Menü
Tarlada ya da bahçede bitkiler susuzluk gibi açlığı da yaprakları üzerinden anlatır. Bir besin elementi yetersiz kaldığında bitki bunu renk değişimi, şekil bozukluğu, cılız gelişme ya da erken kuruma ile gösterir. İşin püf noktası, belirtinin hangi yaprakta çıktığını okumaktır: Bazı elementler bitki içinde gezebildiği için önce alt yaşlı yapraklardan, bazıları ise sabit kaldığı için önce uç genç yapraklardan bozulma başlatır. Bu rehberde azot, fosfor, potasyum, demir ve magnezyum eksikliğinin görsel belirtilerini tek tek ele alacak, hangi yaprakta çıktığını, birbirinden nasıl ayırt edileceğini ve tarlada karar verirken düşülen yaygın hataları adım adım anlatacağız. Kesin teşhis ve gübreleme reçetesi için yaprak ya da toprak analizi ve ziraat mühendisi görüşü esastır.
Belirtiyi doğru okumanın anahtarı elementin bitki içindeki hareketliliğidir. Azot, fosfor, potasyum ve magnezyum hareketli (mobil) elementlerdir. Bitki bunları yaşlı yapraklardan söküp büyüyen genç sürgünlere taşır, bu yüzden eksiklik belirtisi ilk olarak alttaki eski yapraklarda görülür. Demir, kalsiyum ve kükürt ise sabit (immobil) elementlerdir. Bitki bunları yaşlı yapraklardan geri çekemediği için eksiklik önce en tepedeki genç yapraklarda ortaya çıkar. Tarlaya girdiğinizde ilk adımınız şu olmalı: Bitkinin tamamına değil, belirtinin alt yaprakta mı yoksa uç yaprakta mı başladığına bakın. Bu tek gözlem bile şüpheli element listesini yarıya indirir. İkinci adım, belirtinin damar aralarında mı yoksa tüm yaprakta mı olduğuna bakmaktır. Bu iki soruyu cevaplayınca çoğu eksikliği daha tarlada daralttırsınız.
Azot, yaprak yeşilini veren klorofilin ve proteinin ana yapı taşıdır, bitkideki en hareketli elementlerden biridir. Eksikliğinde bitki alttaki yaşlı yapraklardaki azotu söker ve tepeye taşır, bu yüzden belirti en alt yapraklardan başlar. Görünüm tipik olarak açık yeşilden soluk sarıya doğru giden, damar arası değil tüm yaprağı kaplayan homojen bir sararmadır. Damarlar da yeşil kalmaz, yaprağın tamamı soluklaşır. Bitki genelde bodur kalır, sürgünler ince ve dik, yapraklar küçük olur, alt yapraklar zamanla tamamen sararıp dökülebilir. Buğdayda alt yaprak uçlarından ortaya doğru sararma, mısırda alt yaprakta ortadan ilerleyen ok ucu şeklinde sararma klasik işarettir. Ayırt etme ipucu: Azot sararması tüm yaprağı kaplar ve alttan başlar; damar arası kalıp damar yeşil kalıyorsa azot değil, magnezyum ya da demiri düşünün. Kuru ve organik maddesi düşük topraklarda, aşırı yağış sonrası yıkanma olan tarlalarda sık görülür.
Fosfor kök gelişimi, enerji aktarımı ve çiçeklenme için gereklidir, hareketli bir elementtir, dolayısıyla belirti yine alt yaşlı yapraklarda başlar. Ancak fosfor eksikliği azotun tersine sararma değil koyulaşma yapar: Yapraklar anormal koyu yeşil, mat ve donuk görünür, bitki bodur ve gelişimi gecikmiş kalır. İlerleyince yaprak kenarlarında ve alt yüzeyde morumsu, kırmızımsı bir renk (antosiyanin birikimi) ortaya çıkabilir; bu özellikle mısır fidelerinde sap ve yaprak kenarında belirgin mor renk olarak görülür. Fosfor eksikliği çoğu zaman gizli açlık şeklindedir, yani gözle net belirti çıkmadan verim düşer, bu yüzden en güvenilir teşhis toprak analizidir. Türkiye koşullarında dikkat edilecek nokta: Yüksek kireçli (kalkerli) topraklarda fosfor toprakta bol olsa bile kalsiyumla bağlanıp bitki alamaz hale gelebilir; ayrıca soğuk ilkbahar toprağında kökler fosforu az alır ve hava ısınınca belirti kendiliğinden geçebilir. Morarmayı tek başına fosfora bağlamayın, soğuk stres ve bazı çeşit özellikleri de mor renk yapar.
Potasyum su dengesi, şeker taşınması ve hastalıklara dayanıklılıkta rol oynar, oldukça hareketli bir elementtir, o yüzden belirti alt yaşlı yapraklarda başlar. Karakteristik işaret yaprak kenarında ve ucundan içeri doğru ilerleyen sararma, ardından kahverengileşme ve kuruyup yanmış gibi görünen kenar nekrozudur. Yaprağın orta kısmı ve ana damar bir süre yeşil kalırken kenarlar adeta kavrulur, bu görünüme kenar yanıklığı denir. Yapraklar kıvrılabilir, bitki gövdesi zayıf kalır, meyve iriliği ve kalitesi düşer. Domateste ve patateste alt yaprak kenarlarının sararıp kahverengileşmesi, üzümde yaprak kenarı kuruması tipiktir. Ayırt etme: Potasyum yanması kenardan içeri gelir ve alt yapraktadır; tuz zararı ya da su stresi de benzer kenar yanığı yapabildiği için sulama düzenini ve tuzluluğu da sorgulayın. Hafif kumlu, potasyumu kolay yıkanan topraklarda ve yoğun ürün alınan tarlalarda risk daha yüksektir.
Demir klorofil üretimi için gerekli ama sabit bir elementtir. Bu yüzden azot, fosfor ve potasyumun tersine belirti en tepedeki genç yapraklarda başlar, bu tek başına çok güçlü bir ayırt edici işarettir. Görünümü çok tipiktir: Yaprak damarları belirgin yeşil kalırken damarların arasındaki doku sararır, adeta yeşil bir ağ üzerine sarı zemin gibi görünür (damar arası kloroz). Şiddetlenince yaprak fildişi sarısına hatta beyaza döner, kenarlarda kahverengi kuru lekeler çıkabilir. Türkiye için bu çok kritik bir konudur, çünkü asıl sorun çoğu zaman toprakta demir olmaması değil, yüksek kireç (kalkerli, yüksek pH) toprakta demirin bitki tarafından alınamamasıdır; buna kireç kaynaklı kloroz denir ve özellikle meyve bahçelerinde, bağda, turunçgilde, hatta süs bitkilerinde çok yaygındır. Ayırt etme: Genç yaprakta damar arası sararma demir; aynı görünüm alt yaprakta ise magnezyumdur. Aşırı sulanan, havasız kalan ağır topraklarda kök demiri alamaz, bu yüzden drenajı da kontrol edin.
Magnezyum klorofil molekülünün merkez atomudur ve hareketli bir elementtir. Bu iki özellik onu demirle karıştırılan ama yerini şaşırmayan bir eksiklik yapar. Belirti demir gibi damar arası sararma şeklindedir, damarlar yeşil kalır ama demirin aksine alt yaşlı yapraklarda başlar, çünkü bitki magnezyumu yaşlı yapraktan alıp gence taşır. Klasik görünüm alt yapraklarda damarlar yeşilken aralarının sararması, ileri safhada sararmış bölgelerde kahverengi ölü lekeler ve kenarlarda kızarma, mor tonlardır. Üzüm yaprağında damar aralarının sararıp damar boyunca yeşil kalması, domates ve patateste alt yapraklarda balık kılçığı görünümü tipiktir. En pratik ayırt etme kuralı budur: Damar arası sararma alt yaşlı yapraktaysa magnezyum, üstteki genç yapraktaysa demir. Hafif, asidik ve kumlu topraklarda, ayrıca aşırı potasyum veya kalsiyumlu gübrelemenin magnezyum alımını baskıladığı durumlarda görülür; yani gübre dengesizliği tek elementi öne çıkarabilir.
Tarlada hızlı ve tutarlı teşhis için şu sırayı izleyin. Birinci adım: Belirti alt yaşlı yaprakta mı, üst genç yaprakta mı? Alt yaprak ise azot, fosfor, potasyum ya da magnezyum; üst yaprak ise demir yönünde düşünün. İkinci adım: Sararma tüm yaprağı mı kaplıyor, yoksa damar arasında mı? Tüm yaprak homojen sarı ve alttaysa azot; damar arası ise magnezyum (altta) veya demir (üstte). Üçüncü adım: Sararma değil koyulaşma, morarma varsa ve bitki bodursa fosforu düşünün. Dördüncü adım: Belirti yaprak kenarından yanma şeklindeyse potasyumu düşünün. Beşinci adım: Belirtinin tarladaki dağılımına bakın; tek tük değil geniş ve düzenli bir alanda çıkıyorsa beslenme, dağınık ve lekesel çıkıyorsa hastalık, zararlı ya da su sorunu olabilir. Altıncı adım: Sulama, drenaj ve son gübreleme geçmişini not edin, çünkü aynı belirtiyi su stresi ve tuzluluk da taklit eder. Bu adımlar şüpheyi daraltır ama kesinleştirmez.
Sahada en sık yapılan hata her sararmayı azota, her damar arası sararmayı demire bağlayıp gözü kapalı gübre atmaktır. İkinci hata, hangi yaprakta başladığına bakmadan teşhis koymaktır; oysa alt mı üst mü sorusu tek başına yönü belirler. Üçüncü hata, beslenme eksikliğiyle su ve tuz stresini, kök boğulmasını, herbisit zararını ve bazı hastalıkları karıştırmaktır; bunların hepsi renk değişimi yapabilir. Dördüncü hata, kireçli toprakta demir sorununu toprağa demir gübresi ekleyerek çözmeye çalışmaktır; asıl sorun alım olduğu için yaklaşım farklıdır. Beşinci hata, belirtiye bakıp toprak ya da yaprak analizi yaptırmadan tahminle hareket etmektir. Doğru yol şudur: Belirtiyi bu rehberdeki adımlarla daraltın, ama kesin teşhis ve doğru gübre türü, miktarı ve zamanlaması için mutlaka güncel toprak veya yaprak analizi yaptırın ve sonucu bir ziraat mühendisiyle değerlendirin. Hastalık, zararlı ya da ilaçlama gerektiren bir durum şüphesi varsa, ilaç ve doz kararını asla kendiniz vermeyin, reçete ve uzman görüşüyle hareket edin.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni