökümü) ve millerandage (tane küçüklüğü ve düzensizliği) olarak ayrılır. Verim doğrudan salkım sayısına ve tane sayısına bağlı olduğu için silkme, bir bağın rekoltesini yarı yarıya düşürebilir. Sorunun kökeninde çoğu zaman tek bir neden değil; hava koşulları, asmanın beslenme dengesizliği, çeşidin genetik yatkınlığı ve aşırı sürgün gelişmesi gibi etkenlerin birleşimi vardır. Bu rehberde silkmenin gerçek nedenlerini, hangi çeşitlerin daha riskli olduğunu, çiçeklenme döneminde nelere dikkat edileceğini ve pratik önlemleri Türkiye bağcılık koşullarına göre adım adım ele alıyoruz.
Çiçeklenme döneminde asmada iki ayrı bozukluk sık karıştırılır. Coulure, döllenmenin gerçekleşmemesi ya da çok zayıf olması nedeniyle çiçeklerin ve yeni tutmuş küçük tanelerin salkımdan kopup dökülmesidir. Sonuçta salkım gevşek, seyrek ve boşluklu kalır. Millerandage ise döllenmenin kısmen olması durumudur; salkımda normal iri taneler yanında çekirdeksiz kalmış, mercimek büyüklüğünde küçük ve olgunlaşmayan taneler bir arada bulunur. Buna bizim çiftçimiz saçmalanma ya da tane ikiliği de der. Her ikisinin de temeli çiçeklenme anındaki döllenme başarısızlığıdır ama nedenleri kısmen farklıdır. Coulure daha çok beslenme ve karbonhidrat dengesizliğiyle, millerandage ise çoğunlukla soğuk ve yağışlı çiçeklenme havasıyla ilişkilidir. Bir bağda ikisi aynı yıl birlikte görülebilir. Doğru önlem almak için önce hangisiyle karşı karşıya olduğunuzu ayırt etmek gerekir: salkımın tümüyle boşalması coulure, tane iriliğinin karışık olması millerandage işaretidir.
Silkmenin en yaygın tetikleyicisi çiçeklenme sırasındaki olumsuz hava koşullarıdır. Asmanın çiçeklenmesi Türkiye'nin çoğu bölgesinde mayıs sonu ile haziran ortasına denk gelir ve bu pencere yaklaşık on gün sürer. Bu kritik günlerde hava serin ve yağışlı giderse çiçek kapçıkları düzgün açılmaz, çiçek tozu ıslanıp yapışır ve döllenme aksar. Genel kabul, çiçeklenme için gündüz sıcaklığının uygun aralıkta ve havanın kuru olmasıdır; uzun süren serinlik ve yağmur döllenmeyi zorlaştırır. Aşırı sıcak ve kuru rüzgar da tehlikelidir çünkü dişicik tepesindeki nem kurur, çiçek tozu tutunamaz. Doludan sonra ya da ani sıcaklık düşüşlerinde de silkme artar. Havayı değiştiremezsiniz ama etkisini azaltabilirsiniz: rüzgar alan yamaçlarda çit bitkisiyle rüzgar kesmek, çiçeklenme döneminde bağı susuz bırakmamak ama sırılsıklam da etmemek, sabah erken saatte serinken herhangi bir işlem yapmamak bu dönemde stresi azaltır. Çiçeklenme günlerinde ilaçlama ve gübreleme gibi müdahalelerden kaçınmak da önemlidir.
Silkmenin en çok göz ardı edilen nedeni asmanın iç beslenme dengesidir. Çiçeklenme anında asma, çiçeklerini besleyecek şekeri (karbonhidratı) yapraklardan salkımlara göndermek zorundadır. Eğer bu dönemde sürgünler hızla uzuyor, uç büyümesi çok kuvvetliyse sürgün ucu ile çiçek salkımı aynı şekere rakip olur ve genellikle sürgün kazanır. Sonuç, çiçeğe yeterli besin gitmemesi ve dökülmedir. Bu yüzden aşırı azotlu gübreleme silkmeyi artırır; asma yaprağa ve sürgüne kaçar, meyveye çalışmaz. Özellikle taze hayvan gübresinin çiçeklenmeye yakın verilmesi tipik bir hatadır. Bor ve çinko gibi mikro besinlerin eksikliği de döllenmeyi doğrudan bozar; bor çiçek tozu çimlenmesi ve tüp uzaması için kritiktir. Toprak analizi ve gerekirse yaprak analizi ile eksikliği belirlemek, körlemesine gübre atmaktan çok daha doğrudur. Genel ilke: azotu dengede tutmak, çiçeklenme öncesi dönemde asmayı dengeli beslemek ve eksikliği kanıtlanmış mikro elementleri uzman önerisiyle tamamlamaktır.
Silkme her çeşitte aynı oranda görülmez; bu büyük ölçüde genetik bir eğilimdir. Bazı üzüm çeşitleri çiçek yapısı ve karbonhidrat dengesi nedeniyle döküme yatkındır. Dünya genelinde iri taneli, gevşek salkımlı bazı sofralık ve şaraplık çeşitler silkmeye daha meyillidir. Türkiye'de yaygın çeşitler arasında da yatkınlık farkları vardır; bir bölgede sorunsuz veren bir çeşit, başka toprak ve iklimde daha çok silkebilir. Bu yüzden yeni bağ kurarken çeşit seçimini bölgenizin köklü üreticilerine ve ildeki ziraat teşkilatına danışarak yapmak önemlidir. Yatkın çeşitlerde budama ve yük ayarını daha dikkatli yapmak, çiçeklenme döneminde uç alma gibi müdahaleleri zamanında uygulamak gerekir. Ayrıca çeşidin çiçek yapısına da bakmak lazım: erselik (hem erkek hem dişi organı işlevsel) çiçekli çeşitler kendine döllenirken, bazı eski çeşitlerde döllenme başka çeşidin tozuna bağlı olabilir. Böyle durumlarda bağda uygun tozlayıcı çeşidin bulunması silkmeyi belirgin azaltır.
Kuvvetli büyüyen, aşırı sürgün veren asmalarda silkme daha sıktır çünkü sürgün ucu çiçekle besin yarışına girer. Bu noktada yeşil budama (yaz budaması) en etkili araçtır. Çiçeklenmeden hemen önce ya da çiçeklenme başlangıcında sürgünlerin ucundan bir miktar alma (uç alma, tepe vurma) işlemi, büyümeyi geçici durdurup şekerin salkıma yönelmesini sağlar ve tane tutumunu artırır. Ancak zamanlama kritiktir: çok erken yapılırsa asma yeni obur sürgünlerle karşılık verir, çok geç yapılırsa fayda azalır. Aynı şekilde koltuk sürgünlerinin (obur sürgün) temizlenmesi, sık yapraklı asmalarda salkım bölgesinin havalanmasını ve ışık almasını sağlar; bu hem döllenmeye hem hastalık kontrolüne yardımcı olur. Bilezik alma (halkalama) gibi ileri teknikler tane tutumunu artırabilir ama yanlış uygulanırsa asmayı yorar, bu yüzden deneyimsiz üreticinin önce basit yeşil budamayla başlaması daha güvenlidir. Fazla salkımı da çiçeklenmeden sonra seyreltmek, kalan salkımların daha iyi beslenmesini sağlar.
Üreticilerin silkmeyle mücadelede düştüğü tipik hatalar bellidir. Birincisi, sorunu görünce panikle çiçeklenme sırasında bol azotlu gübre atmak; bu genellikle durumu kötüleştirir çünkü asmayı daha da sürgüne kaçırır. İkincisi, silkmeyi hastalık sanıp gereksiz ilaçlama yapmak; oysa saf coulure bir beslenme ve iklim sorunudur, mantar hastalığı değildir. Ancak çiçek salkımını kurutan külleme ve mildiyö gibi hastalıklar da benzer döküme yol açabildiği için ayrım önemlidir: hastalıkta genellikle yaprak ve salkımda leke, küf ya da renk değişimi görülür, saf silkmede ise dokuların rengi normaldir, sadece çiçekler kopar. Üçüncü hata, çiçeklenme günlerinde bağı sulamayı tümüyle kesmek ya da tam tersine boğmaktır; her ikisi de strese yol açar. Dördüncü hata, uç almayı yılın her koşulunda faydalı sanmaktır; zayıf gelişen asmada uç almak ters teper. Doğru yaklaşım, her yıl aynı reçeteyi uygulamak yerine asmanın gelişmesini gözleyip müdahaleyi ona göre ayarlamaktır.
Silkmeyle mücadele aslında çiçeklenmeden aylar önce başlar. Kış budamasında asmaya taşıyabileceğinden fazla göz (yük) bırakmamak, dengeli bir başlangıç sağlar; aşırı yük hem silkmeyi hem kalitesizliği artırır. İlkbaharda sürgünler çıkınca fazla ve zayıf sürgünleri erkenden temizlemek (sürgün seyreltme), kalan sürgünlerin güçlü ve dengeli gelişmesini sağlar. Çiçeklenmeden birkaç hafta önce toprak nemini dengede tutmak, ani su stresini önlemek gerekir. Beslemeyi çiçeklenmeden önce dengelemek, azotu abartmamak, eksikliği kanıtlanmış mikro elementleri uzman önerisiyle tamamlamak önemlidir. Çiçeklenme başlarken, kuvvetli gelişen asmalarda uç alma ve koltuk temizliğiyle besini salkıma yönlendirmek etkilidir. Çiçeklenme günlerinde ilaçlama, ağır gübreleme ve gereksiz sulama gibi müdahalelerden kaçınılır. Çiçeklenme sonrası salkım ve tane tutumu gözlenir, gerekirse salkım seyreltmesi yapılır. Toprak ve yaprak analizi, çeşit seçimi ve dozlar için bölgenizdeki İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne ve ziraat mühendisine danışmak, körlemesine uygulamadan çok daha güvenli sonuç verir.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni