Menü
Ahır gübresi, çoğu işletmede sadece bir atık olarak görülür ve gübreliğin arkasına yığılıp unutulur. Oysa doğru yönetilen ahır gübresi, satın alınan kimyasal gübre ihtiyacını ciddi biçimde azaltan, toprağın organik maddesini ve su tutma kapasitesini yükselten değerli bir kaynaktır. İşin özü, hayvanın altından çıkan gübreyi besin değerini kaybetmeden toprağa ulaştırmaktır. Yanlış biriktirme, açıkta bekletme ve zamansız uygulama ile azotun büyük kısmı havaya ve sızıntı suyuna karışır, geriye zayıf ve kokulu bir yığın kalır. Bu rehberde gübrenin biriktirilmesinden kompostlanmasına, tarlaya verme mantığından koku ve çevre yönetimine, oradan katma değerli ürüne kadar tüm halkayı pratik bir çerçevede ele alıyoruz. Amaç, ayağınızın dibindeki kaynağı gerçek bir işletme girdisine çevirmektir.
Taze ahır gübresi azot, fosfor, potasyum ve on binlerce faydalı mikroorganizmanın yanında bol miktarda organik madde içerir. Bu organik madde, kimyasal gübrenin veremediği bir şeyi verir: toprağın yapısını iyileştirir, kumlu toprakta su ve besin tutulmasını artırır, killi toprakta ise havalanmayı ve işlenebilirliği kolaylaştırır. Ancak bu değer kırılgandır. Gübredeki azotun önemli bölümü, üre ve amonyum formunda kolayca gaz haline geçip havaya uçar. Açıkta, ince tabaka halinde ve güneş altında bekleyen gübre birkaç haftada azot içeriğinin kayda değer kısmını kaybeder. Yağmur suyu yığının içinden geçtiğinde ise çözünen besinleri alıp toprak altına ve dere yataklarına taşır. Sonuçta hem elinizdeki gübre fakirleşir hem çevre kirlenir. Yönetimin temel mantığı basittir: azotu ve organik maddeyi yığının içinde tutmak, kayıp kapılarını (buharlaşma, sızıntı, aşırı ısınma) kapatmaktır. Bu bakış açısı benimsendiğinde, gübrelik artık bir atık deposu değil, işletmenin girdi ambarı olarak görülmeye başlanır.
Gübre yönetiminin en çok ihmal edilen ama en belirleyici aşaması biriktirmedir. İdeal gübrelik, tabanı sıkıştırılmış veya betonlanmış, hafif eğimli ve sızıntı suyunu tek bir noktada toplayacak şekilde tasarlanır. Toplanan bu sıvıya idrar ve süzülen sular karışır; bu sıvı çok değerli bir azot ve potasyum kaynağıdır, bir çukurda biriktirilip sulama suyuna katılarak veya seyreltilip tarlaya verilerek değerlendirilir. Gübre gelişigüzel dağıtılmak yerine düzgün, sıkışık ve yüksekçe bir yığın halinde toplanmalıdır; çünkü yüzey alanı ne kadar küçükse azot kaybı o kadar azdır. Yığının üstünü mümkünse örtmek, hem yağmurun besinleri yıkamasını hem güneşin kurutmasını engeller. Sık yapılan hatalar şunlardır: gübreyi ahır kapısının önüne ince ince yaymak, her gün taze gübreyi eski yığının üstüne serpiştirip olgunlaşmayı bozmak ve gübreliği su kuyusuna, çeşmeye veya dere yatağına yakın kurmak. Gübrelik yerleşim yerinden ve su kaynaklarından uzağa, hakim rüzgarın komşuya doğru esmediği bir konuma kurulmalıdır.
Çiftçinin dilinde gübrenin yakılması, aslında olgunlaşma yani fermantasyon sürecidir. Taze gübre içindeki mikroorganizmalar organik maddeyi parçalarken ısı açığa çıkarır ve yığının içi ısınır. Bu süreç tamamlanmadan gübre tarlaya verilirse ciddi sorunlar doğar. Birincisi, ayrışma toprağın içinde devam eder ve mikroorganizmalar bu işi yaparken topraktaki azotu geçici olarak kendine bağlar; böylece ekili bitki azotsuz kalıp sararabilir. İkincisi, taze gübrede canlı yabancı ot tohumları bulunur ve bunlar tarlaya taşınıp ot baskısını artırır. Üçüncüsü, iyi ayrışmamış gübre kök bölgesinde aşırı ısınma ve amonyak yanığı yaparak fideyi yakabilir. Olgunlaşmış gübre ise koyu renkli, ufalanan, orman toprağı kokusunda, keskin amonyak kokusu gitmiş bir yapıdadır; içinde saman ve lif artık seçilmez hale gelir. Genel kural şudur: taze gübre asla ekim veya dikim öncesi doğrudan kök bölgesine verilmez; ya sonbahardan verilip kışı toprakta geçirmesi sağlanır ya da yığında yeterince olgunlaştırılır.
Kompostlama, yakılma sürecini şansa bırakmak yerine kontrol altına almaktır ve ahır gübresinden alınan verimi belirgin biçimde yükseltir. İşin kalbinde karbon azot dengesi vardır. Hayvan dışkısı azotça zengin, saman ve altlık ise karbonca zengindir; bu ikisi uygun oranda karıştırıldığında mikroorganizmalar en verimli çalışır. Pratikte bunun anlamı, gübreyi bol samanlı ve altlıklı biriktirmektir. Kompost yığınının üç ihtiyacı vardır: yeterli nem, hava ve ısı. Nem kontrolü için yığından alınan bir avuç sıkıldığında elin ıslanması ama su damlamaması istenir; çok kuruysa ayrışma durur, çok yaşsa kokuşur ve havasız kalır. Havalanma için yığın belirli aralıklarla aktarılır yani alt üst edilir; bu hem oksijen sağlar hem sıcaklığı dengeler. İyi işleyen bir kompost yığınının içi elle dokunulamayacak kadar ısınır ve bu yüksek sıcaklık yabancı ot tohumlarını ve zararlı mikropları büyük ölçüde etkisiz hale getirir. Yığın birkaç kez aktarılıp sıcaklık düşmeye başladığında ve malzeme ufalanan koyu bir yapıya kavuştuğunda kompost olgunlaşmış demektir. Bu ürün, ham gübreye göre daha az yer kaplar, kokmaz, taşıması kolaydır ve tarlada çok daha güvenli davranır.
Gübreyi tarlaya vermenin doğru zamanı, ürüne ve mevsime göre değişir ama değişmeyen ilke şudur: gübre toprağa verildikten sonra en kısa sürede toprağa karıştırılmalıdır. Tarla yüzeyinde açıkta bırakılan gübre, saatler içinde azotunu havaya kaybeder; sürülerek gömüldüğünde bu kayıp asgariye iner. Miktar konusunda tek bir sabit reçete yoktur; en sağlıklı yol, birkaç yılda bir toprak analizi yaptırıp toprağın organik madde ve besin durumunu görmek, gübreyi buna göre ayarlamaktır. Aynı tarlaya her yıl ağır miktarda gübre yığmak, özellikle fosfor ve tuz birikimine, hatta bazı bölgelerde nitrat sorununa yol açabilir; az ama düzenli uygulama, tek seferlik aşırı yüklemeden daha sağlıklıdır. Bahçe ve sebzede gübre genellikle sonbahar sürümüyle verilip toprağa karıştırılır ve kışı geçirmesi sağlanır; tarla bitkilerinde ekim öncesi tabana verilir. Meyve bahçelerinde ise ağaç taç izdüşümüne uygulanıp hafifçe karıştırmak, gövde dibine yığmaktan daha doğrudur. Kumlu topraklarda gübre daha sık ve az verilir çünkü besinler hızlı yıkanır; ağır killi topraklarda ise gübrenin toprak yapısını gevşetici etkisinden en çok fayda sağlanır.
Kötü yönetilen bir gübrelik; koku, sinek ve sızıntı yüzünden hem komşuluk ilişkilerini hem su kaynaklarını tehdit eder. Kokunun ana sebebi genellikle havasızlıktır; yığın sıkışıp havasız kaldığında ortaya çıkan gazlar keskin kokuya yol açar. Düzenli aktarma, yeterli altlık kullanımı ve yığının üstünü örtmek koku sorununu büyük ölçüde çözer. Sinek ise nemli, olgunlaşmamış ve dağınık gübrede ürer; gübreyi sıkı yığın halinde tutmak, üstünü örtmek ve olgunlaşmayı hızlandırmak sinek üreme ortamını ortadan kaldırır. Sızıntı yönetimi çevre açısından en kritik başlıktır: gübre suyu doğrudan dereye, göle veya yeraltı suyuna karışırsa hem çevre kirlenir hem yasal sorumluluk doğar. Bu nedenle gübreliğin sızıntısı toplanmalı ve toprağa kontrollü biçimde geri verilmelidir. Türkiye genelinde su kaynaklarının ve tarım havzalarının korunmasına yönelik düzenlemeler bulunduğundan, işletme büyüklüğüne göre gübre depolama ve sızıntı önleme konusunda yerel tarım ve orman müdürlüğü ile çevre mevzuatının aradığı şartların önceden öğrenilmesi, sonradan yaşanacak sorunları engeller.
Ahır gübresi sadece kendi tarlanızda kullanılacak bir girdi değil, doğru işlendiğinde satılabilir bir ürüne de dönüşebilir. En yaygın yol, gübreyi düzgün kompostlayıp torbalayarak veya dökme olarak bahçe sahiplerine, seracılara ve peyzajcılara satmaktır; olgunlaşmış, kokusu gitmiş ve elenmiş kompost, ham gübreye göre çok daha yüksek fiyat bulur. İkinci bir yol solucan gübresidir; belirli koşullarda kompostun solucanlarla işlenmesiyle elde edilen bu ürün, küçük hacimlerde yüksek değer taşır ve özellikle fide, saksı bitkisi ve organik üretimde aranır. Büyük hayvan varlığına sahip işletmeler için biyogaz seçeneği öne çıkar; gübrenin havasız ortamda fermantasyonundan hem enerji hem de fermantasyon sonrası yüksek nitelikli sıvı gübre elde edilir, ancak bu yatırım ciddi sermaye ve teknik yönetim gerektirdiğinden fizibilite şarttır. Küçük işletmede en akılcı katma değer ise çoğu zaman satın alınan kimyasal gübreden tasarruf etmektir. Kendi gübresini iyi yöneten üretici, her sezon dışarıya ödediği gübre parasının bir kısmını cebinde tutar; bu görünmeyen kazanç, çoğu zaman gübre satışından daha yüksek ve daha kalıcıdır.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni