Menü
Meyve ağacının yıllarca bakımını yapıp da tek meyve toplayamamak, bahçe sahibi için en can sıkıcı durumların başında gelir. Oysa meyve vermeme çoğu zaman ağacın hastalığından değil, giderilebilir bir dizi nedenden kaynaklanır. Ağacın henüz verim yaşına gelmemiş olması, bahçede tozlayıcı çeşit bulunmaması, aşırı azotlu gübreleme, yanlış budama, bir yıl var bir yıl yok şeklindeki periyodisite ve gizli hastalık baskısı en sık karşılaşılan sebeplerdir. Bu rehberde her bir nedeni Türkiye koşullarına göre tek tek ele alıyor, ağacınızın neden çiçek açmadığını ya da çiçek açıp da meyve tutmadığını nasıl teşhis edeceğinizi ve pratik çözüm yollarını adım adım anlatıyoruz. Doğru teşhis, çoğu bahçede birkaç sezon içinde verimi geri getirir.
Meyve vermemenin en sık ama en çok göz ardı edilen nedeni ağacın henüz verim çağına gelmemiş olmasıdır. Her tür farklı yaşta meyveye yatar. Şeftali, kayısı ve erik gibi sert çekirdekliler aşılı fidanda genellikle 2 ile 4 yıl içinde ilk meyvesini verirken, elma ve armutta bu süre anaca göre 3 ile 6 yılı bulur. Ceviz çöğür (tohum) fidanıysa 7 ile 10 yıl bekletebilir, oysa aşılı ceviz 4 ile 5 yılda ürüne geçer. İşte burada kritik ayrım ortaya çıkar: Ağacınız aşılı mı yoksa çekirdekten mi çıkmış? Çekirdekten çıkan (yabani, çöğür) ağaçlar hem çok geç meyveye yatar hem de ana bitkinin özelliğini taşımaz; çoğu zaman ekşi, küçük, işe yaramaz meyve verir ya da hiç vermez. Ağacın gövdesinde toprak seviyesinden 10 ile 30 santim yukarıda kalınlaşma, düğüm ya da eğrilik şeklinde bir aşı noktası arayın. Böyle bir iz yoksa büyük ihtimalle çöğür bir ağaçla karşı karşıyasınız ve en sağlıklı çözüm, ağacı sağlam bir çeşitle aşılamak ya da aşılı fidanla değiştirmektir. Yaşı tutan aşılı bir ağaç hâlâ vermiyorsa nedeni başka yerdedir.
Bahçe sahiplerini en çok şaşırtan tablo, ağacın bahar boyu bembeyaz çiçeğe durup sonra tüm çiçeğini dökmesidir. Bunun baş sorumlusu genellikle tozlaşma eksikliğidir. Elma, armut, kiraz, badem ve çoğu erik çeşidi kendine kısırdır; yani kendi çiçek tozuyla döllenemez, uygun bir başka çeşide ihtiyaç duyar. Tek başına dikilmiş bir Starking elma ya da bir Napolyon kiraz, yanında uyumlu tozlayıcı olmadan yıllarca meyve tutmaz. Çözüm, aynı dönemde çiçeklenen ve uyumlu bir tozlayıcı çeşidi 15 ile 25 metre yakına dikmek ya da mevcut ağaca tozlayıcı bir dal aşılamaktır. Kayısı, şeftali, ayva ve nar gibi türler kendine verimli olsa da bu türlerde bile yakında ikinci bir ağaç verimi belirgin artırır. Tozlaşmanın gerçekleşmesi için arı şarttır. Çiçeklenme döneminde soğuk, yağmurlu ya da çok rüzgârlı hava arı uçuşunu keser ve döllenme olmaz. Bu dönemde bahçede ilaçlama yapmak arıları öldürerek felakete yol açar; çiçek zamanı asla böcek ilacı atılmaz. Bahçenize birkaç kovan arı getirmek ya da çevrede arıcılıkla anlaşmak tozlaşmayı ve verimi ciddi biçimde yükseltir.
Türkiye'nin iç ve geçit bölgelerinde meyve vermemenin en yıkıcı nedeni ilkbahar geç donlarıdır. Kayısı, badem ve şeftali gibi erken çiçek açan türler, şubat sonu ile nisan arasında gelen ani soğuklardan çok zarar görür. Açmış bir çiçek yaklaşık sıfırın altında 2 ile 4 derecede, küçük meyve bağlamış tomurcuk daha da düşük sıcaklıkta ölür. Dışarıdan ağaç sağlıklı görünür ama çiçek göbeği kararmıştır; bir çiçeği ikiye böldüğünüzde ortasının siyah olması don zararının kesin işaretidir. Malatya kayısı bölgesi başta olmak üzere pek çok yörede bazı yıllar rekolte tümüyle dona gider. Alınabilecek pratik önlemler arasında bahçeyi don çukuru olmayan, havanın akıp gittiği hafif meyilli araziye kurmak, don gecelerinde bahçede duman yapmak, mümkünse yağmurlama sulama ile çiçeği korumak ve en önemlisi yeni bahçe kurarken bölgeye ve rakıma uygun, geç çiçek açan çeşitleri seçmek gelir. Don riski yüksek yörede erken uyanan çeşit dikmek, her yıl ürünü kumar oynamak demektir.
Çok bakım her zaman çok meyve demek değildir; hatta çoğu zaman tersidir. Bahçe sahibinin sık düştüğü hata, ağacı sürekli azotlu gübre ve bol su ile beslemektir. Aşırı azot ağacı vejetatif büyümeye, yani sürekli sürgün ve yaprak yapmaya iter. Ağaç gür, koyu yeşil ve boğum araları uzun sürgünlerle dolar ama çiçek gözü oluşturmaz; bütün enerjisini dala ve yaprağa harcar. Özellikle her yıl bol hayvan gübresi atılan ya da tavuk gübresi verilen bahçelerde bu manzara sık görülür. Meyve gözünün oluşması için ağacın dengeli beslenmesi, azotun yanında fosfor ve özellikle potasyum alması gerekir. Çözüm olarak azotu kısın, ilkbahar sonu ve yaz başında fosfor-potasyum ağırlıklı bir gübrelemeye geçin. Verim yaşındaki bir ağaçta aşırı sürgünü dengelemek için yaz budaması, sürgün uçlarını alma ve dalları yatay konuma getirme (dal eğme) çiçek gözü oluşumunu teşvik eder. Toprağınızın gerçek ihtiyacını görmek için birkaç yılda bir toprak analizi yaptırıp gübrelemeyi sonuca göre planlamak, körlemesine gübre atmaktan çok daha verimlidir. En doğru gübre programı, il ya da ilçe tarım müdürlüğü ve ziraat odasından alınacak analiz temelli öneriyle kurulur.
Yanlış ya da hiç yapılmayan budama, meyve vermemenin gizli nedenlerindendir. İki uç da zararlıdır. Hiç budanmayan ağaç zamanla içi sıklaşır, güneş ve hava iç dallara girmez; ışık almayan dallar çiçek gözü yapmaz ve yalnızca ağacın tepesinde, gölgede kalmayan uçlarda az miktar meyve olur. Diğer uçta aşırı ve bilinçsiz budama vardır: Her tür meyve gözünü farklı yerde taşır. Şeftali bir önceki yılın taze sürgünlerinde meyve verir; bu sürgünleri toptan kesmek o yılki ürünü sıfırlar. Elma ve armut ise kısa meyve dalcıkları (dalcık, kese) üzerinde yıllarca meyve verir; bu dalcıkları temizlik yaparken kesmek verimi düşürür. Kiraz ve cevizde de sert budama ürünü geciktirir. Doğru yaklaşım, önce her türün nerede meyve verdiğini öğrenmek, sonra ağacın içini havalandıracak kadar hasta, kuru, birbirine sürten ve dik su sürgünlerini (obur dal) çıkarmak, verimli meyve dallarını korumaktır. Budama kış sonu, ağaç uyku hâlindeyken ve keskin, temiz aletle yapılır; her ağaçtan sonra alet dezenfekte edilerek hastalık taşınması önlenir.
Bazı ağaçlar bir yıl dallar kırılırcasına ürün verip ertesi yıl neredeyse hiç vermez. Buna periyodisite ya da halk arasında bir yaş bir yok denir. Zeytin, elmanın bazı çeşitleri, Antep fıstığı ve badem bu davranışa yatkındır. Nedeni fizyolojiktir: Aşırı meyve yükü olan yılda ağaç bütün enerjisini o meyveleri olgunlaştırmaya harcar, gelecek yılın çiçek gözlerini oluşturmaya gücü kalmaz; böylece ertesi yıl boş geçer. Bu döngü bir kez kurulunca kendini besleyerek yıllarca sürebilir. Kırmanın en etkili yolu yük yılında meyveyi seyreltmektir. Küçük meyve döneminde fazla meyveyi elle ya da budama ile azaltmak, ağacın bir kısım enerjisini gelecek yılın gözlerine ayırmasını sağlar. Böylece iki yıl arasındaki uçurum kapanır ve her yıl orta düzeyde, düzenli ürün alınır. Ayrıca yük yılında ağacı iyi beslemek ve sulamak, boş yıla geçişi yumuşatır. Zeytinde ve fıstıkta periyodisite büyük ölçüde çeşit özelliğidir; yeni bahçe kurarken bu eğilimi daha az olan çeşitleri tercih etmek uzun vadede işi kolaylaştırır.
Ağaç yeterince güçlü değilse çiçek de meyve de tutmaz. Kök boğazı çürüklüğü, kanser yaraları, gövde ve dallarda zamklanma, yaprak delen ve monilya gibi fungal hastalıklar ağacı halsiz bırakır; enerjisini hayatta kalmaya harcayan ağaç üremeye sıra bulamaz. Çiçek ve genç meyveyi doğrudan vuran monilya (çiçek monilyası) özellikle kayısı ve vişnede çiçekleri aniden kurutur. Zararlılar cephesinde ise iç kurtları, çiçek ve tomurcuk delen böcekler ürünü daha bağlamadan yok edebilir. Toprak altındaki sorunlar da sinsidir: Taban suyu yüksek, ağır killi ve havasız topraklarda kök boğulur, ağaç sararır ve verimden düşer. Aşırı ya da yetersiz sulama, kireçli toprakta demir bağlanmasına bağlı sararma (kloroz) da ağacı zayıflatır. Doğru yaklaşım önce teşhistir: Yaprak rengi, gövde yaraları, kök boğazı ve toprağın su tutma durumu incelenir. Mücadelede kültürel önlemler öndedir; hasta dalların kesilip bahçeden uzaklaştırılması, kışlık temizlik, dengeli sulama ve drenaj çoğu sorunu hafifletir. Kimyasal mücadele gerektiğinde ise mutlaka ruhsatlı ürün, etiketinde yazan doza ve döneme uyularak kullanılmalı; teşhis ve ilaç seçimi için ziraat mühendisi ya da il/ilçe tarım müdürlüğünden destek alınmalıdır. Bilinçsiz ilaçlama hem faydalı arıyı öldürür hem de sorunu çözmez.
Bütün bu nedenleri karşınızdaki ağaca uygulamak için basit bir sıra izleyin. Önce yaşa ve aşıya bakın: Ağaç verim çağında mı, aşı izi var mı? Çöğürse çözüm aşılamadır. İkinci adımda çiçeklenmeyi gözlemleyin. Ağaç hiç çiçek açmıyorsa sorun genellikle yaş, aşırı azot, budama ya da gölgede kalmadır; enerjiyi dalda tutan aşırı gübre ve ışıksızlık ilk şüphelilerdir. Ağaç bol çiçek açıp meyve tutmuyorsa gözünüzü tozlaşmaya, dona ve çiçek dönemi ilaçlamasına çevirin; bir çiçeği ikiye bölüp göbeğin kararıp kararmadığına bakarak don zararını anında anlarsınız. Üçüncü adımda geçmiş yılın kaydını düşünün: Geçen yıl bol ürün olduysa bu yılki boşluk büyük olasılıkla periyodisitedir. Son olarak ağacın genel sağlığını, gövde yaralarını, kök boğazını ve toprağın su durumunu kontrol edin. Çoğu bahçede sorun tek değil, iki üç nedenin birleşimidir; örneğin tek başına dikilmiş, aşırı gübrelenmiş ve hiç budanmamış bir ağaç aynı anda hem tozlayıcısızlıktan hem azottan zarar görüyor olabilir. Doğru teşhis sonrası önlemler alındığında çoğu ağaç bir ya da iki sezon içinde tekrar ürüne geçer. Emin olamadığınız durumlarda yaprak, dal ve gerekirse toprak örneğiyle ziraat odasına ya da tarım müdürlüğüne başvurmak en sağlam yoldur.
Zorunlu olmayan çerezler onay vermediğiniz durumlarda kullanılmaz. Kategorileri açıp tercihinizi belirleyebilir, yurt dışı aktarımına ayrıca onay verebilirsiniz. Çerez Aydınlatma Metni