Menü
Buzağı bakımı, bir sığırcılık işletmesinin geleceğini doğrudan belirleyen en kritik dönemdir. Doğumdan sonraki ilk saatlerde alınan önlemler, ağız sütünün zamanında verilmesi ve barınak hijyeni; ileride yüksek verimli bir düve ya da damızlık boğa elde etmenin temelini atar. Türkiye koşullarında buzağı ölümlerinin büyük bölümü ilk üç haftada yaşanan ishal ve solunum yolu sorunlarından kaynaklanır ve bunların neredeyse tamamı önlenebilir hatalardır. Bu rehberde doğum anından süt kesimine kadar geçen dönemi adım adım ele alıyor; ağız sütü yönetiminden barınak kurulumuna, süt ve buzağı yemi geçişinden hastalıktan korunmaya kadar sahada işe yarayan, uygulanabilir bilgileri Türk çiftçisine göre topluyoruz.
Buzağı doğar doğmaz ilk yapılması gereken solunum yollarının açılmasıdır. Burun ve ağızdaki mukus temiz bir bezle silinir; buzağı nefes almakta zorlanıyorsa arka ayaklarından kısa süre baş aşağı tutularak ciğerlerdeki sıvının boşalması sağlanabilir. Kışın soğuk ahırlarda yaş buzağı hızla üşür, bu yüzden anne yalamıyorsa temiz kuru samanla ovularak kurutulmalı ve gerekirse üzeri örtülmelidir. Göbek kordonu doğumdan sonra genellikle kendiliğinden kopar; kopmazsa temiz makasla vücuttan yaklaşık bir el genişliği mesafeden kesilir. Göbek bölgesi tentürdiyot benzeri bir antiseptikle iyice dezenfekte edilmelidir, çünkü kirli zeminde açık göbek enfeksiyon ve eklem iltihabının en sık giriş kapısıdır. Buzağının ilk 30 dakika içinde ayağa kalkıp emme refleksi göstermesi sağlıklı olduğunun işaretidir. Doğum güç geçtiyse ve buzağı halsizse hemen müdahale edilmeli, gerekirse veteriner hekim çağrılmalıdır.
Ağız sütü, ineğin doğumdan sonraki ilk günlerde verdiği koyu, sarımsı ve yoğun süttür. Buzağı bağışıklık maddelerini anne karnında alamaz; doğduğunda savunmasızdır ve tek koruma kaynağı ağız sütündeki antikorlardır. Buzağının bağırsağı bu antikorları yalnızca ilk saatlerde emebilir; ilk 2 saat en verimli dönemdir, 6 saatten sonra emilim hızla düşer, 24 saatte pratikte sıfırlanır. Bu yüzden kural nettir: en geç ilk 2 saat içinde, canlı ağırlığın yaklaşık yüzde 10'u kadar ağız sütü içirilmelidir. Yani 40 kiloluk bir buzağıya ilk öğünde yaklaşık 2 litre. Buzağı kendi ememiyorsa biberonla, gerekirse özel sonda ile verilmelidir. İlk günde 2-3 öğün ağız sütü sürdürülür. Erken doğum yapan veya memesi bozuk ineklerin buzağıları için sağlıklı bir inekten sağılıp buzdolabında ya da dondurucuda saklanan yedek ağız sütü bulundurmak, işletmede hayat kurtaran bir alışkanlıktır.
Buzağı ölümlerinin çoğu bakteri ya da virüsten değil, kötü barınak koşullarından kaynaklanır. İdeal yaklaşım, buzağıyı ilk haftalarda tek başına, kendi bireysel bölmesinde ya da açık havada buzağı kulübesinde tutmaktır. Bireysel barındırma, ishalin buzağıdan buzağıya bulaşmasını keser ve her buzağının yeterli süt içip içmediğini takip etmeyi kolaylaştırır. Zemin daima kuru olmalı; altına bol, kuru saman serilmelidir. Diz çöküp elinizi altlığa bastırdığınızda pantolonunuz ıslanıyorsa altlık yetersizdir. Buzağılar rutubete değil, hava akımına yani cereyana karşı hassastır; barınak iyi havalanmalı ama buzağının yattığı yer cereyansız olmalıdır. Amonyak kokusu duyulan, gözleri sulandıran ahırlarda solunum hastalıkları kaçınılmazdır. Süt kovaları, biberonlar ve emzikler her öğün sonrası sıcak suyla yıkanıp kurutulmalıdır; kirli ekipman ishalin en sinsi kaynağıdır. Bölmeler her buzağı çıkışında temizlenip dinlendirilmelidir.
Ağız sütü döneminden sonra buzağı, geçiş sütü ve ardından tam sütle ya da kaliteli buzağı süt ikame yemiyle beslenir. Genel uygulama, canlı ağırlığın yaklaşık yüzde 10'u kadar sütün güne 2 öğün olarak bölünmesidir; büyüme hedefi yüksekse bu oran artırılabilir. Sütün mutlaka vücut sıcaklığına yakın, yaklaşık 38 derecede verilmesi gerekir. Soğuk süt sindirim bozukluğu ve ishale yol açar. Emzik yüksekliği önemlidir: buzağı başını yukarı kaldırarak emmeli, çünkü bu doğal duruş sütün işkembeye kaçmadan gerçek mideye gitmesini sağlayan yemek borusu oluğu refleksini çalıştırır. Kovadan hızlı ve çok içmek bu refleksi bozar. Öğün saatleri düzenli tutulmalı; ani miktar veya sıcaklık değişikliği yapılmamalıdır. Süt ikame yemi kullanılıyorsa üretici oranına sadık kalınmalı, göz kararı sulandırma yapılmamalıdır. Buzağıların önünde ilk günden itibaren daima temiz, taze içme suyu bulunmalıdır; sadece süt yeterli sanılıp su verilmemesi büyük bir hatadır.
Buzağının işkembesi doğduğunda gelişmemiştir ve yalnızca sütle beslenen buzağıda bu bölme çalışmaz. İşkembeyi geliştiren asıl uyaran kesif yem, özellikle buzağı başlangıç yemidir. Bu nedenle daha yaşamın ilk haftasında buzağının önüne az miktarda, taze ve lezzetli buzağı başlangıç yemi konur. Başlarda koklar ve oynar, giderek tüketmeye başlar. Amaç, süt kesimine kadar günlük yem tüketimini belirli bir düzeye çıkarmaktır; yaygın pratik hedef, buzağının üst üste birkaç gün boyunca günde yaklaşık 1 ila 1,5 kilogram başlangıç yemi yemesidir. Bu düzeye ulaşan buzağı süt kesimine hazır demektir. Kuru ot da işkembenin kas yapısını ve hareketini geliştirmek için küçük miktarlarda sunulur, ancak erken dönemde ana gelişim kaba yemden değil kesif yemden gelir; bu yüzden buzağıyı sadece samana boğmak gelişimi yavaşlatır. Yem her gün tazelenmeli, bayat ve tozlu yem verilmemelidir.
Süt kesimi takvime göre değil, buzağının hazır olmasına göre yapılmalıdır. En güvenilir ölçüt yaş değil, buzağının üst üste birkaç gün istikrarlı biçimde yeterli katı yem tüketmesidir. Kesim işlemi ani değil, kademeli olmalıdır. Örneğin günde 2 öğün süt alan buzağı önce tek öğüne düşürülür, birkaç gün sonra tamamen kesilir. Böyle kademeli geçiş, buzağının stresini azaltır ve gelişme durmasını önler. Süt kesildiğinde buzağıda bir miktar geride kalma normaldir; bu dönemde başlangıç yemi ve temiz su bol tutulmalıdır. Sık yapılan hata, buzağıyı hem sütten hem bireysel bölmeden hem de gruba taşıma stresini aynı anda yaşatmaktır. Bu stresleri farklı zamanlara yaymak gerekir. Grup barınağına geçişte de benzer yaştaki ve boydaki buzağılar bir araya konulmalı, güçlü buzağıların zayıfları yemden uzak tutması engellenmelidir.
Buzağı sağlığında tedaviden çok korunma esastır ve korunmanın temeli yeterli ağız sütü ile kuru, temiz barınaktır. Buzağıyı her gün gözlemlemek, sorunu erken yakalamanın tek yoludur. Sağlıklı buzağı canlıdır, kulakları dik, gözleri parlaktır, iştahı yerindedir ve öğün saatinde huzursuzca sütü bekler. Uyarı işaretleri şunlardır: dışkının sulanması ve kokusunun değişmesi, iştahsızlık, süt içmek istememe, kulakların düşmesi, burun ve gözde akıntı, hızlı ve zorlu nefes alma, çökük yatıp kalkmakta zorlanma. İshal en tehlikeli sonucu su kaybıdır; ishalli buzağıda asıl kaybedilen sıvı ve mineraldir, bu yüzden süt kesilmeden sıvı desteği düşünülmeli ve durum gecikmeden veteriner hekime bildirilmelidir. Aşılama programı ve herhangi bir ilaç kullanımı mutlaka veteriner hekim önerisiyle yürütülmeli; internetten ya da komşu tavsiyesiyle antibiyotik veya doz uygulanmamalıdır. Yeni alınan buzağılar mevcut sürüye katılmadan önce ayrı tutularak gözlenmelidir.
Sahada tekrar tekrar görülen ve önlenebilir hataların başında ağız sütünün geç verilmesi gelir; ilk saatler kaçırıldığında hiçbir bakım o bağışıklık açığını kapatamaz. İkinci sık hata, sütü soğuk ya da göz kararı sulandırılmış vermektir; bu doğrudan ishale yol açar. Barınakta ıslak altlığı ihmal etmek, cereyanlı ama havasız ortamda büyütmek solunum hastalıklarını davet eder. Buzağıya erken dönemde su vermemek, sadece süte güvenmek yem tüketimini ve gelişmeyi baltalar. Çok sayıda buzağıyı erken yaşta ve aynı anda gruba doldurmak ishalin sürü içinde yayılmasına neden olur. Kirli kova ve emzikle besleme, tüm hijyen çabasını boşa çıkarır. Süt kesimini yaş bakımıyla yani buzağı yeterli katı yem yemeden yapmak gelişme durmasına yol açar. Son olarak, hasta buzağıyı gözlemleyip geç kalmak yerine ilk belirtide harekete geçmek ve veteriner hekimle çalışmak, işletmedeki buzağı kayıplarını en aza indiren temel yaklaşımdır.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni