Menü
Ağustos, tarlanın hâlâ yaz sıcağıyla kavrulduğu ama tecrübeli çiftçinin gözünü çoktan sonbahara diktiği aydır. Yaz sebzeleri hasadı sürerken boşalan parseller boş bırakılmaz; kışlık lahanagiller, sonbahar yeşillikleri ve turfanda ürünler için fide harcı ve tohum yatağı tam da bu ay kurulur. Ağustosta atılan doğru adım, kasım ve aralıkta pazarın en yüksek fiyat verdiği döneme ürün yetiştirmek anlamına gelir. Ancak sıcaklık, çimlenmeyi zorlaştırdığı ve fideyi yaktığı için bu ayın ekimi diğer aylardan farklı bir titizlik ister. Bu rehberde ağustosta hangi ürünlerin tohumunun atılacağını, hangilerinin fidesinin dikileceğini, bölgeler arasındaki takvim farklarını ve sıcakta çimlenmeyi kurtaracak pratik yöntemleri Türkiye koşullarına göre tek tek ele alıyoruz.
Ağustosun ilk yarısı, kök ve yaprak ürünlerinin doğrudan tohumla tarlaya atılması için elverişlidir çünkü bu ürünler serin gelen sonbaharda olgunlaşacak şekilde gelişir. Turp, ayın başından itibaren 25 ila 40 günde hasada gelen en hızlı üründür ve iki haftada bir sıra ekimiyle sürekli hasat sağlanır. Sonbahar havucu için ağustos son ekim penceresidir; tohum küçük ve çimlenmesi yavaş olduğu için sıra üzeri seyrek atıp toprağı sürekli nemli tutmak gerekir. Kışlık ıspanak, roka, maydanoz, dereotu ve tere de bu ay doğrudan ekilebilir. Kırmızı pancar (şeker pancarı değil, sofralık) ve şalgam yine ağustos ekimi olan köklü ürünlerdir. Ekimden önce tohum yatağını ince tırmıklayıp bastırmak, küçük tohumların toprakla tam temas etmesini ve düzgün çıkışı sağlar. Sıcak günlerde ekim yatağını akşamüstü sulamak, gündüz buharlaşmasını azaltır.
Ağustosun asıl yıldızları, temmuz-ağustos başında viyole atılıp bu ay tarlaya şaşırtılan lahanagiller ailesidir. Kışlık beyaz lahana, kırmızı lahana, karnabahar, brokoli ve Brüksel lahanası fideleri ağustos içinde tarlaya dikilir; geç kalınırsa baş bağlama soğuklara denk gelir ve verim düşer. Fide diktikten hemen sonra bol can suyu vermek ve mümkünse ilk birkaç gün gölgeleme yapmak, sıcakta fidenin tutmasını belirgin artırır. Pırasa, uzun bir gelişme istediği için ağustosta dikilen ürünlerin başında gelir ve dikimden sonra boğaz doldurma ile beyaz gövde uzatılır. Kışlık taze soğan da bu dönemde dikilebilir. Fide dikiminde en sık yapılan hata, sıcağın en yüksek olduğu öğle saatinde dikip fideyi yakmaktır; dikim daima akşamüstü veya kapalı-serin bir günde yapılmalıdır. Dikim aralığını türe göre ayarlamak, hava akımını ve baş iriliğini doğrudan etkiler.
Ağustosun en büyük düşmanı yüksek toprak sıcaklığıdır; birçok tohum toprak 30 dereceyi aştığında ya hiç çimlenmez ya da çıkış çok düzensiz olur. Marul ve ıspanak gibi serin sever tohumlar sıcakta uyku hâline geçtiği için bu ürünlerde çimlenmeyi tetiklemek için tohumu ekmeden önce birkaç saat serin suda bekletmek veya nemli bezde ön çimlendirme yapmak işe yarar. Ekim yatağının üzerini ince saman, çiğnenmiş kompost veya jüt bezle kısa süreli örtmek, toprağı serin ve nemli tutar; çıkış görülünce örtü hemen alınır. En kritik nokta nemin sürekliliğidir: sıcak günde günde iki kez, sabah erken ve akşamüstü hafif can suyu vermek, gün ortasında bir kez bol sulamaktan daha etkilidir çünkü tohum yatağının kabuk bağlayıp sertleşmesini önler. Gölgeleme filesi veya provizyonel bir tente kurmak, hem fideyi hem yeni çıkan çimleri güneş yanığından korur.
Türkiye'de ağustos takvimi tek değildir; iklim kuşağı ekim tarihini haftalarca kaydırır. Akdeniz ve Ege sahil şeridinde kışlar ılıman geçtiği için acele etmeye gerek yoktur; buralarda kışlık lahanagiller ağustos sonu, hatta eylül başına kadar dikilebilir ve kış boyunca hasat sürer. İç Anadolu ve Doğu Anadolu'nun yüksek yaylalarında ise ilk dondan geriye doğru sayarak plan yapmak şarttır; bu bölgelerde ağustos aslında son ekim ayıdır ve fide dikimi ayın ilk yarısında bitirilmelidir, aksi hâlde ürün olgunlaşmadan don vurur. Karadeniz'in nemli ve yağışlı iklimi yeşilliklere ve lahanagillere çok uygundur ancak fazla nem mantari hastalık riskini artırdığı için sık dikimden kaçınılmalıdır. Güneydoğu'da ağustos hâlâ çok sıcaktır; burada gölgeleme ve akşam sulaması olmadan çıkış almak zordur. Kendi ilçenizin ilk don tarihini bilmek, hangi ürüne ne zaman başlayacağınızın tek gerçek pusulasıdır.
Ağustosta domates, biber, patlıcan ve fasulye gibi yaz ürünlerinden boşalan sıralar boş bırakılırsa yabancı otla dolar ve toprak yorgun kalır. En doğrusu, hasadı biten parselin bitki artıklarını temizleyip toprağı havalandırmak, ardından yanmış çiftlik gübresi veya kompostla organik madde takviyesi yapmaktır. Yaz boyunca yoğun beslenen toprak, kışlık lahanagiller gibi obur ürünlere geçmeden önce dinlendirilmeli ya da beslenmelidir. Hemen ekim yapılmayacak parseller için yeşil gübre bitkisi (fiğ, çavdar gibi) atmak, toprağı hem örter hem de kışa besin bırakır. Nadasa bırakmak yerine hızlı bir yeşillik turu (roka, tere, turp) sıkıştırmak, aynı parselden bir ürün daha almanın pratik yoludur. Sulama hattı ve damlama boruları bu geçişte kontrol edilmeli, tıkalı damlatıcılar kışlık ekim öncesi temizlenmelidir. Toprak tahlili yaptırmak, hangi besinin eksik olduğunu tahmin yerine gerçek veriyle görmenizi sağlar.
Ağustos sadece sebze ayı değildir; sonbahar hayvancılığı ve toprak ıslahı için önemli bir ekim penceresidir. Sulanabilen tarlalarda ikinci ürün olarak silajlık mısır bazı bölgelerde hâlâ ekilebilir, ancak burada da ilk dona kadar kalan gün sayısı belirleyicidir. Kışlık yem bezelyesi, fiğ ve yonca gibi baklagil yem bitkileri için ağustos sonu ve eylül toprak hazırlığı dönemidir; bu bitkiler hem hayvana kaliteli kaba yem verir hem de kökleriyle toprağa azot bağlayarak sonraki ürünü besler. Erken sonbahar için çayır-mera ıslahı yapacak üreticiler tohum yatağını ağustosta hazırlamalıdır. Yem bitkisi ekiminde tohum derinliği kritiktir; küçük tohumlar derine ekilirse çıkış alınamaz. Yeşil gübre amacıyla ekilen baklagiller çiçeklenme başında toprağa gömüldüğünde organik madde ve azot bakımından en yüksek katkıyı sağlar.
Birinci ve en yaygın hata acele fide dikip sıcakta yakmaktır; ağustos güneşi taze fidenin yapraklarını birkaç saatte kavurur, bu yüzden dikim serin saate bırakılmalı ve ilk günler gölgelenmelidir. İkinci hata sulamada tutarsızlıktır; tohum yatağı bir gün kuruyup ertesi gün göllenirse çimlenme durur, düzenli ve az miktarda su vermek şarttır. Üçüncü hata, ilk don tarihini hesaba katmadan geç ürüne başlamaktır; olgunlaşma süresi kalan güne sığmayan bir ürün emek ve tohum kaybıdır. Dördüncü hata sık dikimdir; sıcak ve nemli havada sık dikilen lahanagiller havasız kalıp mantari hastalığa yakalanır. Beşinci hata, boşalan yaz parseline aynı familyadan ürünü art arda ekmek yani münavebeyi ihlal etmektir; bu, toprak kaynaklı hastalık ve zararlıyı biriktirir. Son olarak, tohumu güvenilmez kaynaktan almak çıkış oranını düşürür; sertifikalı, tazeliği bilinen tohum kullanmak baştan riski azaltır.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni