Midye Yetiştiriciliği

Midye, Türkiye kıyılarında doğal olarak bulunan ve son yıllarda kültür yetiştiriciliği hızla yaygınlaşan bir çift kabuklu deniz canlısıdır. Ülkemizde yetiştirilen başlıca tür, halk arasında kara midye olarak bilinen Akdeniz midyesidir (Mytilus galloprovincialis). Bu tür soğuk ve ılıman sularda iyi geliştiği için Marmara Denizi, Ege ve Karadeniz kıyıları yetiştiricilik bakımından elverişlidir. Midye, ek yeme ihtiyaç duymadan suyu süzerek içindeki mikroskobik bitkisel planktonla beslenir; bu özelliği onu çevre dostu ve düşük maliyetli bir su ürünü haline getirir. Üretim için hayvana yem verilmediğinden, başarı büyük ölçüde suyun temizliğine, akıntıya ve besin zenginliğine bağlıdır. Türkiye'de denizde kültür midyesi yetiştiriciliğine 2000'li yılların başında ticari ölçekte başlanmış, özellikle Marmara Denizi'nin güney kıyılarında, Erdek ve Marmara Adası çevresi ile Gelibolu yöresinde tesisler kurulmuştur. Yetiştiricilik için en uygun yöntem, askıda uzun halat sistemidir; bu sistemde midyeler suya sarkıtılan halatlara tutunarak büyür. Kültür midyesi üretimi son yıllarda artış göstererek yıllık on binlerce ton düzeyine ulaşmıştır. Midyenin yurt içi tüketimi yüksektir; özellikle midye dolma ve tava olarak büyük şehirlerde yoğun talep görür. Bunun yanında çevre ülkelere, özellikle bazı Körfez pazarlarına yönelik ihracat potansiyeli de bulunmaktadır. Kabuklu su ürünleri gıda güvenliği açısından hassas olduğundan, yetiştiricilikte üretim sahasının sınıflandırılması ve hasat sonrası arıtım (depurasyon) zorunludur. Bu rehberde midye yetiştiriciliğinin barınak koşulları, besleme mantığı, bakım, üreme dönemi ve verimi Türkiye koşulları çerçevesinde özetlenmektedir.

Başak Yazılım - İçerik - Üst (SEO sayfa başı) Başak Yazılım 2 - İçerik - Üst (SEO sayfa başı) Gozeten Bal - İçerik - Üst (SEO sayfa başı) Sponsorlu
Ürün ve hizmetlerinizi çiftçiye gösterin
300 bin
görüntülenme
Doğrudan
çiftçiye ulaşın
Markanızı
tarımda öne çıkarın
Reklam verin Detaylı bilgi için tıklayın

Barınak

Midye yetiştiriciliğinde klasik anlamda bir barınak değil, denizde kurulan açık su tesisleri söz konusudur. Türkiye koşullarında en yaygın sistem askıda uzun halat (long-line) yöntemidir. Bu yöntemde su yüzeyine paralel ana taşıyıcı halatlar şamandıralarla yüzdürülür; bu ana halatlara bağlanan dikey koleksiyon halatları denize sarkıtılarak midye larvalarının tutunması ve büyümesi sağlanır. Tesis yeri seçimi başarının en kritik aşamasıdır. Saha; dalga ve akıntıdan aşırı etkilenmeyen, korunaklı koy ve körfezlerde, yeterli su derinliği ve iyi su sirkülasyonu olan yerlerde planlanmalıdır. Suyun askıda besin (plankton) bakımından zengin olması büyümeyi doğrudan etkiler. Marmara Denizi'nin güney kıyıları, Erdek ve Gelibolu çevresi ile uygun Ege ve Karadeniz koylar bu açıdan tercih edilen bölgelerdir. Tesis kurulurken yetkili kurumlardan su ürünleri yetiştiricilik izni ve kira/tahsis işlemleri tamamlanmalı, saha sınırları şamandıralarla işaretlenmelidir. Yerleşim alanlarının atık su deşarjından, liman ve yoğun deniz trafiğinden uzak olması gıda güvenliği açısından gereklidir. Üretim sahaları, kabuklu su ürünlerinde halk sağlığı denetimi kapsamında ilgili bakanlık tarafından sınıflandırılır; izlenen sahalardan hasat esastır.

Besleme

Midye beslenmesi, kara hayvancılığından tamamen farklıdır ve yetiştiriciliğin en büyük avantajını oluşturur: midyeye dışarıdan yem verilmez. Midye, kabuklarını aralayarak suyu süzen bir filtre canlısıdır; suyun içindeki mikroskobik bitkisel plankton (fitoplankton) ve askıdaki organik parçacıkları süzerek beslenir. Bir midye günde yüzlerce litre suyu süzebilir. Bu nedenle besleme yönetimi, aslında saha yönetimidir. Büyüme hızı doğrudan suyun besin zenginliğine, sıcaklığına ve akıntıya bağlıdır. Plankton üretiminin yüksek olduğu dönemlerde midyeler hızlı büyür ve et verimi (et oranı) artar. Akıntının zayıf olduğu, midyelerin sık yerleştirildiği sahalarda besin rekabeti artar ve büyüme yavaşlar; bu yüzden halatlardaki yoğunluğun dengeli tutulması önemlidir. Yem maliyeti bulunmadığından üretim girdileri düşüktür; ancak suyun kalitesi ürünün hem büyüklüğünü hem de gıda güvenliğini belirler. Midye süzdüğü her şeyi bünyesinde biriktirdiğinden, kirli veya plankton patlaması (alg) riski taşıyan sularda hem büyüme bozulur hem de tüketim açısından risk doğar. Bu nedenle saha izleme ve plankton takibi, beslemenin ayrılmaz parçasıdır.

Bakım ve Sağlık

Midye yetiştiriciliğinde bakım, sürünün düzenli izlenmesi ve halat sisteminin yönetimi üzerine kuruludur. Tutunma (yavru toplama) döneminden sonra halatlar üzerindeki midye yoğunluğu kontrol edilir; aşırı yoğun halatlarda büyüme yavaşladığı için seyreltme ve yeniden çuvallama (sökme-takma) işlemleri yapılabilir. Halatlara tutunan yosun, denizşakayığı ve diğer örtücü canlılar zamanla yük oluşturur; bu nedenle ekipmanın periyodik temizliği ve şamandıraların kontrolü gereklidir. Fırtına ve sert hava sahada en büyük fiziksel risktir. Bağlantı halatları, çapa ve şamandıra sistemi düzenli denetlenmeli, yıpranan parçalar değiştirilmelidir. Yağmacı olarak deniz yıldızı, yengeç ve bazı balıklar ile midye yüzeyini delen canlılar kayıba yol açabilir; bunlara karşı kültürel önlem olarak halatların düzenli gözlenmesi, etkilenen kısımların ayıklanması ve sahanın temiz tutulması önerilir. Gıda güvenliği bakımı en kritik aşamadır. Üretim sahası resmi izleme programı kapsamında sınıflandırılır ve plankton, biyotoksin ile mikrobiyolojik açıdan takip edilir. Hasat sonrası, sahanın sınıfına göre arıtım (depurasyon) tesisinde temizleme zorunlu olabilir. Hasattan tüketiciye kadar soğuk zincirin korunması ürün kalitesi için şarttır. Bu rehber genel bilgi amaçlıdır; sağlık, izin ve hastalık konularında il/ilçe tarım müdürlükleri ve bir veteriner hekim ya da su ürünleri uzmanına başvurulmalıdır.

Üreme ve Damızlık

Midyeler ayrı eşeyli (erkek ve dişi birey) canlılardır ve döllenme suda gerçekleşir. Üreme döneminde dişi ve erkek bireyler yumurta ve spermlerini doğrudan suya bırakır; döllenme dış ortamda olur. Döllenmiş yumurtalardan kısa sürede serbest yüzen larvalar oluşur ve bu larvalar bir süre su kütlesi içinde planktonik olarak yaşar. Larval dönemin sonunda larvalar uygun bir yüzeye tutunarak (yerleşme) genç midyeye dönüşür. İşte yetiştiricilik bu doğal döngüden yararlanır: koleksiyon halatları denize, larvaların bol olduğu yerleşme döneminde indirilir ve genç midyelerin halatlara doğal olarak tutunması sağlanır. Bu nedenle Türkiye'deki üretimin büyük bölümü, kuluçkahane yerine doğal yavrudan (doğal toplama) beslenir. Üreme zamanlaması su sıcaklığına bağlıdır ve bölgeden bölgeye, yıldan yıla değişir. Genel olarak ılıman dönemlerde yoğun yumurtlama görülür. Yetiştirici için kritik nokta, yerleşme döneminin doğru takip edilip koleksiyon halatlarının zamanında suya konmasıdır; bu, sezonun yavru verimini doğrudan belirler.

Verim

Midye yetiştiriciliğinin verimi, suyun besin zenginliği ve sahanın yönetimiyle doğrudan ilişkilidir. Türkiye koşullarında en yaygın kullanılan askıda uzun halat yönteminde, üretim sezonu sonunda bir metre koleksiyon halatından yaklaşık 10 kilograma kadar midye elde edilebildiği bildirilmektedir. Bu değer; saha, sıcaklık, akıntı ve yoğunluğa göre değişir. Yavrunun halata tutunmasından pazar boyuna ulaşmasına kadar geçen süre genellikle bir yetiştirme sezonunu kapsar; uygun sahalarda midyeler bir yıl içinde hasat boyuna gelebilir. Verimde ölçüt yalnızca kabuk büyüklüğü değil, et oranıdır; et verimi yüksek dönemlerde (genellikle besinin bol olduğu mevsimlerde) hasat ticari olarak daha değerlidir. Ekonomik açıdan midyenin en güçlü yönü, yem girdisi olmaması ve doğal yavrudan üretilebilmesidir; bu, birim maliyeti düşürür. Türkiye'de kültür midyesi üretimi son yıllarda belirgin artış göstererek yıllık on binlerce ton düzeyine ulaşmıştır. İç pazarda midye dolma ve tava olarak güçlü bir talep bulunurken, çevre ülkelere yönelik ihracat da ek gelir kapısıdır. Verimliliği sürdürmek için saha rotasyonu, yoğunluk yönetimi ve gıda güvenliği izlemesi şarttır.

Önemli uyarı: Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır. Hayvan sağlığında teşhis, aşılama programı ve tedavi yalnızca veteriner hekim tarafından planlanıp yürütülür. İhbarı mecburi hastalıklardan şüphelenildiğinde derhal en yakın İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne bildirilmelidir.

Midye Yetiştiriciliği Hakkında Sık Sorulan Sorular

Midye barınağı nasıl olmalıdır?

Midye yetiştiriciliğinde klasik anlamda bir barınak değil, denizde kurulan açık su tesisleri söz konusudur. Türkiye koşullarında en yaygın sistem askıda uzun halat (long-line) yöntemidir. Bu yöntemde su yüzeyine paralel ana taşıyıcı halatlar şamandıralarla yüzdürülür; bu ana halatlara bağlanan dikey koleksiyon halatları denize sarkıtılarak midye larvalarının tutunması ve büyümesi sağlanır. Tesis yeri seçimi başarının en kritik aşamasıdır. Saha; dalga ve akıntıdan aşırı etkilenmeyen, korunaklı koy ve körfezlerde, yeterli su derinliği ve iyi su sirkülasyonu olan yerlerde planlanmalıdır. Suyun askıda besin (plankton) bakımından zengin olması büyümeyi doğrudan etkiler. Marmara Denizi'nin güney kıyıları, Erdek ve Gelibolu çevresi ile uygun Ege ve Karadeniz koylar bu açıdan tercih edilen bölgelerdir. Tesis kurulurken yetkili kurumlardan su ürünleri yetiştiricilik izni ve kira/tahsis işlemleri tamamlanmalı, saha sınırları şamandıralarla işaretlenmelidir. Yerleşim alanlarının atık su deşarjından, liman ve yoğun deniz trafiğinden uzak olması gıda güvenliği açısından gereklidir. Üretim sahaları, kabuklu su ürünlerinde halk sağlığı denetimi kapsamında ilgili bakanlık tarafından sınıflandırılır; izlenen sahalardan hasat esastır.

Midye nasıl beslenir?

Midye beslenmesi, kara hayvancılığından tamamen farklıdır ve yetiştiriciliğin en büyük avantajını oluşturur: midyeye dışarıdan yem verilmez. Midye, kabuklarını aralayarak suyu süzen bir filtre canlısıdır; suyun içindeki mikroskobik bitkisel plankton (fitoplankton) ve askıdaki organik parçacıkları süzerek beslenir. Bir midye günde yüzlerce litre suyu süzebilir. Bu nedenle besleme yönetimi, aslında saha yönetimidir. Büyüme hızı doğrudan suyun besin zenginliğine, sıcaklığına ve akıntıya bağlıdır. Plankton üretiminin yüksek olduğu dönemlerde midyeler hızlı büyür ve et verimi (et oranı) artar. Akıntının zayıf olduğu, midyelerin sık yerleştirildiği sahalarda besin rekabeti artar ve büyüme yavaşlar; bu yüzden halatlardaki yoğunluğun dengeli tutulması önemlidir. Yem maliyeti bulunmadığından üretim girdileri düşüktür; ancak suyun kalitesi ürünün hem büyüklüğünü hem de gıda güvenliğini belirler. Midye süzdüğü her şeyi bünyesinde biriktirdiğinden, kirli veya plankton patlaması (alg) riski taşıyan sularda hem büyüme bozulur hem de tüketim açısından risk doğar. Bu nedenle saha izleme ve plankton takibi, beslemenin ayrılmaz parçasıdır.

Midye bakımında nelere dikkat edilir?

Midye yetiştiriciliğinde bakım, sürünün düzenli izlenmesi ve halat sisteminin yönetimi üzerine kuruludur. Tutunma (yavru toplama) döneminden sonra halatlar üzerindeki midye yoğunluğu kontrol edilir; aşırı yoğun halatlarda büyüme yavaşladığı için seyreltme ve yeniden çuvallama (sökme-takma) işlemleri yapılabilir. Halatlara tutunan yosun, denizşakayığı ve diğer örtücü canlılar zamanla yük oluşturur; bu nedenle ekipmanın periyodik temizliği ve şamandıraların kontrolü gereklidir. Fırtına ve sert hava sahada en büyük fiziksel risktir. Bağlantı halatları, çapa ve şamandıra sistemi düzenli denetlenmeli, yıpranan parçalar değiştirilmelidir. Yağmacı olarak deniz yıldızı, yengeç ve bazı balıklar ile midye yüzeyini delen canlılar kayıba yol açabilir; bunlara karşı kültürel önlem olarak halatların düzenli gözlenmesi, etkilenen kısımların ayıklanması ve sahanın temiz tutulması önerilir. Gıda güvenliği bakımı en kritik aşamadır. Üretim sahası resmi izleme programı kapsamında sınıflandırılır ve plankton, biyotoksin ile mikrobiyolojik açıdan takip edilir. Hasat sonrası, sahanın sınıfına göre arıtım (depurasyon) tesisinde temizleme zorunlu olabilir. Hasattan tüketiciye kadar soğuk zincirin korunması ürün kalitesi için şarttır. Bu rehber genel bilgi amaçlıdır; sağlık, izin ve hastalık konularında il/ilçe tarım müdürlükleri ve bir veteriner hekim ya da su ürünleri uzmanına başvurulmalıdır.

Midye üremesi ve damızlık seçimi nasıldır?

Midyeler ayrı eşeyli (erkek ve dişi birey) canlılardır ve döllenme suda gerçekleşir. Üreme döneminde dişi ve erkek bireyler yumurta ve spermlerini doğrudan suya bırakır; döllenme dış ortamda olur. Döllenmiş yumurtalardan kısa sürede serbest yüzen larvalar oluşur ve bu larvalar bir süre su kütlesi içinde planktonik olarak yaşar. Larval dönemin sonunda larvalar uygun bir yüzeye tutunarak (yerleşme) genç midyeye dönüşür. İşte yetiştiricilik bu doğal döngüden yararlanır: koleksiyon halatları denize, larvaların bol olduğu yerleşme döneminde indirilir ve genç midyelerin halatlara doğal olarak tutunması sağlanır. Bu nedenle Türkiye'deki üretimin büyük bölümü, kuluçkahane yerine doğal yavrudan (doğal toplama) beslenir. Üreme zamanlaması su sıcaklığına bağlıdır ve bölgeden bölgeye, yıldan yıla değişir. Genel olarak ılıman dönemlerde yoğun yumurtlama görülür. Yetiştirici için kritik nokta, yerleşme döneminin doğru takip edilip koleksiyon halatlarının zamanında suya konmasıdır; bu, sezonun yavru verimini doğrudan belirler.

Kaynak: T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü (Midye Biyolojisi ve Yetiştirme Teknikleri) (bağlantı).
Başak Yazılım - İçerik - Alt (SEO sayfa sonu) Başak Yazılım 2 - İçerik - Alt (SEO sayfa sonu) Gozeten Bal - İçerik - Alt (SEO sayfa sonu) Sponsorlu

Midye alıcı ve satıcıları Harman'da

Ücretsiz İlan Ver Tüm İlanları İncele Tarım Kütüphanesi
Tarım Rehberleri ve Araçları Tüm rehberleri gör