Menü
Azot, bitkinin en çok tükettiği besin elementidir; yaprak gelişiminden protein ve tane dolumuna kadar birçok süreci doğrudan yönetir. Ancak topraktaki azot son derece hareketlidir ve yanlış seçilen gübre, uygulama zamanı ya da yöntem yüzünden büyük bölümü havaya ya da yıkanmayla derinlere kaçabilir. Türk çiftçisinin karşısında dört temel seçenek vardır: üre, amonyum nitrat (AN), amonyum sülfat (AS) ve kalsiyum amonyum nitrat (CAN). Bunların hepsi azot verir ama azotu farklı formda taşır, toprakta farklı davranır ve pH ile masrafı farklı etkiler. Bu rehberde her gübrenin azot formunu, hangi toprakta ve hangi dönemde neden tercih edildiğini, kayıpların nasıl azaltılacağını ve pratikte sık yapılan hataları ayrıntılı biçimde ele alıyoruz. Amaç, aynı parayla daha çok azotu bitkiye ulaştırmaktır.
Bir gübreyi anlamak için önce azotu hangi formda taşıdığına bakmak gerekir, çünkü bitki azotu ağırlıklı olarak amonyum (NH4) ve nitrat (NO3) olarak alır. Üre formundaki azot (NH2) toprağa girince önce üreaz enzimiyle amonyuma, ardından nitrifikasyonla nitrata dönüşür. Amonyum formu toprak killerine ve organik maddeye tutunur, bu yüzden yıkanmaya karşı daha dayanıklıdır ve yağışlı dönemde daha güvenlidir. Nitrat formu ise toprakta serbest gezer, kök hemen alır, bu yüzden hızlı etkilidir ama aşırı yağış veya fazla sulamada kolayca yıkanıp kök bölgesinin altına iner. Sıcak toprakta nitrifikasyon hızlanır, soğuk toprakta yavaşlar. Pratik sonuç şudur: hızlı ve kesin etki istiyorsanız nitrat içeren gübreler, salınımlı ve daha ekonomik bir kaynak istiyorsanız üre veya amonyumlu gübreler öne çıkar. Her form için doğru zaman ve toprak koşulu farklıdır.
Üre, birim ağırlıkta en fazla azotu taşıyan katı gübredir, bu yüzden nakliye ve depolama maliyeti başına en ucuz azot kaynağı olarak kabul edilir. Yüksek azot yoğunluğu onu geniş alan tahıl ve mısır üretiminde vazgeçilmez kılar. Ancak en büyük zayıflığı yüzeyde bırakıldığında yaşanan amonyak uçmasıdır. Üre toprak yüzeyinde nemle üreaza uğrar, açığa çıkan amonyak gaz halinde havaya kaçar; sıcak, rüzgarlı ve kireçli topraklarda bu kayıp ciddi boyuta ulaşır. Bunu önlemenin en etkili yolu üreyi serpip bırakmak değil, toprağa karıştırmak veya bandına vermektir. Yüzeye atıldığında ardından hafif bir yağış ya da can suyu gelmesi kaybı belirgin biçimde düşürür. Üreaz inhibitörü kaplı (yavaş salınımlı) üre çeşitleri yüzey uygulamasında kaybı azaltmak için geliştirilmiştir. Üre topraktan geçici bir asitlik yaratır, uzun vadede kireç dengesini düşünmek gerekir.
Amonyum nitrat, azotun yarısını amonyum yarısını nitrat formunda taşır. Bu ikili yapı büyük avantajdır: nitrat kısmı bitkiye anında etki eder, amonyum kısmı toprağa tutunarak daha uzun süre kaynak sağlar. Bu yüzden AN, üst gübrede ve bitkinin azota en çok ihtiyaç duyduğu hızlı büyüme döneminde tercih edilir. Kalsiyum amonyum nitrat (CAN) ise amonyum nitratın kireç (kalsiyum karbonat) ile harmanlanmış, daha düşük azotlu ve daha güvenli halidir. CAN toprağı asitleştirmez, hatta içindeki kalsiyum sayesinde asit topraklarda pH dengesine yardımcı olur; bu özelliği onu Karadeniz gibi asit toprakların bulunduğu bölgelerde öne çıkarır. AN, yüksek nitrat içeriği nedeniyle bazı ülkelerde satışı düzenlemeye tabidir; CAN daha az kaçak ve daha kolay bulunur bir alternatiftir. İkisi de yüzey uygulamasında üreye göre çok daha az amonyak kaybeder.
Amonyum sülfat, azotu tamamen amonyum formunda taşır ve yanında değerli bir bonus getirir: kükürt. Kükürt, proteinin ve birçok enzimin yapı taşıdır; kükürt eksikliğinin arttığı topraklarda AS tek uygulamayla iki eksiği birden kapatır. Kolza, ayçiçeği, soğan, sarımsak, brokoli ve lahana gibi kükürdü seven bitkiler için özellikle uygundur. Amonyum formu toprağa tutunduğu için yıkanmaya dayanıklıdır ve yağışlı erken dönemde güvenli bir kaynaktır. En belirgin özelliği toprağı belirgin biçimde asitleştirmesidir. Bu, kireçli ve yüksek pHlı topraklarda avantaja dönüşür çünkü demir, çinko gibi elementlerin alımını kolaylaştırır. Buna karşılık zaten asit olan topraklarda dikkatli kullanılmalı, sürekli AS kullanımı pHyı fazla düşürebileceğinden düzenli toprak analizi ile izlenmelidir. Azot yüzdesi diğerlerinden düşük olduğu için birim azot maliyeti daha yüksek olabilir, bu yüzden çoğu zaman kükürt ihtiyacı olan parselde anlamlıdır.
Doğru gübreyi toprak söyler. Kireçli ve yüksek pHlı topraklarda (İç Anadolu, Güneydoğu geniş alanları) üre yüzeye atılırsa amonyak kaybı en yüksektir; burada ya üreyi karıştırmak ya da amonyum nitrat, CAN ya da asitleştirici etkisiyle mikro besin alımını kolaylaştıran amonyum sülfata yönelmek mantıklıdır. Asit topraklarda (Karadeniz, bazı Ege bahçeleri) toprağı daha da asitleştiren üre ve AS dikkat ister; kireç içeren CAN doğal tercihtir. Kumlu, hafif bünyeli topraklarda nitrat çok çabuk yıkandığı için tek seferde büyük nitratlı doz vermek yerine amonyumlu kaynakları bölerek vermek kaybı azaltır. Ağır killi topraklar amonyumu iyi tutar, bu topraklarda erken dönemde amonyum formu güvenlidir. Yağışın yoğun ya da sulamanın kontrolsüz olduğu koşullarda nitrat riski artar. Her koşulda başlangıç noktası güncel bir toprak analizidir; pH ve kükürt durumu bilinmeden yapılan seçim tahmine dayanır.
Azotun ne zaman verildiği, hangi gübrenin verildiği kadar önemlidir. Ekim öncesi taban gübrelemesinde ve erken gelişme döneminde, toprak henüz soğuk ve yağış olasılığı yüksekken, toprağa tutunan amonyumlu kaynaklar (amonyum sülfat, kısmen amonyum içeren gübreler) daha güvenlidir çünkü nitrat gibi hemen yıkanmazlar. Bitki hızlı büyümeye geçtiğinde, örneğin tahılda kardeşlenme ve sapa kalkma, mısırda hızlı boylanma döneminde, anında etki eden nitratlı gübreler (AN, CAN) parlar. Azotu tek seferde vermek yerine bölerek vermek en etkili yaklaşımdır: bitkinin ihtiyaç eğrisine paralel, birkaç parçaya bölünmüş uygulama hem verimi artırır hem kaybı düşürür. Çiçeklenme ve tane dolum dönemindeki azot, tahılda protein ve tane kalitesini etkiler. Geç dönemde toprağa geç verilen azot bitkiye yetişmeyebilir; yaprak analizi ve bitkinin görünümü zamanlamada yol göstericidir.
Azot pahalıdır ve kolay kaçar; verimi belirleyen çoğu zaman ne kadar verdiğiniz değil ne kadarının bitkiye ulaştığıdır. Üç ana kayıp yolu vardır: amonyak uçması (özellikle yüzeye atılan üre), nitrat yıkanması (aşırı yağış ve sulama) ve denitrifikasyon (uzun süre suya doygun, havasız topraklarda nitratın gaz olarak kaybı). Kaybı azaltmanın pratik kuralları: üreyi kuru toprak yüzeyinde bırakmayın, karıştırın veya bir su ile toprağa indirin; sıcak öğle saatlerinde ve rüzgarlı havada serpme yapmayın; azotu tek dozda değil bölerek verin; kumlu toprakta ve yağışlı dönemde nitratlı gübreyi öne çıkarmayın. Sık yapılan hatalar: toprak analizi yapmadan alışkanlıkla hep aynı gübreyi kullanmak, fazla azotun her zaman fazla verim getireceğini sanmak (fazla azot yatmayı, hastalık duyarlılığını ve maliyeti artırır), asit toprağa sürekli asitleştirici gübre verip pHyı bozmak ve gübreyi neme veya güneşe açık depolayıp topaklanmasına yol açmak. Doğru gübreyi doğru yere, doğru zamanda ve doğru yöntemle vermek, aynı bütçeyle daha yüksek verim demektir.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni