Menü
Meyve ağacı aşılama, istediğiniz çeşidin gözünü veya kalemini başka bir anaç üzerine kaynatarak yeni ve verimli bir ağaç elde etme sanatıdır. Türkiye çiftçisi için bu teknik, hem yabani ağaçları kültür çeşidine dönüştürmenin hem de bahçedeki bir çeşidi başka çeşitle değiştirmenin en ekonomik yoludur. Doğru zamanda, doğru araçla ve temiz bir kesimle yapılan aşı, ilk yıldan tutar ve birkaç yıl içinde meyveye yatar. Bu rehberde kalem, göz, yarma ve kabuk aşısı gibi en çok kullanılan yöntemleri, uygun zaman aralıklarını, gerekli malzemeyi, adım adım uygulamayı, tutma şartlarını ve sahada en sık yapılan hataları ayrıntılı olarak ele alıyoruz. Amaç, ilk denemesinde bile yüksek tutma oranı yakalamanızı sağlamak.
Her aşının başarısı iki dokunun buluşma çizgisinde yatar. Aşıda birleştirilen iki parçadan biri anaçtır; kökü ve gövde tabanını veren, çoğu zaman yabani ya da bodur özellikli ağaçtır. Diğeri kalem veya gözdür; meyvesini istediğiniz kültür çeşidinden alınan üst kısımdır. Kaynaşma, her iki parçanın kabuk ile odun arasındaki ince yeşilimsi tabaka olan kambiyumun karşı karşıya gelmesiyle olur. Bu tabaka bölünerek yeni doku üretir ve iki parçayı birbirine örer. Bu yüzden aşının altın kuralı şudur: kalemin kambiyumu ile anacın kambiyumu en az bir hat boyunca üst üste binmelidir. Kalem anaçtan ince kalırsa iki kambiyumu bir kenara yaslamak gerekir, tam ortalamak değil. Uyum konusunda ikinci kural botaniktir: aşı ancak akraba türler arasında tutar. Elma elmaya veya ahlata, armut armuda ve ayvaya, kayısı-erik-şeftali-badem gibi sert çekirdekliler kendi aralarında belli kombinasyonlarda uyuşur. Kiraz ile vişne, ceviz ile ceviz aynı grup içindedir. Uyumsuz türlerde ilk yıl yeşerme görülse bile birkaç yıl sonra birleşme noktası şişer, kırılır ya da ağaç güçten düşer. Bölgenizin ikliminde denenmiş anaç-çeşit ikililerini seçmek, tutma oranını daha ilk adımda yükseltir.
Sahada dört ana teknik öne çıkar ve her biri farklı bir soruna çözümdür. Göz aşısı, anaç üzerine tek bir uyanmamış gözün yerleştirilmesidir; T göz aşısı kabuğun kolay kalktığı yaz sonunda, ters T ve durgun göz aşısı ise farklı iklimlerde tercih edilir. Fidan üretiminde ve ince çaplı anaçlarda en ekonomik yöntemdir çünkü tek gözle bir ağaç kurulur. Kalem aşısı, üzerinde birkaç göz bulunan bir kalemin anaca eklenmesidir; ilkbaharda özsu yürümeden hemen önce yapılan dilcikli kalem aşısı, fidancılıkta anaç ve kalem eşit kalınlıktayken çok yüksek tutar. Yarma aşı, kalın bir anacın veya kesilmiş bir dalın ortadan yarılıp içine bir ya da iki kalem sıkıştırılmasıdır; yaşlı ağaçların çeşidini değiştirmede, yani baştan aşılamada güçlüdür. Kabuk aşısı ise anaç kalemden çok daha kalın olduğunda, kabuğun rahat kalktığı ilkbaharda gövde kabuğunun altına kalem sürülerek yapılır; kalın kütüklerde birden çok kalem yerleştirmeye izin verdiği için hızlı taç oluşturur. Seçim şu mantıkla yapılır: ince ve eşit çaplı anaçta kalem veya göz aşısı, kalın anaçta veya çeşit değiştirmede yarma ile kabuk aşısı.
Aşıda zamanlama, tekniğin kendisi kadar belirleyicidir. Kalem aşıları genel olarak ağacın uyanmaya hazırlandığı ama henüz sürmediği erken ilkbaharda, özsu hafif yürümeye başlarken yapılır; anaç uyanık, kalem ise durgun olmalıdır. Bunun için kalemler kışın, ağaç tam dinlenme hâlindeyken kesilip serin ve nemli ortamda saklanır, ilkbaharda uyanmamış kalem uyanmış anaca aşılanır. Göz aşısında iki pencere vardır: yaz sonunda yapılan sürmez göz aşısı, o yıl gözü uyandırmadan kaynaştırır ve ertesi bahar sürer; ilkbaharda yapılan sürer göz aşısı ise aynı sezon uyanır. Kabuk aşısı, adından anlaşılacağı gibi kabuğun odundan kolayca ayrıldığı, özsuyun kuvvetli aktığı ilkbahar sonuna denk getirilir; kabuk kalkmıyorsa vakit erkendir. Türkiye genelinde bu pencereler rakıma ve bölgeye göre kayar: Akdeniz ve Ege kıyısında ilkbahar aşıları şubat sonu marta sarkarken, İç Anadolu ve Doğu'nun yüksek kesimlerinde nisana hatta mayısa kaçar. Genel kural, aşırı sıcak öğle saatlerinden, yağışlı ve rüzgârlı havadan, don riskinin sürdüğü günlerden kaçınmaktır. Sabahın serininde çalışmak dokuların taze kalmasını sağlar.
İyi bir aşı, iyi bir kesimle başlar ve iyi kesim ancak keskin aletle olur. Temel takım, ince ve çok keskin bir aşı çakısıdır; göz aşısı için ucunda kabuk kaldırmaya yarayan spatula bulunan model işi kolaylaştırır. Kalın dalları düzgün kesmek için keskin bir testere, yarma aşıda yarığı açık tutmak için küçük bir kama veya sağlam bir çakı ucu gerekir. Birleşmeyi sabitlemek için aşı bandı, esnek rafya veya özel aşı lastiği kullanılır; kesik yüzeyleri hava ve sudan korumak için aşı macunu ya da uygun bir örtü maddesi hazır bulundurulur. Kalemler, sağlıklı ve verimli ana ağaçtan, o yılki sürgünlerin iyi gelişmiş ve gözleri dolgun kısımlarından seçilir; kalem üzerinde iki üç sağlam göz bulunması yeterlidir. En kritik ve en çok atlanan nokta hijyendir. Çakı her ağaç arasında, özellikle hastalık şüphesi olan bahçede temizlenmeli, tercihen alevden geçirilip silinmelidir; kirli bir çakı, bir ağaçtan diğerine hastalık taşıyabilir. Elin kesik yüzeye değmemesi, kesilen yerin kısa sürede kapatılması ve kalemlerin güneşte kurumaması işin gizli püf noktalarıdır.
T göz aşısında anacın pürüzsüz bir yerine kabuğu odundan ayıracak şekilde T harfi çizilir, kabuk hafifçe kaldırılır. Kalemden tek göz, altında ince bir kabuk kalkanıyla kesilir ve T'nin içine yukarıdan aşağı kaydırılarak yerleştirilir, gözün kendisi açıkta kalacak biçimde bant sarılır. Dilcikli kalem aşısında anaç ve kalem aynı açıyla eğik kesilir, her iki kesik yüzeye küçük birer dilcik açılır ve bu dilcikler birbirine geçirilerek parçalar kenetlenir; kambiyumlar hizalanınca sıkıca sarılır. Yarma aşıda kesilen anacın tam ortasından dikey bir yarık açılır, ucu iki yandan kama gibi inceltilmiş kalem bu yarığa, kambiyumu anacın kenarına yaslanacak şekilde oturtulur; kalın anaçta iki kenara birer kalem konabilir. Kabuk aşısında kesilmiş gövdenin kabuğunda dikey bir yarık açılır, kabuk hafifçe kaldırılır, alttan eğik kesilmiş kalem kabuk ile odun arasına sürülür. Dört yöntemde de son iki adım aynıdır: birleşme yeri bantla basınçlı biçimde sabitlenir ve kalemin ucu ile açık kesik yüzeyler macunla kapatılarak nem kaybı önlenir.
Aşının kaynaşması için üç şey aynı anda sürmelidir: iki kambiyumun temas basıncı, nemin korunması ve dokunun canlı kalması. Bandın görevi yalnızca parçaları tutmak değil, aynı zamanda kesik yüzeyi hava ile su almadan sıkıştırmaktır; bu yüzden sıkı ama dokuyu boğmayacak kadar sarılır. Aşıdan sonraki birkaç hafta belirleyicidir. Anacın aşı hattının altından çıkan sürgünler, koltuk sürgünleri düzenli olarak alınmalıdır; aksi hâlde bu sürgünler özsuyu kendine çeker ve aşı beslenemeden zayıflar. Kalem aşılarında kalemin üstündeki gözlerin şişip yeşermesi tutmanın ilk işaretidir; göz aşısında ise gözün taze ve yeşil kalması, sararmaması olumlu belirtidir. Bant, kaynaşma tamamlanınca ve gövde kalınlaşmaya başlayınca gevşetilmeli veya kesilmelidir; unutulan bant zamanla dala gömülüp boğar. Rüzgârda kırılma riski olan taze aşılar bir hereğe bağlanarak desteklenir. İlk sürgünler uzayınca uç alma ile dallanma yönlendirilir. Sulama düzenli ama aşı yerini ıslatmayacak şekilde yapılır, çünkü sürekli ıslaklık çürümeye davetiyedir.
Yeni başlayanların en yaygın hatası kambiyumları hizalamamaktır; kalem anacın tam ortasına oturtulur, oysa iki kabuk tabakasının bir kenarda çakışması gerekir, bu yüzden aşı yeşerse de tutmaz. İkinci sık hata körelmiş çakı ile ezik, tırtıklı yüzey çıkarmaktır; pürüzlü kesim temas alanını bozar, keskin tek hamlelik kesim şarttır. Üçüncüsü zamanlama hatasıdır: kabuk kalkmadan kabuk aşısına girişmek ya da anaç uyanmadan kalem aşısı yapmak başarısızlığın temel nedenidir. Dördüncü hata kalemin kurumasıdır; güneşte bekleyen, gözleri buruşmuş kalem çoktan ölmüştür, kalemler gölgede ve nemli tutulmalıdır. Beşinci hata kesik yüzeyleri açık bırakmaktır; macunla kapatılmayan uç ve yaralar su kaybeder, hava ve mikrop alır. Altıncı hata çakıyı ağaçlar arasında temizlememek, böylece hastalığı bahçeye yaymaktır. Son olarak koltuk sürgünlerini ihmal etmek çok emek verilen bir aşıyı boşa çıkarır. Bir başka önemli nokta: aşıda hastalık, zararlı ya da uyuşmazlık belirtisi görürseniz kesin teşhis ve uygulama kararı için bölgenizdeki ziraat mühendisine veya tarım danışmanına başvurun; kimyasal kullanım gerektiren durumlarda reçete ve uzman yönlendirmesi esastır.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni